TESSEP tarafından "Kur'an ve Sünnete göre evlilik" temalı seminer düzenlendi.

​"Aile Okulu" programları kapsamında, TESSEP'in Diyarbakır'da düzenlediği seminerde, düğünlerin israftan kaçınarak helal dairesi içerisinde yapılmasına dikkat çekildi.

Ekleme: 13.03.2020 18:30:07 / Güncelleme: 13.03.2020 21:14:38 / Kültür & Sanat / Diyarbakır Haberleri
Destek için 

Evlilik sürecinde hediye ve takıların takılması, nişan dönemindeki çeyiz ve bohça kültürü ile düğünlerde israfa kaçan masrafların ele alındığı seminerde TESSEP Diyarbakır İl Temsilcisi Nur Eda Gültekin, evleneceklere önemli tavsiyelerde bulundu.

Evliliği kadın ile erkeğin, ömür boyu devam edecek hayat arkadaşını bulması, yuva kurması ve çoluk-çocuk sahibi olmasını sağlayacak insan hayatındaki önemli bir olay olduğunu söyleyen Gültekin, bunun için eşler arasındaki tanışma ve görüşmeyi de nişanlılık dönemi olarak tanımladı.

Gültekin, "Taraflar bu süre içinde birbirilerini tanıyarak evlilik için daha sağlıklı kararlar verebilirler. Görüşme ve nişanlılık hem İslam hukukunda hem de diğer hukuklarda örf haline getirilmiştir." dedi.

"Sünnete uygun bir düğünde ihlas ve ihsan olmalıdır"

'En hayırlı nikâh veya evlilik en kolay olanıdır' hadisini hatırlatan ve bu konuda gençlerin erken yaşta evliliğe teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizen Gültekin,  "Yaşadığımız bu zeminde şartları zorlaştırmış ve öyle bir hale getirmişiz ki, yüzde 99'u Müslüman olan bu topraklarda evlilik yaşı 30, 35, 40'a kadar çıkabiliyor. Böyle olunca da şeytan boş durmayıp hayatımıza bir şekilde müdahale edip toplumu ifsat ediyor. İslam'ın bu konudaki emir ve yasaklarına uyulması gerekiyor. Sünnete uygun bir düğünde ihlas, ilan, ikram, ihtiram ve ihsan olmalıdır. Aynı zamanda kadın ve erkek birbirine karışmamalı, israf, ifşa, ihmal ve itidalsizlik olmamalıdır." şeklinde konuştu.

"Düğün alışverişlerinde ölçüyü kaçırmamalıyız"

Eşler ve aileler arasındaki düğün hazırlıklarına ve evlilik sürecinde yapılan gereksiz harcamalara da dikkat çeken Gültekin, "Harcamada israfa kaçılması, önce gönlü sonra gözü duyarsızlaştırıyor. Özellikle düğün alışverişi ve çeyiz kültürü bir şekilde devam etmektedir ve bu gidişatın tek sıkıntısı ölçüyü kaçırmaktır. Alınan eşyalar, istenen takılar, bohçalar anneler için olmazsa olmazlardandır, kızları için ise teferruattır. Evin ihtiyacı her bireye göre değiştiği gibi bireysel farklılıklarımız da gözetilmelidir. Çeyiz kültürü konusundaki farklılar ve modern yaşamın getirdiği yenilikler, ilerleyen zamanlarda huzursuzluk sebebi olabilmektedir. Evlilik öncesi her şey mükemmel iken sonrasında en ufak bir eksiklik çuvaldız gibi gözümüze batabilmektedir." dedi.

"Birkaç saat giyilecek gelinliğe onlarca lira para vermenin bir anlamı yoktur"

Gültekin, "Gelin arabası süslemesi, şaşalı davetiyeler gibi fuzuli masraflar; verilen yemeğin ve misafirlerin sayısından kısılıyor. Bu da maalesef düğünün asıl amacından sapıp bambaşka bir yere geldiğinin kanıtıdır. Bunun yanında birkaç saat giyilecek gelinliğe onlarca lira para vermenin de bir anlamı yoktur." şeklinde konuştu.

Konuşmasını devam ettiren Gültekin son olarak şunları söyledi:

"Bizler hem para tuzağına hem de İslami anlayışa uygun olmayan organizasyonlar yerine, kendi çaba ve emeklerimizle İslami eğlenceler düzenleyebiliriz. Bu şekilde hem israfı önlemiş oluruz hem de İslam'ın sınırlarının dışına çıkmamış oluruz. Müslümana düşen, ifrat ve tefrite kaçmadan helal ve haram sınırlarına riayet etmektir. Ne dini düğün merasimini cenazeye ne de 'ömürde bir defa evlenilir' diyerek helal sınırlarını aşıp harama girilmemelidir." (İLKHA)

İlgili Haberler