Soykırımcı Almanya, Soykırıma sahip çıkıyor

İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) araştırmacısı Dr. Serhat Orakçı, Almanya'nın, Gazze'de yaptığı katliamlar nedeniyle Uluslararası Adalet Divanında (UAD) yargılanan Siyonist rejime desteğini açıklamasının, Namibya soykırımını tekrar gündeme getirdiğini söyledi.

Ekleme: 18.01.2024 11:24:37 / Güncelleme: 18.01.2024 11:24:37 / Güncel
Destek için 

Konuya dair AA'ya röportaj veren Dr. Orakçı, önemli tespitlerde bulundu. İşte o haber:

     
 

"Orakçı, Almanya'nın, 1904-1908 arasında Namibya'da yaptığı katliamları ve İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye düzenlediği saldırılara desteğini değerlendirdi.

Almanya'nın UAD'de "soykırım" suçlamasıyla yargılanan İsrail'e desteğini açıklamasının ardından Namibya Cumhurbaşkanı Hage Geingob'un 13 Ocak'ta "Almanya ahlaki olarak Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi'ne bağlılığını ifade edemez." şeklindeki sözlerini hatırlatan Orakçı, Almanya'nın 1904-1908 arasında yüz binlerce Namibyalıyı katlettiğini ve göçe zorladığını belirtti.

Almanya'nın, Afrika'da ve özellikle de Namibya'da çok kanlı soykırım ve sömürgecilik geçmişi olduğunu aktaran Orakçı, "Almanya'nın Namibya'daki yüzü oldukça karanlık. Bu ülkenin Afrika'daki geçmişi kısa olmasına rağmen çok kanlı. Yahudi soykırımından 30 yıl önce Almanlar Yahudilere yaptıklarının çok benzerini Namibya'da yerli halka yaptı. Almanlar, Yahudilere yaptıkları soykırımın utancını yaşıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Orakçı, Almanların Namibyalılara ve Yahudilere yaptığı soykırımın benzer olduğunu ifade ederek, Almanların o dönem iki halkı da sorun olarak gördüğünü ve katliam yolunu seçtiğini dile getirdi.

Almanya'nın geçmişteki soykırımları nedeniyle koşulsuz şartsız İsrail'i desteklediğini, Namibyalılara karşı adil davranmadığını vurgulayan Orakçı, "Almanya'nın İsrail'in her türlü katliamına ve soykırımına göz yummasının temel sebeplerinden biri de budur. Almanlar geçmişte çok büyük antisemitistti. Bu nedenle bu sorunu tekrar topraklarına getirmek istemiyorlar." diye konuştu.

- "Almanya yaptığı soykırımla hakkıyla yüzleşmedi"

Orakçı, Almanya'nın 1904'te Namibya'nın doğal zenginliklerini ele geçirmek için başlattığı sömürgecilik faaliyetleri kapsamında yaptığı soykırımın 2004'te gündeme geldiğine dikkati çekerek, "Almanya Kalkınma Yardımları Bakanı Heidemarie Wieczorek-Zeul 2004'te Namibya'dan özür dileyerek olayı kapatmak istedi. Bakan, 'Bizim Namibya'da yaptıklarımızı günümüz şartlarıyla değerlendirirsek soykırım derdim.' diye ilginç bir cümle kurdu." ifadelerini kullandı.

Wieczorek-Zeul'ün açıklamasının ardından Namibya'nın Almanya'ya karşı soykırım davası açtığını anlatan Orakçı, Namibya'daki Herero ve Nama halklarının baskılarıyla konunun uluslararası mahkemelere taşındığını söyledi.

Orakçı, Namibya'nın Almanya'dan kendi halkına ait kafa taslarını istediğini belirterek, Almanya'nın 2011'de sembolik olarak 20 kafatasını iade ettiğini ve tazminat ödemek yerine teknik yardım sağlama sözü verdiğini kaydetti.

BM'nin 2015'te konunun araştırılması için özel raportör atandığından bahseden Orakçı, 2021'de Almanya ile Namibya arasında bir deklarasyon imzalandığını ancak Berlin hükümetinin soykırımı yasal olarak tanımadığını vurguladı.

Orakçı, Almanya'nın, Namibya'daki katliamlarda yasal değil ahlaki sorumlu olduğunu iddia ettiğini ve konunun hukuki bir sürece dönüşmesinin önüne geçmeye çalıştığını ifade ederek, "Güçlü Yahudi lobisi karşısında Nazi soykırımını resmen kabul edip tazminat ödeyen Almanya, lobi faaliyetleri sınırlı olan Namibyalılara karşı aynı anlayışı göstermedi." tespitini yaptı.

Almanya'nın yeni bir soykırım tartışmasıyla gündeme gelmemek için arka kapı diplomasiyle sorunu çözmeye çalıştığı görüşünü paylaşan Orakçı, şöyle devam etti:

"Almanya, bu konuda kaçamak davrandı soykırımla hakkıyla yüzleşmedi. Konuyu gizli kapılar ardında oldubittiye getirdi. Görüşmeleri hep kapalı diplomasiyle yaptı, kamuoyuyla hiçbir şey paylaşmadı. Öldürdüğü kişilerin ailelerine tazminat ödemedi. Bu nedenle Almanya sorumluluk üstlendi diyemeyiz. Herero ve Nama halkları 2021'de yapılan deklarasyondan da hiç memnun değil çünkü kendileri sürecin dışına itildi. Almanların Afrika'daki soykırımları elbette sadece Namibya ile sınırlı değil. Kıtada ayak bastıkları her toprak parçasında Namibya'dakine benzer trajediler yaşandı."

- "1904'te karanlık dönem yaşanıyordu"

Orakçı, Namibya'daki sömürgeciliğine karşı çıkan yüz binlerce kişinin Alman ordusu tarafından katledildiğini dile getirerek, "Sağ kalanlar konsantrasyon kamplarına gönderildi. Öldürülen yüz binlerce Namibyalının cesedi ise ırkçı deneylerde kullanılmak için gemilerle Almanya'ya taşındı." ifadesini kullandı.

Yirminci yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen Namibya soykırımı nedeniyle ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun çevre ülkelere göç etmek zorunda kaldığını bildiren Orakçı, soykırımdan kaçabilenlerin Kalahari Çölü'nde aç ve susuz kaderlerine terk edildiğini dile getirdi.

Orakçı, Almanların Namibya'nın güneyindeki Köpekbalığı Adası'nda esir aldığı yerli halkı ağır şartlarda çalıştırdığını ve insan avlanma partileriyle öldürdüğünü kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"1904'te tam bir karanlık dönem yaşanıyordu. Almanya, yerli halka oldukça zalimane davranarak hem topraklarına el koydu hem de ayaklanan halka soykırım uyguladı. Kadınlara tecavüz edildi. İnsanlar sırf birilerinin canı öyle istiyor diye öldürüldü. Adada tutsaklar öldürülen kişilerin kafa taslarını temizleyip gemilere yükleme gibi çok garip bir işte çalıştırıldı. Almanya, Togo'da, Kamerun'da ve birçok Afrika ülkesinde yaptığı soykırımlar bir gün mahkemeye taşınırsa 50 sene bu davalardan kurtulamaz."

- Namibya soykırımı

Namibya soykırımı, sömürgeci Alman güçleri tarafından 1904-1908 yılları arasında yerli Herero ve Nama halklarına karşı gerçekleştirildi.

Sömürgecilere karşı direnen halkların hedef alındığı soykırımda, resmi olarak en az 65 bin Heroro ve 10 bin Nama hayatını kaybetti.

Soykırım neticesinde, Herorolar nüfuslarının en az yüzde 70'ini, Namalar ise nüfuslarının en az yüzde 50'sini yitirdi.

Almanya, 2021'de Namibya'da işlenen suçları soykırım olarak kabul etse de tazminat ödemeyi kabul etmedi. (AA)"