ALİMLERDEN ÜMMETİN SORUNLARINA REÇETE

İTTİHADUL ULEMA tarafından bu yıl 6'ncısı düzenlenen Alimler Buluşması sona erdi. Alimler Buluşmasında yapılan konuşmalarda, İslam âlemi içerisindeki sorun ve sıkıntılara çözüm önerileri ile birlikte Kürtler arasında yaygınlaştırılmaya çalışılan "inkarcılık" akımına karşı önemli reçeteler verildi.

18.10.2021 07:06:00 / Doğruhaber
Destek için 

DOĞRUHABER / Mehmet Erkan Yavuz 

 

İTTİHADUL ULEMA'nın 2015 yılından bu yana dünyanın birçok yerinden değerli âlimlerin katılımıyla Diyarbakır'da gerçekleştirdiği "Âlimler Buluşması" programı, salgın nedeniyle bu sene de zoom üzerinden online olarak gerçekleştirildi. Türkiye, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün'den âlimlerin katıldığı programda, İslam âlemi içerisindeki sorun ve sıkıntılar ile Kürtler arasında yaygınlaştırılmaya çalışılan "inkarcılık" akımı ele alındı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, Molla Muhammed Beşir Varol'un selamlama konuşmasıyla devam etti.

VAROL: HAKİKİ REÇETE ALLAH-U TEÂLÂ’NIN REÇETESİDİR

Konuşmasının başında, düzenlenen buluşmanın hayırlara vesile olmasını temenni eden Varol, Afgan milletinin ve Taliban'ın işgalcilere karşı zaferini tebrik etti. Varol, "Allah onların zaferini daim kılsın. Rabbim diğer Müslümanlara da böyle bir zafer nasip etsin." dedi. Varol, " İslam ümmetinin hali gözler önünde. Herkes sağlam bir reçetenin yazılmasını beklemekte. Bu hastalık için hakiki reçete alemlerin rabbi olan Allah'ın yazdığı reçetedir. Tarihte kim bu reçeteye göre hareket ettiyse hak yolu bulmuştur, yakalandığı hastalıktan dolayı şifayı ulaşmıştır. Bundan dolayı biz bu reçeteyi, bu hakikati bütün milletlere ve insanlara tavsiye ediyoruz.” şeklinde konuştu.

BEŞİR: ÜMMETİN GENÇLERİNE ÜMİT VERMELİYİZ

Ardından Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkan Vekili Dr. İsam Beşir de bir selamlama konuşması yaptı. Dr. Beşir, "Biz alimlere düşen görevlerden bir tanesi de gençlerimize bir kez daha İslam medeniyetini kurabileceğimiz ümidini vermektir. İslam ümmeti 6 haçlı seferini def etmiştir. İnsanlar 'bu savaşlar def edilemez' dediği halde Selahaddin, Nurettin Zengi bu ümmetin içinden çıkmıştır. Hazreti Peygamber her asrın başında bir müceddidin geleceğini bize bildirmiştir. Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur; 'Allah’u Teâlâ bana dünyayı tek parça olarak gösterdi. Gördüm ki güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar bu ümmetin bayrağı dalgalanacaktır." ifadelerini kullandı.

KARADAĞİ: SELAHADDİN'İ EYYUBİ GİBİ ÜMMETİ ÖZGÜRLEŞTİRMEMİZ LAZIM

Selamlama konuşmalarının ardından program ilk oturumla devam etti. Birinci oturumda ilk sunumu "israille Normalleşmeye Karşı Ulemanın Sorumluluğu" konusuyla Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği yaptı. "Mescid-i Aksa ve Filistin için alimlerin öncü olması ve buna önem vermesi gerekir. Bugün Mescid-i Aksa'nın ulemaya duyduğu ihtiyaç, siyasilere duyduğu ihtiyaçtan çok daha fazladır." diyen Karadaği, şunları kaydetti: “Âlimler olarak basında olmamız, basını yönlendirmemiz lazımdır. Bizler ümmetin öncüleriyiz. Bugün tekrardan ikinci zafer geliyor inşallah. Bizler de tekrardan Mescid-i Aksa için mücadele vermemiz gerekiyor. Basın alanına hâkim olmamız lazım. Basın yanımızda olursa çarpıtmaların, yalanların önüne geçebiliriz. Selahaddin-i Eyyubi'nin ümmeti özgürleştirdiği gibi ümmeti özgürleştirmemiz lazım. O, Arapları, Farsları, Türkleri, Kürtleri bir araya getirerek, ümmeti bir araya getirerek özgürleştirmiştir. Âlimlerin birleşmesi, ümmetin birleşmesi için milleti, halkı birleştirmemiz gerekiyor.”

Programda "Korona Salgını Nedeniyle Kesintiye Uğrayan İlmi, İbadi ve Sosyal Hayatta Oluşan Olumsuzlukları Gidermek İçin Neler Yapılmalıdır?" konulu konuşma yapan Irak Kürdistan Bölgesi alimlerinden Dr. İrfan Reşid, "İslam, hiçbir krizi, sıkıntıyı çözümsüz bırakmamıştır." ifadelerine dikkat çekti.

Birinci oturumun üçüncü konuşmacısı olan Dr. Abduddaim Maruf Havramani de " İslam Ümmetinin Vahdeti İçin Atılacak Pratik Adımlar Neler Olmalıdır?" başlıklı bir sunum yaptı. Daha sonra söz alan Hollanda'dan Araştırmacı-Yazar Hüseyin Kerim Ece, "Batı dünyasında İslam'a ve Müslümanlara yönelik saldırılar ve buna karşı alınması gereken tedbirler neler olmalıdır?" konulu bir konuşma yaptı.

Ece, "Biz İslam'ı güzel temsil edebilirsek, dinimize hakkıyla şahitlik yapıp İslam'ı hakkıyla yaşayıp model olabilecek kişilikler, cemaatler ortaya koyabilirsek, o insanlar bizim şahsımızda, hayatımızda, ahlakımızda İslam'ın güzelliklerine şahit olup biz de modelliğimizle insanlığın önünde örnek olabilirsek mümkündür ki bu İslamofobiyi azaltacaktır." ifadelerine dikkat çekti.

Birinci oturumun sonunda yapılan mülahazalar kısmında; Saud Abu Mahfuz, Şeyh Zahid Haznevi, Dr. Halit Gerdi, Zırar Muhammed Kırtıki, Mela Hıdır Xeti, Cafer Muhammed Elmas, Osman Seyid Ahmet, Dr. Muhammed Sinemuki, Mela Mücahid Haksever kısa birer konuşma yaptı.

ŞAH MUHAMMED: AFGANİSTAN BİR KAVMİN DEĞİL, ÜMMETİN DEVLETİDİR

Verilen aranın ardından ikinci oturuma geçildi. İkinci oturum, 6'ncı Âlimler Buluşması'na Afganistan'dan katılan Mevlâna Şah Muhammed'in selamlama konuşmasıyla başladı. Onlarca yıl Rus ve ABD işgaliyle harap edilen Afganistan'da, yaşananların İslam ülkeleri tarafından çok da görülmediğini dile getiren Şah Muhammed, İslam ümmetinin birer parçası olan birçok ülkenin emperyalist güçlerle iş tuttuğunun farkında olduklarını dile getirdi. Şah Muhammed, "İslam ülkeleri, maalesef büyük diye gösterilen güçlerin korkusuyla bizlere yardıma yanaşmamaktadırlar. Bunun en büyük örneği şu anda kurmuş olduğumuz Afganistan İslam Emirliğinin tanınmamasıdır. Birçok İslam ülkesi Afganistan'da halkın desteğiyle kurulan bu hükümeti maalesef tanımaya yanaşmamaktadır. Biz bu devleti belli bir kavmin devleti olarak görmüyoruz. Bu ümmetin devletidir." dedi.

YAPICIOĞLU: İSLAM ÜMMETİNİN EN ÖNEMLİ SORUNU TEFRİKADIR

Ardından HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da yaptığı selamlama konuşmasında İslam ümmetinin en önemli sorununun tefrika olduğuna dikkat çekerek tefrikanın çözümünün ilim ve ulemanın içtihadında olduğunu vurguladı. İslam ümmetinin birçok sorunu olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Bu sorunların içerisinde en büyük ve en önemli sorun tefrikadır. Bu tefrika, ümmet içerisinde öyle bir hale gelmiş ki Müslümanlar birbirleriyle savaşıyorlar ve birbirlerine karşı ordular hazırlıyorlar, kendi mukaddesatlarını bu savaştan dolayı kendi elleriyle düşmanlarına bırakıyorlar. Durum öyle bir hale gelmiş ki Müslümanlar düşmanlarını dost, kendi kardeşlerini hain olarak görüyorlar." dedi.

"Esasında ümmet için rahmet olan ihtilaf bütün çeşit ve renkleri ile tefrikaya sebep olmuştur." diyen Yapıcıoğlu, "Bu tefrika fikri, siyasi, akidevi, mezhebi, ameli ve meşrebi ihtilaf olarak kendini Müslümanlar arasında göstermiştir. Rahmet olan ihtilafın kaynağı ulemanın ilmi içtihadıdır. Fakat Müslümanlar arasında olan şu anki ihtilafın kaynağı ilmi ya da Rabbani âlimlerden kaynaklanmıyor. Müslümanlar arasında var olan tefrikanın çözümü, ilim ve ulemanın içtihadıdır." ifadelerini kullandı. Yapıcıoğlu, son olarak şunları kaydetti: "Ulemanın görevi bu sorunların çözümü hususunda önemlidir. Hatta diyebiliriz ki bu sorunların çözümünde en önemli görev ve vazife âlimlerindir. Bu açıdan yapılan bu program ve yapılan sunumlar önemli ve mübarektir.  Allah emeklerimizi zayi etmesin ve bizleri kendi yolunda çalışanlardan eylesin."

SİRAÇ CEWİ: KÜRD HALKINA HAKLARI ADİL BİR ŞEKİLDE VERİLMELİ

Selamlama konuşmalarının ardından ikinci oturum sunumlarla devam etti. İlk sunumu İran’dan Candan Emini, “Kürtlerde İç Barışın Sağlanmasında Ulemanın Rolü” başlığı altında yaptı. Daha sonra Suriye Kürdistan’ından Dr. Muhammed Sirac Cewi “Ümmetin Önemli Bir Azası Olan Kürt Halkının Haklarına Kavuşması İçin Yapılması Gerekenler” konulu konuşmasını yaptı. Dr. Cewi, "Kürdlere meşru haklarının tanınması, Kürd ve Türk halklarının İslami kardeşlik yoluyla kaynaşması, düşmana karşı aşılmaz bir engel oluşturacaktır." dedi. İkinci oturumun 3'üncü konuşmacısı olan Dr. Ahmet Abdulvahhab da “Genelde İslam Âleminde Özelde Kürt Toplumunda Çağdaş İnkârcılık ve İrtidada Karşı Alınabilecek Tedbirler” konulu konuşmasını yaparak 25 önemli madde sıraladı.

HIZIR NEJAD: KÜRDLER İSLAM MEDENİYETİNİN İNŞASINDA ÖNEMLİ ROL OYNADI

İkinci oturum; İran Kürdistan’ından Muhammed Hızırnejat’ın “Tarih Boyunca İslam Medeniyetine Katkı Sağlayan Kürt Alimler” ile Selahaddin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ahmet Mirza Erguşi'ni “Kudüs’ün Kurtuluşu ve Korunmasında Tarihten Günümüze Kürtlerin Rolü ve Önemi” konulu konuşmalarıyla son buldu. Kürdlerin İslam tarihindeki rolünün sadece askeri ve siyasi statü ile sınırlı kalmadığını belirten İranlı Alim Muhammed Hızır Nejad, "İslam tarihi boyunca İslam medeniyetinin inşası ve devamı için çeşitli alanlarda katkıları olmuştur." ifadelerini kullanırken Dr. Ahmet Mirza Erguşi ise, Kürt komutan Selahaddin-i Eyyubi'nin Araplar ve Türklerle birlikte Kudüs için mücadele ettiğini belirterek günümüz Müslümanların da buna göre hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

İkinci oturumun sonunda, Mela Mustafa Arvasi, Mela Tayyip Elçi, Mela Said Yaz, Şeyh Abdulgani Norşin, Şeyh Fethullah Ayte, Mamoste Şirvan Muhammedi, Mamoste Hüseyin Xatemi, Mevlana Şah Muhammed kısaca mülahazalarını aktardı. 

 

ALİMLER BULUŞMASI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ

6’ncı Alimler Buluşması, Türkçe, Kürtçe ve Arapça okunan 9 maddelik sonuç bildirgesi ve İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Molla Abdurrahman Özekinci’nin okuduğu dua ile sona erdi. Yapılan sunum, değerlendirme ve istişareler sonucunda ortaya çıkan 9 maddelik sonuç bildirgesi şu şekilde:

“Rabbimizin yardım ve tevfikiyle âlimler buluşmasının 6. sını gerçekleştirdik. Yapılan sunum, değerlendirme ve istişareler sonucunda saygıdeğer katılımcılarımız aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır.

  • Müslümanların birliği gayesinin kolay bir hedef olmadığı gerçeği herkesin malumudur. Dolayısıyla Müslümanların birliği ve ittihadından bahsettiğimizde bu hedefin hemen gerçekleşmeyeceğini bilmekteyiz. Ancak bu durum o yolda atılacak adımlara engel olmamalıdır. Çünkü bu yolda aşılacak her merhale bizi hedefe daha da yaklaştıracaktır. Bu çerçevede tüm Müslümanları kalben sevmek bu yolda atılacak ilk adım olacak iken şartlar ne olursa olsun Müslüman kesimlerin birbirine düşman olmama konusunda alacakları ortak bir karar bu konuda aşılmış çok önemli bir merhale olacaktır.
  • Siyonist israil’le normalleşmeye karşı direnmek ve işgal ettiği mukaddes beldeleri terk edinceye kadar Siyonist israil ile düşmanlık tüm ümmetin görevidir. Bu direniş aynı zamanda Müslümanları Kudüs ve Mescid-i Aksa etrafında birleştirme potansiyeli de taşımaktadır. Hiç şüphesiz bu konuda ümmeti uyandırmak da bu hususların en çok farkında olan ulemanın görevidir.
  • Batı dünyası, yaşayan tek medeniyet olma hayalini gerçekleştirme konusundaki en büyük engelin İslam Medeniyeti olduğunun farkındadır. Bunun için de elindeki tüm imkânlarla İslam’a ve Müslümanlara saldırmaktadır. Bu saldırılar karşısındaki en önemli görevimiz bu saldırıları dünya kamuoyu nezdinde görünür kılmak ve sonra da güçlü karşı propagandalarla İslam Medeniyetinin büyüklüğünü tüm dünyaya göstermek olacaktır.
  • Covid-19 salgını tüm dünyayı etkilediği gibi İslam dünyasını da derinden etkilemiştir. Öyle görünüyor ki bu etki birkaç yıl daha da devam edecek ve belki yeni salgınlarla bu iş sürüp gidecektir. Dolayısıyla bu tip salgın hastalıklarla beraber yaşamaya alışmalı ve bu salgının ibadet, ilim, tedris ve sosyal sorumluluklarımızı aksatmasına müsaade etmemeliyiz.
  • Büyük komutan Selahaddin-i Eyyubi anılmadan nasıl ki Kudüs’ün tarihini yazmak mümkün değilse Kürtler anılmadan da Kudüs’ün tarihi yazılamaz. Kürtler her dönemde Kudüs’e karşı mesuliyetlerinin farkında olarak bu sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştıkları gibi bu gün de bu sorumluluklarının şuurundadırlar.
  • Geçmiş akide kitaplarımız kendi dönemlerinde İslam’a ve İslam inancına yönelen saldırılara en güzel şekilde cevap vermişlerdir. Bugün ise bambaşka yönden yeni saldırılar yapılmaktadır. Bugünkü saldırılara salt klasik metodlarla cevap vermemiz kâfi gelmez. Dolayısıyla tüm dünyada olduğu gibi Kürt coğrafyasında da İslam inancına yönelik saldırılara karşı ciddi çalışmalar yapılmalı ve saldırılar ikna edici mantıki delillerle savuşturulmalıdır.
  • Dini sorumluluk, her hak sahibinin hakkını savunmayı gerektirmektedir. Bugün Kürtler de birçok insani hakkından mahrum bulunmaktadır. Bu hakları savunmak, bu hakların geri iadesi için gerekli çabayı göstermek dini ve insani bir vecibedir.
  • Parçalanma ve tefrika her türlü kötülüğün kapısını açarken, birlik ve beraberlik de aynı şekilde büyük hayırların kapısını açmaktadır. Bu anlamda Kürtlerin iç ihtilaflarını konuşarak çözebilecekleri bir noktaya ulaşmaları için Ulemanın oynayabileceği rol büyüktür. Şüphesiz Ulemanın bu rolünü oynayabilmesi için de riyaset ehlinin sorumlulukları bulunmaktadır.
  • Kürtler, İslam ümmetinin önemli bir uzvu olarak tarih boyunca İslam’a ve İslam kültür külliyatına katkıda bulunmuşlardır. İbnu Salah’tan, İbni Esir’e, Amidi’den İbni Teymiye’ye ve çağımızda Babanzade Ahmet Naim’den Üstad Said Nursi’ye kadar binlerce âlim, ilim bayrağını taşımışlardır ve bu gün de taşımaya devam edeceklerdir inşaallah.”