İslam Ümmeti  Siyonistvirüsü de  Yenecek İnşallah

HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Zekeriya Yapıcıoğlu, Filistin işgalinin sadece Filistinliler için değil, bütün ümmet için bir felaket olduğunu belirtti. Yapıcıoğlu, “Siyonist rejim ümmet coğrafyasında bir kanser hücresidir, bir hastalıktır. Bünye içerisindeki hastalıklar bünye zayıfladığı zaman yüzeye çıkar, kendine yaşama alanı bulur. İnşallah ümmet bu hastalığı bir gün yenecektir.”

Ekleme: 17.05.2020 21:45:08 / Güncelleme: 17.05.2020 21:45:08 / Güncel
Destek için 

Ramazan Casuk-DİYARBAKIR

Zekeriya Yapıcıoğlu, işgalci siyonistler tarafından Filistin topraklarının adım adım işgal edildiğini ve siyonistlerin bu durumu dünyanın gözü önünde rahatlıkla yaptığına dikkat çekti.

İşgalci siyonistlerin İslam coğrafyasında bir kanser hücresi olduğunu belirten Yapıcıoğlu, bu hastalığı yenebilmemiz için ümmet olarak birlik ve beraberlik içerisinde olmamız gerektiğini söyledi.

“MESCİD-İ HARAM’DAN ÖNCE MÜSLÜMANLAR OLARAK MESCİD-İ AKSA’YA YÖNELİRDİK”

Kudüs’ün İslam ümmeti için birçok sebepten ötürü önemli olduğunu belirten HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Zekeriya Yapıcıoğlu, “Müslümanların iki kıblesinden ilki Mescid-i Aksa. Yine yeryüzünde inşa edilen mescitlerden ikincisi Mescid-i Aksa’dır. Ayrıca İslam’ın iki haremi şerifi olan Mekke ve Medine’den sonra üçüncü harem-i şerifi Kudüs’tür. Bütün bu sebeplerden ötürü Mescid-i Aksa ve Kudüs Müslümanlar için çok önemlidir.” dedi.

Kudüs ve Filistin topraklarının Siyonistler ve onun zihniyetine sahip haçlılar tarafından daha önce de işgal edildiğini belirten Yapıcıoğlu, “Siyasi yönden ümmetin perişan bir hale gelmesinin en acı sonuçlarından bir tanesi Kudüs’ün işgal edilmesidir. Baktığımızda Hazreti Ömer döneminde Kudüs özgürleşti, Kudüs fethedildi. Daha sonra yaklaşık 470 yıl İslam’ın hakimiyetinde kaldı. Fakat Kudüs yaklaşık 470 yıl Müslümanların elinde kaldıktan sonra Haçlılar tarafından 1099 yılında işgal edildi. 88 yıl Haçlıların esaretinde kaldıktan sonra Selahaddin Eyyubi tarafından bu esarete son verildi. Son olarak 1917 yılında I. Dünya savaşının sonlarına doğru İngilizler tarafından Filistin toprakları ve Kudüs 9 Aralık 1917 yılında yeniden işgal edildi. O tarihten bu yana Kudüs ağlıyor.” ifadelerini kullandı.

“ÖZELLİKLE 1948 YILI BÜTÜN İSLAM ÜMMETİ İÇİN BİR FELAKET YILIYDI”

1948 yılında Filistin topraklarında işgalci siyonistlerin ‘israil devleti’ni ilan etmesinin İslam alemi için bir felaket olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Özellikle 1948 yılı bütün ümmet için bir felaket yılıydı. Nitekim Filistinliler, bugün yani 15 Mayıs’ı ‘Nekbe’ yani büyük felaket günü olarak adlandırmıştır. israil’in Filistin topraklarında kurulmasından sonra yaşanan bu acı sadece Filistinliler için değil, bütün İslam ümmeti için büyük bir felakettir. O felaketin bugün maalesef yıl dönümü.” şeklinde konuştu.

“SİYONİST REJİM ÜMMET COĞRAFYASINDA BİR KANSER HÜCRESİDİR”

İşgalci siyonistlerin İslam coğrafyasında bir hastalık olduğunu belirten Yazıcıoğlu, “Siyonist rejim ümmet coğrafyasında bir kanser hücresidir, bir hastalıktır. Bünye içerisindeki hastalıklar bünye zayıfladığı zaman yüzeye çıkar, kendine yaşama alanı bulur. Böylece bünyeyi daha da zayıflatır. İslam ümmeti bünye olarak zayıflayınca siyonist rejim de kanser hücresi gibi kendine yaşam alanı buldu. Orada büyüdü ve gelişti. Günümüzde de işgal boyutunu sürekli geliştirme eğilimini sürdürüyor. Ayrıca ümmet birbirinden uzaklaştığı için ümmet birbirine düştüğü için siyonist rejim işgallerini sürdürüyor. Yine ümmet kendi değerlerinden uzaklaştığı ve parçalandığı için bu hastalık kendine yaşam alanı bulmaya devam ediyor. İnşallah ümmet bu hastalığı bir gün yenecektir.” ifadelerini kullandı.

“İSRAİL VİRÜSÜNDEN KURTULMANIN YOLU BÜNYEYİ KUVVETLENDİRMEKTEN GEÇİYOR”

İşgalci siyonistlerle baş edebilmenin yolu ümmet olarak bünyemizi güçlendirmekten geçtiğini belirten Yapıcıoğlu, “israil virüsünden kurtulmanın yolu bünyeyi kuvvetlendirmekten geçiyor. Bağışıklık sistemimiz güçlü olursa ve bünye kuvvetli olursa bu virüsü rahatlıkla yeneriz. Bahsettiğimiz bu güç nedir? Teknik olarak veya silah olarak belki siyonistlerin ve onun zihniyetinde olan haçlıların gerisinde olabiliriz. Onlarla bu alanda yarışırsak belki çok uzun zaman onları yakalamayabiliriz. Fakat onlarda olmayan bir şey var bizde. Nedir o? Onlar dışardan bakıldığında birlik içerisinde görülür ancak aralarında küçük bir menfaat çelişkisi girse parçalanmaya müsaittirler. Covid-19 sürecinde bunu çok net gördük. Örneğin; birbirlerinin maskelerini çaldılar. Birinin satın aldığı maskeleri diğeri geminin önünü keserek kendi ülkesine götürdü. Bu durum bize aralarında birlik ve beraberliğin olmadığını gösterdi. Yine birçok kişi tarafından Covid-19 salgını sürecinden sonra, Avrupa Birliğinin dağılacağı dile getiriliyor.” diye belirtti.

“ONLARDA OLMAYAN BİRLİK VE BERABERLİK GÜCÜ İSLAM ÜMMETİNİN MAYASINDA VARDIR”

İslam ümmetinin mayasında vahdetin olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Onlarda olmayan birlik ve beraberlik gücü İslam ümmetinin mayasında vardır. Bu noktada eğer ümmet kendini toparlar ve eğer birlik olursa yani eğer ümmetin ittihadı tekrardan oluşursa üstesinden gelemeyeceği herhangi bir sorun kalmayacaktır. Ümmet olarak kendi değerlerimize dönersek ve kim olduğumuzu hatırlarsak ve yine neleri öncelememiz gerektiğini kavrarsak inşallah o gün toparlanmış olacağız. Çünkü toparlamamanın yolu bu saydıklarımdır.” şeklinde konuştu.

“BİZLER AYRI AZALAR OLABİLİRİZ AMA AYNI VÜCUDUN AZASI GİBİ OLMALIYIZ”

Son olarak kardeşlik vurgusuna değinen Yapıcıoğlu, şunları söyledi: “Kardeşliğin temel önceliğinde şunu bileceğiz ki Rabbimiz bizi kardeş kılmıştır. Aynı dine ve aynı inanca inanmak kardeşliğin ölçütlerindendir. Nitekim Rabbimizin buyurduğu gibi ‘Müminler ancak kardeştir.’ ve kardeşten başka bir şey değildir. İlahi fermanı ile kardeş olduğumuzu bileceğiz. Bu kardeşliğin gereği de kendi nefsin için istediğini din kardeşin için de istemendir, sana yapılmasını istemediğin bir şeyi kardeşine de yapılmasını istememendir. Ayrıca dünyanın farklı bir noktasında bir kardeşinin başına bir hastalık, musibet veya bela geldiğinde onun çektiği acıyı kendi yüreğinde hissetmendir. Kardeşliğin ölçüsünü Peygamberimiz Hazreti Resulullah çok güzel özetlemiştir. ‘Müminler bir vücudun azaları gibidir.’ Tek vücuttur. Bizler de ayrı azalar olabiliriz ama aynı vücudun azası gibi olmalıyız.” ifadelerini kullandı. (İLKHA)