Olayın çıkar ilişkileri boyutunu ön plana çıkarır kimileri. Karşılıklı çıkarlar söz konusudur; ama her zaman bundan faydalanan israildir. Yardımlar, destekler, hibeler Amerika`dan israil`e doğru akar her zaman.
Bu arada şu ayrıntıyı da göz ardı etmemek lazım.Amerika`da Siyonistler nüfuslarına oranla çok güçlü konumdadırlar.
Eyüp Can bir yazısında Amerika`daki Yahudi oranının % 3 (altı milyon) olduğunu; ama en iyi üniversitelerde Yahudi oranının % 23 olduğunu yazmıştı.İstatistikler sinema sektörünün üçte bir oranında, medyanın ise daha yüksek bir oranda Yahudi kökenlilerin kontrolünde olduğunu gösteriyor.
Amerika`da her seçim döneminde her adayın başkan yardımcısı Yahudilerdendir.
Diyebilirsiniz ki, servet Amerikalı Siyonistlerin elinde bulunuyor ve israil`e akan yardımlar da bazıları için paranın bir cepten diğerine alınmasından başka bir şey değildir.
Haklısınız; ama genlere kadar işlemiş bulunan Yahudi cimriliği olgusu orta yerdeyken bu yardımları sadece bu şekilde açıklamak da zor oluyor.
Meselenin başka boyutlarına da bakmak gerekiyor.
Mesela radikal Yahudiler ile Siyonist Hıristiyanlar (Evangelist Protestanlar) arasındaki sıkı akide bağından söz edebiliriz.
Biliyorsunuz Siyonist Hıristiyanların 'Tanrıyı kıyamete zorlama' adı verilen bir projeyi yürüttükleri söyleniyor. Bush`un dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Chirack`a 'Gog ve Megok çıktı, bize yardım etmelisiniz' dediği iddia ediliyordu. (Gog ve Megog, bizdeki Ye`cüc ile Me`cüc`ün karşılığı imiş)
Siyonist Hıristiyanlara göre israil`in desteklenmesi dini bir vecibedir. Yahudilere verilen destekle onlar Müslümanları mağlup edecekler, böylece İsa yeryüzüne geri dönecektir. Armageddon (kıyamet savaşı) vuku bulacak ve yeryüzü kötülerden temizlenecek.
Bush ve avanesi bu felsefeye sıkı sıkıya bağlı idi. Ağzını tutamaz ve sık sık haçlı savaşlarına vurgu yapardı da dünya medyası bu sözleri gaf olarak kabul ettirir meseleyi unuttururdu.
Amerikan desteği tek başına bu sebepten de olamaz diyor bazı uzmanlar. Evet, bu zihniyet güçlü olabilir; ama buna tepki gösterecek inanç ve fikir grupları da var.
Öyleyse nedir Amerika`nın derdi?
Tüm dünyanın gözü önünde işlenen cinayetlere bile neden sahip çıkıyor Amerika?
Birçok dost ve müttefikinin gözünde kötü durumda kalmayı göze almasına sebep nedir?
Baksanıza Hain Mahmut Abbas, Filistin`in yüzde sekseninden vazgeçiyor, sadece yüzde yirmisi üzerinde iğdiş edilmiş, parçalanmış, bağları koparılmış, mültecilerini unutmuş bir devlet ilanına kalkışıyor;ama bunu da Amerika`ya kabul ettiremiyor.
Peşin peşin vetodan söz ediyor Barack Obama.
Kartlarını açık açık oynuyor Obama ve 'Bizim engelimizi aşabilmeniz için israil`i ikna edin' demeye getiriyor.
Yahudilerin tarihsel mazlumiyetinden söz ederken müşfik bir baba portresi çiziyor.
Amerika`nın klasik söylemini en açık kelimelerle ifade ediyor.
Bundan besleniyor Siyonist kudurganlar, şişiyor, kabarıyorlar.
İşgal altındaki topraklarda yeni yerleşim alanları inşasına başlıyorlar.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İsrail`in Doğu Kudüs ve Batı Şeria`da yeni Yahudi yerleşim birimleri inşasının karşılıklı güveni zedelediğini söylüyor.
Kimler arasındaki güveni kastettiğini anlamadım; ama sanki 'Evladım, biraz yavaş ol!' demek istiyor.
Haylaz evlat, babanın müşfik bakışları altında biraz daha kuduruyor. Hiç kimseyi takmıyor, çünkü babasının herkesi dövebileceğinden son derece emindir.
Müşfik baba, haylaz evlat birlikteliği teröristlikteki ortak dili kullanmakla da pekişiyor.
Aynı şekilde hukuk dinlemiyor, aynı şekilde zulmediyorlar, böylece ortak yanlarını artırıyorlar.İkisi de korsan, ikisi de işgalci, ikisi de sömürgeci.
Dünya anlamazsa da önemli değil, onlar birbirlerini iyi anlıyorlar.