Cami yolunda katledilen Şehid Muhammed Ali Taşçı

​Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde tek suçu Kur'an dersi almak olan lise öğrencisi Şehid Muhammed Ali Taşçı'nın şehadetinin üzerinden 27 yıl geçti.

Ekleme: 17.11.2021 23:35:37 / Güncelleme: 18.11.2021 07:55:29 / Güncel / Diyarbakır Haberleri
Destek için  Haberin Videosunu İzle

Merkez Bağlar ilçesi Namık Kemal Lisesi 2'nci sınıf öğrencisi olan Muhammed Ali Taşçı, 1994 yılında camide Kur'an dersi aldıktan sonra Yasin Börü ve arkadaşlarının katledildiği Şeyh Şamil Mahallesinde aynı zihniyet tarafından haince şehid edildi.

 

Aslen Ergani ilçesinin Ahmetli Mahallesine kayıtlı olan Şehid Muhammed Ali Taşçı, Namık Kemal Lisesinde eğitimini görürken bir yandan Bağlar ilçesinde Direkhane diye tabir edilen Keresteciler Sitesinde çalışıyor bir yandan camide yaşına aldırış etmeden çocuklarla Elifba dersi alıyordu.

1990'lı yıllarda bölgede İslami çalışmaları kabullenmeyen ve kendinden başka hiçbir gücü kabul etmeyen PKK, çocukların camilerde Kur'an dersi almalarından rahatsız olmuş, yaptığı iftira ile kara propagandalardan sonra aileleri tehdit etmiş ve daha sonrasında gencecik fidanları katletme yoluna gitmişti.

Yaşanan bu süreçlere şahid olan 17 yaşındaki Şehid Muhammed Ali Taşçı 4 Kasım 1994 günü Bağlar ilçesi Şeyh Şamil Mahallesinde bulunan Muhammediye Camisinden çıkıp evine doğru giderken ensesinden aldığı mermi sonucu yaralanarak Dicle Üniversitesine kaldırıldı ve hastanede 13 günlük mücadelesinin ardından şehadete kavuştu.

Veysi Barçe

O dönemlerde yaşanan süreci aktaran dava arkadaşlarından Veysi Barçe, şehidin camiye olan sevdasını, herkes tarafından sevilmesine vesile olan güzel ahlakını anlattı.

"PKK, çocukların camiye gitmesinden ve Kur'an-ı Kerim dersi almasından son derece rahatsız olmuştu"

Şehidin kişiliği ve aile yapısı hakkında bilgi veren Barçe, "Şehid Muhammed Ali Taşçı kardeşimiz 1977 yılında Diyarbakır'da doğdu. Kendisiyle komşuyduk. Merkez Bağlar ilçesi E Tipi Cezaevinin karşısındaki mahallede oturuyordu. Aynı zamanda Namık Kemal Lisesinde beraber öğrenciliğimiz vardı. O zamanlar lise birinci sınıf öğrencisiydi. Muhammed Ali, uysal bir yapıya sahipti. Kimseyi rahatsız etmeyen ve incitmeyen bir ahlaki yapısı vardı. Kendisiyle tanışmamız 1991 yılına denk geliyor. O dönemde beraber camide Kur'an-ı Kerim dersi alıyorduk." şeklinde konuştu.

Barçe, "Muhammed Ali şehid olduğunda 18 yaşlarındaydı. Babası inşaatta duvar ustasıydı. Yoksul bir aile çocuğuydu diyebilirim. O dönemde PKK, çocukların camiye gitmesinden ve Kur'an-ı Kerim dersi almasından son derece rahatsız olmuştu. Çocukları cami yolundan engellemek için ellerinden gelen her türlü kara propaganda, saldırı ve tehdit yollarını deniyorlardı. Bunu yakın akrabalar vasıtasıyla yüz yüze yaptığı da oluyordu, bir kâğıda 'oğlunuz bundan sonra camiye gider, Kur'an dersi alırsa başına kötü şeyler gelir. Çocuğunuza sahip çıkmazsanız bunun bedelini ödersiniz' şeklinde bildiri mahiyetinde tehditler de gönderiliyordu. O dönemde Şehid Muhammed Ali'nin ailesine de 'Çocuğunuz camiye gitmesin, yoksa iyi olmaz' şeklinde tehditler göndermişlerdi." ifadelerini kullandı.

"Dönemin mücadelesini şehid olarak kazanmıştı"

Bilindiği üzere o dönemde sadece Muhammed Ali kardeşimiz değil birçok şehidimizde aynı durumdaydı. Camilerdeki İslami çalışmalara tahammül edemeyen PKK ve zihniyetindekiler, bu çalışmaları engellemek için tehditler savuruyorlardı. Demek ki tehditler netice vermedi ki kardeşimizi şehid etme yoluna gittiler.

Tüm tehditlere rağmen şehidin Kur'an dersini terk etmeyip her akşam camiye gelmeye devam ettiğini belirten Barçe, "Korkusuzdu, cesaretliydi, tehditlere papuç bırakmayan yapısı vardı. Bundan tam 27 yıl önce yine bir cami dersi çıkışında Muhammed Ali kardeşimizi takip eden bir şahıs arkadan ateş ederek onu yaraladı. Sonrasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Orada tedavisi devam etti. Boyundan aşağısı felç durumdaydı. Kendisini sürekli ziyarete de gidiyorduk." dedi.

Tedavi sürecinin olumlu yönde ilerlemesine nispeten herhangi bir şehadet haberi beklemediklerinin altını çizen Barçe, "Bir ara sırf latife olsun diye kendisine 'sen şehadeti kaçırdın' demiştim. Hoşuna gitmiş olacak ki o da buna karşı gülümsemişti. Tedavisi 10-15 gün sürdü ve doktorların dediğine göre herhangi bir hayati tehlikesi de yoktu. Durumuna binaen onun şehid olabileceğini beklemiyorduk. Hatta felçli kalacak diye üzülüyorduk. Şehadet haberi ani bir şekilde geldiğinde, Muhammed Ali'nin felçli kalmasındansa şehadet gibi bir mertebeye ulaşmasına sevindik. Dönemin mücadelesini şehid olarak kazanmıştı." diye belirtti.

"Şehid edildiği yer Şehid Yasin Börü'nün katledildiği mahalle"

Şehidin şehadetinden sonra ailesinin İslami dava konusunda daha çok bilinçlendiğini ve sahiplendiğine vurgu yapan Barçe, "Rahmetli anne ve babası İslam davasına dört elle sarılırken örgüte karşı kin ve nefretleri daha bir arttı diyebilirim. Şehadeti yaşadığı mahallede büyük bir üzüntüyle karşılandı. Çünkü yapı olarak halim-selimdi. Genç olmasına rağmen herkes tarafından sevilen, takdir toplayan bir yapısı vardı." ifadelerini kullandı.

O dönemde Müslümanların yaşadıkları sıkıntıları dile getirmede çektiktikleri sıkıntıları dile getiren Barçe, "27 yıl önce bir akşam vakti namaz kıldıktan sonra evine doğru giderken arkadan ateş edilerek şehid edildi. Şehid edildiği yer Şehid Yasin Börü'nün katledildiği mevkinin 400 metre ilerisidir. Belki Şehid Yasin kadar tanınmıyor, bilinmiyordu. O dönemlerde Müslümanlara sahip çıkacak, seslerini duyurabilecek bir medya olmadığı için Şehid Muhammed Ali ve benzeri birçok kişinin isimlerini bilmiyoruz. Allah-u Teala hepsinin şehadetini mübarek eylesin, şefaatlerinden mahrum eylemesin." dedi. (İLKHA)



Haberin Videosunu İzle
İlgili Videolar