HÜDA PAR Mersin İl Başkanı Uysal: Siyonizm bölge barışının önündeki en büyük engeldir

HÜDA PAR Mersin İl Başkanlığı, siyonist işgal rejiminin barbar saldırılarını tel'in etmek amacıyla destek yürüyüşü ve basın açıklaması yaptı.

Ekleme: 25.12.2023 11:20:04 / Güncelleme: 25.12.2023 11:27:00 / Güncel / Mersin Haberleri
Destek için 

Kudüs ve Aksa Tufanı'na destek amacıyla Atatürk Parkından Mersin Limanı'na kadar yapılan yürüyüşte sık sık tekbir getirilerek, "HAMAS'a selam, direnişe devam" sloganları atıldı.

Sunuculuğunu Abdullah Biçer'in yaptığı basın açıklaması, Mesut Karataş'ın Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Basın açıklamasını HÜDA PAR Mersin İl Başkanı Tahirhan Uysal okudu. Uysal, Gazze'de yaşanan soykırıma dikkat çekti.

"Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." İsra-1 ayet-i kerimesiyle basın açılmasına başlayan Uysal, "Mazlumların sahibi şanı Yüce Rabbimize hamdolsun. Mücahitlerin Komutanı Aziz Peygamberimize salat ve selam olsun! Gazze’de destan yazan kahramanlara selam olsun! Yüreği insanlık adına Gazze ile çarpan insaf ve vicdan sahiplerine selam olsun!" dedi.

"Direnişin sembolü olan Gazze halkının aziz kardeşleri! Gazze’de yaşanan soykırımın 79’uncu günündeyiz." diyen Uysal, siyonist işgal rejiminin 7 Ekim'den bu yana işlediği katliamlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Siyonist terör örgütü israil, bir bütün olarak Batı dünyasını da arkasına alarak Amerika'sıyla, İngiltere'siyle, Fransa'sıyla, Almanya'sıyla saldırıya geçti. Öyle barbarca bir saldırı ki; 79 gündür yoğun bombardımanla çocuklar, kadınlar ve masum insanlar katlediliyor.

Bu 79 gün içerisinde; 20 bini aşkın kardeşimiz şehit edildi. Siyonist terör örgütü israil, sivillerle birlikte insani görevlerini yapmaya çalışan insanlığın hizmetkarlarını da maalesef hedef alıyor. 7 Ekim’den bu yana 200'den fazla doktor, 97 gazeteci, 35 sivil savunma görevlisi ve yine yüzlerce sağlık çalışanı şehit edildi.

Yine on binlerce kardeşimiz yaralandı. Yıkılan binalardan ve tahrip edilen altyapıdan, temiz su ve gıdaya erişememekten dolayı salgın hastalıklar baş göstermeye başladı.

Dünyanın gözleri önünde savaş suçu işleyen terör şebekesi, 53 hastaneyi, 102 ambulansı, 312 camiyi, 3 kiliseyi, 282 okul ve üniversiteyi ve 306 bin konutu kısmen veya tamamen tahrip etti. Altyapı tahrip edildi, un fabrikaları, ekmek fırınları, su depoları, yardım taşıyan kamyonlar bombalandı."

İşgal rejiminin Gazze'de yaptıklarının vahşet olduğunu vurgulayan Uysal, "Bütün bu cürümlere rağmen onları destekleyen Batı dünyası tavrını değiştirmedi, desteğini çekmedi ve 'israilin kendisini savunma hakkı vardır' söylemiyle bu suçları meşrulaştırmaya çalıştı.

Oysa siyonist terör örgütü israil ve destekçilerinin, Gazze’de yaptıkları bir savunma değildir. Vahşettir, katliamdır ve soykırımdır! Dünyada ve uluslararası metinlerde savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak tarif edilen fiillerin tamamı bu katiller sürüsü tarafından işlendi ve maalesef işlenmeye devam ediyor." dedi.

Dünyadaki mevcut küresel sistemin iflas ettiğine dikkat çeken Uysal, "Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin dünyaya barış, adalet ve huzur getiremeyeceği hakikati, Aksa Tufanı ile bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Yeni bir düzen, yeni bir sistem kurmak için yolun başındayız. 2 milyarlık İslam alemi olarak ya özümüze dönüp, yeni bir sistem, adil bir düzen inşa edeceğiz ya da başka bir işgalciden, başka bir müstekbirden, başka bir zalimden medet umacak zillete mahkum olacağız. Müstekbirlerle mücadele etmenin şartlarını oluşturmak için bedenimizi ve zihnimizi yormalıyız. Bütün imkanlarımızı beşerî, maddi, manevi, teknolojik, askeri bütün imkanlarımızı seferber etmeliyiz. Mutlaka el birliği ve güç birliği yapmalıyız. Unutmayalım ki; Siyonizm bölge barışının önündeki en büyük engeldir ve dünya barışına en büyük tehdittir. Bu tehlikenin bertaraf edilmesi için tüm gücümüz ve imkanlarımız ile mücadele etmeliyiz." şeklinde konuştu.

"Mescid-i Aksa sadece Filistinlilerin değil tüm Müslümanların ilk kıblesidir"

Uysal, açıklamalarına şöyle devam etti: "Aksa’dan bir tufan kopmuştur. Bu tufan, Aksa'nın hürriyetini yanında getirecektir. Mescid-i Aksa sadece Filistinlilerin değil tüm Müslümanların ilk kıblesidir, kutsalıdır ve Allah’ın bize emanetidir. Kudüs'ten, etrafı bereketli kılınan Mescid-i Aksa'dan övgüyle bahseden Kur'an-ı Kerim bizim kitabımızdır. Hürriyetine kavuşması için gereken bedel neyse İslam Ümmeti, kendi arasında pay etmeli ve herkes payına düşen bedele katkı sunmalıdır.

Bizler HÜDA PAR olarak sonuna kadar Mescid-i Aksa'ya ve Kudüs'e sahip çıkacağız, sonuna kadar zalimlere karşı mücadele edeceğiz. Müstekbirlerle mücadele edenlere de her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Ayağa kalktık, kıyamdayız, zulme asla razı olmayacağız. İşgal ve soykırım son bulana kadar, Kudüs özgür olana kadar susmayacağız."

İslam ülkeleri liderlerine de çağrıda bulunan Uysal, "Siyonist işgale ve vahşete karşı caydırıcı adımlar atılması için çağrımızı yineliyoruz;

Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri, kendilerine ve insanlığa karşı tehdit unsuru olan siyonist işgalci israil ile diplomatik, ekonomik ve askeri ilişkilerini kesmelidir.

Yemen’in ve Malezya’nın siyonist işgalcilere karşı gösterdiği izzetli duruşu tüm İslam ülkeleri göstermelidir ve hiçbir İslam ülkesi ABD’nin Kızıldeniz koalisyonunda yer almamalıdır. Milli çıkarlar siyonist soykırıma ortak olmaya gerekçe olamaz.

Bakü-Ceyhan ve Kerkük-Yumurtalık boru hatlarından siyonist işgalci çeteye giden petrol kesilmelidir. Gaz ve petrol sevkiyatları durdurulmalı, hava ve deniz limanları siyonist işgalci israile kapatmalıdır. İncirlik ve Kürecik üslerinden siyonist işgale sağlanan destek sonlandırılmalıdır.

Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinin vatandaşı olup işgal altındaki Filistin’e giden ve oradaki katliam ve vahşete katılan siyonistler tespit edilmeli, haklarında hukuki süreç başlatılmalı, vatandaşlıktan çıkarılıp, mal varlıklarına el konulmalıdır.

Gazze’de yaşanan mezalimin, tüm dünyaya canlı yayında izlettirilen soykırımın arkasında İsrail’in Batı devletleri ile kurduğu sıkı ilişkiler yatıyor. Ancak İsrail’in bu denli pervasız olabilmesinin bir nedeni de Müslüman ülkelerle de açıktan ya da perde arkasından kurduğu siyasi ekonomik ve ticari ilişkilerdir. Gazze de soykırım katliam vahşet devam ederken ve Gazze halkının yaşam için temel ihtiyaç gıda su ve ilaça erişimi engellenirken benzersiz vahşet ve katliam sergileyen israil'e limanlar dan yapılan ticaret vicdanları derinden yaralamaktadır. Buradan hükümete çağrımız kamuoyu 'nun tepkilerine rağmen israil ile yapılan ticari ilişkiler sürdürülemez. İsrail ile yapılan ticari ilişkiler acilen sonlandırılmalıdır."

"Boykot, siyonist işgalci israil ile mücadelede çok önemli bir role sahiptir"

"Hiçbir gerekçe bu vahşi katiller ile ticari, ekonomik, diplomatik ilişkileri sürdürmeyi meşrulaştıramaz." diyen  Uysal, son olarak şunları kaydetti:

"Boykot, siyonist işgalci israil ile mücadelede çok önemli bir role sahiptir. Hükümet, medya, sivil toplum ve eğitim camiası halkımız ile birlikte boykotu sahiplenmelidir ve boykot, nesiller boyu devam edecek şekilde yapılmalıdır. Boykot konusunda halkımız yalnız bırakılmamalıdır. Resmi kurum-kuruluşlar ve sivil sektör de boykota destek vermelidir. Hükümet de toplumu boykota teşvik edici çalışmalar yapmalı siyonist işgale vahşete karşı ambargo uygulamalıdır."

Basın açıklaması parti üyesi Ömer Faruk Ayhan'ın yaptığı dua ile sona erdi. (İLKHA)

 

İlgili Galeriler