İşte Batı medeniyeti… YAPTIKLARI SOYKIRIM YETMEDİ Şimdi de Hayvanları Katlediyorlar!

Geçmişi katliam ve soykırımlarla dolu olan Batı medeniyeti, asırlar önce Avustralya’da yüzbinlerce insanı soykırıma tabi tutmuştu. Soykırımlar yetmedi şimdi de 10 binden fazla hayvan "fazla su tükettiği" gerekçesiyle katledilecek. Görünürde her ne kadar insan haklarından veya hayvan haklarından dem vuruyor olsa da “Batı” her başı sıkıştığında asıl kodlarına dönüyor ve insanlıktan sınıfta kaldığını ortaya koyuyor.

Ekleme: 10.01.2020 07:00:54 / Güncelleme: 11.01.2020 01:32:01 / manşetler
Destek için 

Dış Haberler Servisi

Avustralya'da Eylül ayından bu yana kontrolden çıkan yangınlarda sadece bir eyalette yarım milyar yaban hayvanının can vermesinin ardından, şimdi de "fazla su tükettiği" öne sürülerek 10 binden fazla yabani deve katledilecek. 5 gün sürmesi planlanan hayvan katliamında, keskin nişancılar helikopterlerden ateş ederek 10 bin civarındaki hayvanı öldürecek. Avustralya basınında yer alan haberlere göre, eyaletin kuzeybatısındaki Anangu Pitjantjatjara Yankunytjatjara (APY) bölgesinde yerel yöneticiler, su kaynaklarına akın ederek yerleşim yerlerine zarar verdiğinden şikayet ettikleri yabani develerin toplu halde itlaf edilmesine onay verdi. APY yetkililerinden Marita Baker, The Australian gazetesine yaptığı açıklamada, "Sıcağa ve rahatsızlık verici koşullara hapsolmuş durumdayız. İyi hissetmiyoruz, çünkü develer geliyor ve çitleri aşarak evlerin etrafında dolanıyor, klimaların bile suyunu içmeye çalışıyor." dedi.

KATLİAM SAVUNUCULARI DEVREDE

Güney Avustralya Çevre ve Su Departmanı (DEW) tarafından, yaklaşık 10 bin yabani devenin bölgedeki tanklar ve musluklar dahil su kaynaklarına akın ettiği iddia ediliyor. DEW sözcüsü, binlerce devenin altyapıda büyük hasara yol açtığını, aileler ve yerleşim yerleri için de tehlike arz ettiğini öne sürdü. Develerin bazılarının susuzluktan öldüğünü ya da su kaynaklarına erişmek için birbirini ezdiğini aktaran sözcü, "Bazı durumlarda hayvan leşleri, önemli su kaynaklarını ve kültürel alanları kirletiyor." diyerek hayvan katliamını meşrulaştırmaya çalıştı. Avustralya'da yabani deve sayısının 1,2 milyondan fazla olduğu ifade ediliyor.

SOSYAL MEDYADAN TEPKİ YAĞDI

Her kurban bayramında biz Müslümanların inancı gereği Allah için kurban kesip, fakir fukaraya dağıtılmasını “hayvan katliamı” olarak değerlendiren sözde hayvan savunucularının bu olaya sessiz kalması ise tepkilere neden oldu. Sosyal medya hesaplarından Avustralya hükümetine bu katliamı durdurma çağrısı yapan vicdan sahibi sosyal medya kullanıcıları, hayvan hakları savunucularının sessizliğine de tepki gösterdi.

2 MİLYON KEDİ ÖLDÜRME PLANI

Sık sık hayvan katliamlarıyla gündeme gelen Avustralya hükümetinin, geçtiğimiz yıl da ülkedeki yerel türleri yok ettiği iddiasıyla vahşi kedileri öldürmek için zehirli sosis kullanacağı açıklanmıştı. Avustralya hükümeti, 2020'ye kadar 2 milyon kediyi öldürme sözü vermişti.

 

Kutu

Batı’nın Tarihi: Katliam Soykırım

Batı medeniyeti ne kadar insan, kadın, hayvan vs. haklarından dem vursa da yeri geldiğinde her zaman asıl kodlarına dönüyor. Bu gün Avustralya’da on binlerce hayvanı keskin nişancılarla öldürmeye başlayan batı birkaç yüzyıl önce de aynı coğrafyda bölgenin yerli halk Aborjinler’e soykırım uygulamıştı. Geçmişi katliam ve soykırımlarla dolu olan Batı medeniyeti, tarih boyunca kendisine ait olmayan coğrafyalarda sayısız savaş ve çatışmanın mimarı oldu.

AVUSTRALYA’NIN SOYKIRIMA MARUZ KALAN YERLİ HALKI: ABORJİNLER

İlk kez 1606 yılında Hollandalı denizciler tarafından fark edilen Avustralya Kıtası, İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgecilik tarihinin kanlı sayfaları arasında önemli bir yer tutar. Hollandalı denizciler tarafından New Holland adı verilen bu yeni kıtanın yazgısı, 1770 yılında İngiliz kaptan James Cook’un kıtaya ayak basmasıyla tamamen değişti. James Cook’un Büyük Britanya adına doğu kıyılarına el koyup buraya New South Wales adını vermesinden sonra, Avustralya kıtasının yerli halkı Aborjinlerden çok azı İngilizlerin başlattığı soykırımdan canlı kurtulmayı başaracaktı. Avustralya’yı sömürgeleştiren Beyaz Adam, çok az zaman sonra katletmeye başlayacağı adanın gerçek sahibi olan bu yerlilere Aborjin adını verdi. Latince kökenli olan Aborjin kelimesi “başlangıçtan beri” anlamına gelmektedir. Avrupalı sömürgeciler ilk önce verimli sahil bölgelerine ve su kaynaklarının bulunduğu bölgelere yerleştiler. Daha Batılılarla ilk karşılaşmalarında binlerce Aborjin, sömürgecilerin getirdiği hastalıklara karşı hiçbir bağışıklıkları olmadığından tıpkı Kızılderililerin çiçek virüsüyle öldüğü gibi toplu olarak can verdi. İngiliz Merkezi Hükümeti ve Avustralya Sömürge Valiliği aracılığıyla 1788-1928 tarihleri arasında, Avustralya’nın Sidney, New South Wales, Tasmanya, Queensland, The Kimberleys ve The Northern Territory bölgelerini sömürgeleştirmek ve tarım alanlarını genişletmek, yeni hayvancılık bölgeleri, yeraltı madenleri ve hammaddeler sağlamak için sistemli ve merhametsizce katliama girişildi. Yapılan bilimsel tarih araştırmalarına göre, Avustralya yerlilerine karşı uygulanan soykırım doğrudan İngiliz Merkezi Hükümeti tarafından 1824 yılında çıkarılan savaş yasaları çerçevesinde uygulandı.

İNSAN AVI

Sömürgeci İngiliz İmparatorluğu’nun Avustralya’yı sömürgeleştirmek için uyguladığı soykırım yöntemleri arasında en acımasızı, sömürge yönetimi tarafından güvenlik gerekçesiyle hayvan avına çıkar gibi yerli insan avına çıkmaktı. Avda yakalanan yerlilerin kelleleri kesilip torbalara konuyordu. Avın başarılı geçtiğinin bir kanıtı olarak, kesilen yerli kelleleri herkesin görebileceği bir ortamda sergileniyordu. Hatta bazı direnen veya kesin boyun eğmeyen önemli yerli kahraman Lider Pemukway gibilerinin kellesi ise, Avustralya Sömürge Valisinin yerlilere karşı yapılan bu yasal görevini ne kadar başarılı yerine getirdiğinin bir kanıtı olarak Londra’ya, Merkezi Hükümete gönderiliyordu. 1824 yılında sömürge yasaları, Bathurst Sydney ve New South Wales bölgesindeki beyaz yerleşimcilere, güvenlik gerekçesiyle tüm yerlileri fiziki olarak yok edebilme yetkisini veriyordu. 1838 yılındaki Monitör gazetesinin yazdığı gibi, beyaz yönetimin mevcut sömürge politikası öylesine çığırından çıkmıştı ki, artık sömürgecilerin yerlileri yok etme eylemleri yalnızca Bathurst Sydney ve New South Wales bölgesiyle sınırlı değildi. Kıtadaki tüm yerlileri yok etme hedefiyle, siyah ırktan olan tüm yerlilerin ortadan kaldırılması yeni hedefti.

 

İngilizler Tasmanya’nın sömürgeleştirilmesi sırasında yerli nüfusun çoğalmaması için de bir yöntem düşünmüştü. Yerlilerin üremesini önlemek ve yerlileri her bakımdan yıldırmak için, sömürge yönetimi tarafından adada yakalanan ve tutsak edilen yerli erkekler, cinsel organları kesilerek hadım edildiler. Nasıl olduysa soykırımdan kurtulabilmeyi başaran yerliler ise tüm Tasmanya’da 1829 yılında başlayan ve iki aylık bir süreyi kapsayan, sömürge yönetiminin soykırım amaçlı tehcir politikası gereği, Avustralya’nın çeşitli bölgelerine ve çok uzak adalara, çeşitli eziyetlerle ve soykırım amacıyla tehcir edildiler. Yerliler, tehcir edildikleri, bu toplama kamplarını andıran enterne bölgelerde, zorunlu olarak ikamete tabi tutuldular. Bu insanlık dışı uygulamalara karşı koyan yerliler yine sömürge yönetimi tarafından acımasızca katledildiler.

PLANLI BİR SOYKIRIM UYGULANDI

Soykırımla ilgili tarihi verilere bakarsak, ünlü soykırım araştırmacısı ve tarihçi Ben Kiernan’a göre, 1788’de sömürgeleştirme başladığında kıtanın yerli nüfusu 750.000 idi. 1911 yılına gelindiği zaman soykırım sonucu yerlilerin nüfusu 31.000’e kadar düşmüştü. Çoğu 1789, 1829-1831 yıllarında İngilizlerin getirdiği çiçek, tifo, dizanteri, tüberküloz, difteri, grip ve benzeri hastalıklardan ve sömürgecilerin, yerlilerin un ve yiyecek tayınlarına zehir katmasından dolayı kırıldı. Binlercesi ise sömürge güçleri tarafından katledildi. Sömürgeci beyazların yerlileri öldürmeleri o kadar planlı ve sistemli gerçekleşiyordu ki, zorla kaçırılan çocuklar çeşitli işlerde çalıştırılırken, kadınlar tayınlarına zehir katılarak, yakılarak veya işkence yapılarak öldürülüyorlardı. Erkekler ise işkenceyle ya da vurularak öldürülüyorlardı.