“İslamcı - İslamist”, “Siyasal İslamcı”, “İslamcı terörist”, “İslami terör”, “Şeriat Rejimi”, “Aşırı dinci”, “Cihatçılar - Cihadist”, “Ümmetçiler” vb.
Bunlar ilk bakışta göze çarpan kavramlar…
İslam düşmanlarının kendi düşünce atölyelerinde üretip günlük hayatımıza da soktukları bu kavramlar, hatırlayamayacağımız kadar eski değildir. Düşmanın bu kavramları üretip kullanmaktaki amacı, “İslami değer” adına ne varsa, hepsini itibarsızlaştırmak, düşmanlaştırmak, ötekileştirmek ve insanlığın zararına olduğuna toplumu ikna etmek… Burada bilmemiz gereken şey, bu kavramların her birinin birer savaş aleti olarak kullanılıyor olmasıdır. Bıçak gibi, kurşun gibi ve bomba gibi yaralayıcı ve öldürücü araçlardan tek farkları ise, soyut olmalarıdır. Soyut, ama etkisi de etki alanı da çok daha geniş… Zaten Müslümanların bile kayda değer bir kısmının bu kavramları kullanıyor olmaları da bu kavramların etkisinin ve etki alanının ne kadar büyük olduğunu göstermeye yetiyor.
Burada akla gelen bir soru, İslam’dan başka bir dinin ve Müslümanlardan başka bir kesimin de bu ve benzeri kavramlarla saldırılara maruz kalıp kalmadıklarıdır. Ki buna cevabımız olumsuzdur.
Çünkü kanlı eylemlere girişenler, katliam ve hatta soykırım yapanlar eğer Budist, Hindu, Hristiyan ve Yahudi iseler, tıpkı Müslümanlara yaptıkları gibi onlar için dini sıfatlar kullanmıyorlar. Mesela, Hristiyan Amerika, bir ülkeyi işgal ettiğinde, bir ülkeye saldırdığında savaş ilanı dahi yapmadan bir ülkenin Başkanını esir aldığında, kimse “Hristiyan Rejimi”, “Hristiyan Trump”, “aşırı dinci Trump”, “Papaz Rejimi”, “Hristiyan Amerika”, “İşgalci Hristiyanlar” ve “katliamcı Hristiyanlar” gibi tanımlar yapmıyor.
Bir de şahıslardan örnek verelim, Hatırlarsanız, Norveç’te, Anders Behring Breivik adında bir Hristiyan 22 Eylül 2011’de 77 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir terör eylemi gerçekleştirdi. Anılan şahıs bunu Hristiyanlık adına yaptığını söylediği halde, Batılılar, bir kez bile olsun, “Hristiyan terörist” ve “Aşırı dinci Breivik” demediler. Hakeza Yeni Zelanda’da 15 Mart 2019’da iki Camiye saldırıp 40 kişiyi öldüren de Hristiyan olmasına ve bu eylemi din adına gerçekleştirdiğini itiraf etmesine rağmen kimse çıkıp da, “Hristiyan terörist Brenton Tarrant” veya “aşırı dinci Tarrant” demedi.
Bir örnek de bugünden. İki yılı aşkın bir zamandır Gazze’de Yahudilik adına soykırım yapan bir israil var. Taciz, tecavüz, işkence, göç ettirme, ağaç kesme ve kısaca vahşet adına ne varsa, hepsini Yahudilik adına yaptıklarını söylüyorlar. Buna rağmen “Yahudi Devleti”, “Yahudi Rejim”, “Dinci Devlet”, “Haham Rejimi”, “Yahudi teröristler”, “Yahudi işgalciler” ve “Yahudi terörist yerleşimciler” türünden sözler duyanlarımız ve okuyanlarımız oldu mu?
Hemen “Antisemit - Yahudi düşmanı” olarak suçlanıp çeşitli cezalara çarptırılmaz mı?
Görüldüğü gibi, kutsal kavramları bağlamından koparılarak kötüye kullanılan ve kendi kavramları üzerinden saldırılara uğrayıp aşağılananlar sadece biz Müslümanlarız. Peki, biz ne yapıyoruz? Onların dilini – üslubunu kullanmaktan hatta onların diliyle birbirimizi yaralamaktan, itham etmekten öte bir şey yaptığımız var mı?
Öyle ki, sosyal medyadan gazetelere ve TV ekranlarına kadar “İslamcılar”, “Siyasal İslamcılar”, “Molla Rejimi” “Cihatçılar”, “IŞİDçiler”, “Aşırı Dinciler” ve “Ümmetçiler” gibi kelimelerden geçilmiyor.
Farkında değiliz, ama zihnimiz de iğfal ve işgal edilmiştir. Öyle olmasa, dilimizden kendi kutsal değerlerimizle kendimize hakaret kelimeleri dökülür mü?
Zaten halimizle de ispatladığımız gibi, zihnini ve dilini düşmanının işgalinden kurtaramamış bir ümmet, eliyle de cehd - cidal içine girmiyor. Hatta buna cesareti de olmuyor. Bu Cehd – cidalinin ciddi kısmını da birbirine karşı veriyor. Öyleyse gelin bari dilimizi – üslubumuzu işgalden kurtaralım…