Konuk Yazar

Şehadet Misakı

19.04.2021 07:00:24 / Konuk Yazar

Değerli kardeşlerim!

Her yıl bize yeniden hayat vermeye gelen bir Ramazan'a daha bizleri ulaştıran Rabbimize hamd-ü senalar olsun.

Ramazan’ı bir hikmet okuluna, bir merhamet eğitimine, bir nefis terbiyesine dönüştüren Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.

Hepinizin Ramazan-ı şerifi mübarek olsun.

Bu yazımda başlıktan da anlaşılacağı üzere Kur’an’da Allah-insan ilişkisinden bahsedeceğim.

Bu ilişkileri maddeler haline getirecek olursak şu üç madde, daha doğrusu şu üç misak ön plana çıkıyor. Birincisi risalet misakı, ikincisi emanet misakı ve üçüncüsü şehadet misakıdır. Her üç maddeyi bir yazıya sığdırmak uzun ve zor olacağından bu yazımda şehadet misakı üzerinde durmaya çalışacağım.

Değerli kardeşlerim, öncelikle misak kavramını açıklayacak olursak "iki tarafın karşılıklı güven sözleşmesidir." Nitekim Kur’an'da yirmi üç ayette yirmi beş defa geçen misak, karşılıklı güvene dayalı ilahi sözleşmedir.

Rad suresinde Rabbimiz şöyle buyurur. "Ellezine yufune bi ahdillahi ve la yenkudunel misak. -Onlar Allah' la olan ahdi yerine getirirler, misakı bozmazlar.-".(13/20). Sonrasında bu kişilerin akıbeti ile ilgili "ulaike lehum ukbeddar. -Onlara çok güzel bir akıbet vardır buyrulur.-" Aynı surede, aynı ayetlerden hemen sonra "Vellezine yenkudune ahdallahi min ba'di misakihi. -Allah ile olan misakını sonradan bozanlar ise onlar için kötü olan akıbet var.-" buyrulur.

Yukarıda da söz ettiğim gibi bu yazımda şehadet misakını işlemeye çalışacağım. Şehadet misakı imanın temelidir. İnsan ile Allah arasındaki ilişkiyi belirleyen en büyük misaktır. Bizler şehadetimizi ikrar etmek için eşhedü en la ilahe illallah deriz, Burada eşhedü derken bu antlaşmamızı ikrar etmiş oluruz. İnsan ile Allah arasındaki bu şehadet misakı aracısız, dolaysız bir tanıma bir tanışma misakıdır.

Şehadet misakı tek taraflı olmaz. Biz insanlar Rabbimize şahit olurken Rabbimiz de biz kullarına şahit olur. İnsan Rabbinin esmasına şahit olur, Rabbinin yüce sıfatlarına şahit olur, ayetlerine şahit olur. Allah da biz kulların fiillerine şahit olur, amellerine şahit olur, niyetlerine şahit olur ve sakladığı sırlara şahit olur.

İman ve ibadet şehadet misakının gereğidir, ibadet varlığın dilidir. İnsan Allah ile ilişkiyi bu dil ile kurar. Bu ibadet dili bizim vicdanımızı sürekli yeniler, yenilenen vicdanımızla birlikte bizi ahlaka götürür, bizi adalete götürür, bizi merhamete sevk eder.

Şehadet misakı ile iman ve ibadet ruhun ahlakına dönüşür. Bizim davranışımız ne kadar ruhun ahlakına dönüşürse, bizim dindarlığımız o kadar ahlak üretir. İmanımız ahlak üreten bir vicdana dönüşür, işte o zaman biz Müslümanlar her hareketimizden her davranışımızdan lezzet almayı başarırız. Allah'ın, her hal ve hareketimize şahit olduğunun bilincine sahip olan Müslümanları, her daim ahlaklı olmaya sevk eder.

Böyle bir bilince sahip Müslümanın nazarında din sadece emir ve yasaklardan ibaret olmaz. Din sadece teklif olmaz. Allah sadece emreden ve nehyeden olmaktan çıkar.

Kişi eğer şehadet bilincine sahip bir Müslüman olursa, her haline şehadet eden rabbine iman eder, bu da imanın ihsan derecesidir. Ahlaki değerlere bir kemal olarak değil, bir cemal olarak bakar ve bu cemal insanda bilgiye, hikmete ve marifete dönüşür. Bu hikmet ve marifet gücünü şehadetten alır, o insan ve Allah arasındaki misaktan alır.

Allah bizleri bu dünyaya birer şahit olarak yolladı. Bizler bu şahitliği hem kendimize hem de çevremize karşı samimi bir şekilde yapabilirsek, gelecek nesillere de bu şahitlikten dersler çıkarması için öğretici olabiliriz.

Allah bizleri bu dünyada hakiki manada şahit olarak yaşayıp, şehit olarak ölen kullarının arasına alsın inşallah.

Selam ve Dua ile.

 

Taha Ölmezoğlu (Konuk Yazar)

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Tüm Yazarlar