Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu: BM'nin Kudüs kararları hiçe sayılıyor

​Kudüs sempozyumunda konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, "Kudüs'ün statüsü bağlamında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı kararları var. Bu kararlar bugün maalesef hiçe sayılıyor." dedi.

Ekleme: 29.04.2022 17:40:24 / Güncelleme: 29.04.2022 17:45:49 / Güncel
Destek için  Haberin Videosunu İzle

Kudüs sempozyumunda konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Siyonistlerle kurulacak her türlü ilişki Kudüs davasını zayıflatacaktır. Normal olan siyonistlerle her türlü ilişkinin kesilmesidir." dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Dünya Kudüs Günü HÜDA PAR'ın "Kudüs Kuşatma Altında" başlığıyla çevrimiçi düzenlemiş olduğu sempozyumda konuştu.

Sempozyuma katılanları selamlayarak konuşmasına başlayan Davutoğlu, "Her şeyden önce son dönemde Kudus'ü ve Mescid-i Aksa'yı savunmak adına oradaki işgalci israil güçlerine karşı direnen kardeşlerimizden şehid düşenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralılara, gazilerimize şifa diliyorum. Kudüs halkını ve Mescid-i Aksa için ayağı kalkan bütün kardeşlerimizi de Mescid-i Aksa'nın son egemenlik merkezi olan İstanbul'dan saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Onların vermekte oldukları mücadele hepimizin adını verdikleri bir mücadeledir. Ne şahısları ne sadece ait oldukları kabile ya da kavimleri için değil, bütün İslam Ümmetinin onuru için ayaktalar. Bu saygıdeğer ve onurlu mücadeleyi bir kez daha İstanbul'dan milletimiz adına selamlıyorum. Allah onların cehdini, gayretini bu mübarek Ramazan günlerinde artırsın, ayaklarını sabit kılsın, verdikleri mücadelede onları muzaffer kılsın." dedi.

Kudüs'ün, insanlığın bütün evrensel değerlerinin bir şehirde yansıdığı ve tarihin ruhunu barındıran bir şehir olduğunu belirten Davutoğlu, Kudüs'ün tarihte 3 farklı yönetim biçimi gördüğünü hatırlattı.

İlk iki yönetimin Kudüs'e gereken değeri vermediğine dikkat çeken Davutoğlu, İslam medeniyetinin egemenlik dönemlerinde Hazreti Ömer, Selahaddin-i Eyyübi ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında Kudüs'ün imar edildiğini belirtti.

Davutoğlu, "Bu yönetimlerin ortak özelliği Kudüs'ü, Mekke ve Medine'nin doğal kaynağı ve Hazreti Süleyman'dan beri gelen tevhidi inancı sürekliliği içinde değerlendirdiler. Ve Kudüs'ün her bir taşına ve toprağına saygı gösterdiler. Kudüs'teki insan unsurunu yok etme, tasfiye etme gibi bir düşünce asla taşımadılar. Dolayısıyla bu dönemler Kudüs'ün çok kültürlü insanlığın ve tarihin ruhunu barındıran özelliği korundu." diye konuştu.

Davutoğlu, "Maalesef, Balfour Deklarasyonu ve Sykes-Picot'tan sonra Kudüs, İslam egemenliğinden çıkınca ve İngiliz egemenliği altına girince Osmanlı döneminden sonra Kudüs'teki ilk tasfiye hareketleri o zaman başladı. Bilinçli bir şekilde İslam kültürünün ve tarihinin izleri silinmeye ve Kudüs'ün yeni bir kimliğe bürünmesi için çabalar gösterildi. Burada da 3 konuya dikkatlerinizi çekmek isterim. Birincisi, şehrin  kendisi ve kendi statüsü;  ikicisi şehrin kültürel mirası yani mimarisi ve dış görünüşü, üçüncüsü ise şehrin insan unsuru." ifadelerini kullandı.

"BM kararları yok sayılıyor"

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Kudüs'ün statüsü son 100 yıl içinde tam da 1922'de Birleşmiş Milletler'de (Cemiyet-i Akvam) alınan kararla Kudüs İngiliz mandacılığına teslim edildi. Oradan başlayarak Birleşmiş Milletlerin o kararında çok ilginç bir umde vardır. Bu bizi Türkiye ve İslam dünyası olarak ilgilendirir. O manda kararında açık bir şekilde denilir ki  'Cemiyet-i Akvam'ın 1922'de aldığı kararla 'Kudüs'teki Müslümanların var olan hakları korunacaktır.' Ve doğrudan Osmanlı dönemindeki pratiklere atıfta bulunur. Osmanlı döneminde dini topluluklar sahiplerse bu korunacaktır.

Ancak daha sonra 1948'den itibaren Kudüs'ün ayrılması ve alınan kararlardan sonra statüsü ile ilgili alınan en ciddi kararlar yine 11 Aralık 1948'de alınan karar var. Burada da hepimizi ilgilendiren çok önemli bir boyut var. Bu kararla birlikte Kudüs'le ilgili Türkiye, ABD ve Fransa tarafından oluşturulan üçlü bir komisyon kuruldu. Bu üçlü komisyon 1970'lere kadar Kudüs'ün kültürel varlığı ve statüsünü korumaya dönük bir komisyondu. Ancak daha sonra bu komisyon maalesef tasfiye edilmedi ama faaliyetlerine uzun süre ara verdi. Dışişleri Bakanlığım döneminde bu komisyon harekete geçirilmesi için ciddi girişimlerde bulumdum. Bu komisyon halen Birleşmiş Milletler'de geçerli bir komisyondur. Sonra 1980 yılında alınan kararlar var.

Bu kararlar Kudüs'ün statüsü bağlamında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı kararları var. Bu kararlar bugün maalesef hiçe sayılıyor. 1969 -1971 yılında alınan kararlarla Kudüs'ün statüsü Filistinlilerin, Doğu Kudüs'ü kastediyorum, Ürdün'ün kutsal mekanlar üzerindeki hakları ile israil sınırlar dışında tutulmuş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına yansımıştır.20 Ağustos 1980'de alınan kararla da israil, Kudüs'ü başkent ilan edince üye ülkelerin buradan temsilciliklerini çekme kararı alınmıştır.

Bu geçmişi vermemin sebebi; Trump'un Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı bir şekilde "Kudüs israilin başkentidir" olarak tanımasından sonra bir seri devlet büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıdı. Bunların hepsi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırıdır." (İLKHA)



Haberin Videosunu İzle
İlgili Videolar