Mısır İzlenimleri – 1

Abone Ol

Kur’an’da kıssaları anlatılan Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Yusuf (a.s.)’ın mücadele mekânı ve kadim bir uygarlığın merkezi olan Mısır, halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi yönetimine karşı 2013 yılında yapılan darbe sonrası, biraz nefes almaya başlayan Gazze ve tüm Filistin için yine ihanetin merkezi haline döndü. Yüz yıllık İhvan’ın mücadelesine rağmen Mısır’ın hala diktatörlerin esareti altında olması, ümmet için kanayan büyük bir yaradır.

Piramitleri, devasa heykelleri, mumyalanmış firavunlar, kralların yeraltı mezarları ve daha nice ibretlerle dolu sahnelerin yer aldığı Mısır; diktatörler, darbeciler ve aveneleri yüzünden maalesef bugün olması gereken seviyede değil. Yoksulluk, geri kalmışlık ve sefalet diz boyu. Yüz yıl önce İngiliz sömürgesi altında yaşarken olduğu gibi, bugün de bir yanda sefaht, öte yanda sefalet göze çarpmaktadır. Her ne kadar Yeni Kahire gibi şehirler inşa edilse de, asıl Kahire ve İskenderiye gibi kadim şehirlerde neredeyse tümü harabe gibi binalar, çöplerle dolu yaşam alanları, bir mahalle büyüklüğünde devasa pazarlarda ikinci el olarak satılan elbise dâhil akla gelebilecek her türlü malzeme ve daha nice hazin manzaralar…

Tarih bir ibret manzumesi, bir zamanlar Mısır’ı zulüm ve vahşetle yöneten Firavunların bugün mumyalanmış halleri ortada. Yakın tarihte diktatörlerin akıbetleri de herkesin malumu. Ama ibret alacak basiret olmayınca, aynı manzaralar ve acılar yaşanmaya devam ediyor. Halkın iradesi ile iktidara gelemeyenler, sürekli devrilme korkusu yaşadıklarımdan dolayı zorbalıkları artmakta ve bu nedenle de güvenlik politikaları oldukça üst seviyede yer almaktadır. Mısır’da da benzer bir durum söz konusu ve sanki olağanüstü hal varmış gibi birçok yerde tanklar ve eller tetikte bekleyen askerler göze çarpmaktadır.

Daha havaalanına girdiğiniz gibi ülkenin liyakatsiz insanların ellerine geçtiğini fark edebiliyorsunuz. Daha önceki yazılarımızda da ifade etmiştik, bir ülkedeki medeniyetin en büyük göstergesi olarak, insana verilen değer gösterilir. Havalimanlarında oluşan kalabalıkların pasaport kontrollerinde yaşanan izdihamlar, basit bazı çözümlerle bertaraf edilebilir. Ancak Avrupa’nın da bazı ülkeleri dâhil olmak üzere bazı ülkeler, bu konuda oldukça vurdumduymaz davranmakta, az sayıda kontrol görevlisi ile yürütülen işlemler nedeniyle saatlerce süren kuyruklara yol açmaktadır. İşte Kahire’de de aynı tablo mevcut ve gece vakti olmasına rağmen saatleri bulan kontroller nedeniyle insanları mağdur eden bir zihniyet duruyor karşınızda. Yıllar önce aynı durumu Medine’de yaşamış, tamamen keyfi tavırlarla 2 saat boyunca pasaport kontrolüne tabi tutulmuştuk. Burada da aynı şekilde en ufak bir itiraza bile tahammül etmeyen asık suratlar ve çatık kaşlar…

Zalimlerin yönettiği bir ülkede görevli memurların tavır ve davranışları aynı zihniyetten etkileniyor tabi. Dönüş yolunda mecburi olarak birkaç saat erkenden gittiğiniz havalimanına, gece saatlerindeki soğuk havaya rağmen erken olduğu bahanesiyle içeri alınmıyor ve soğukta kalmanıza rağmen umursamaz tavırlarla karşılaşıyorsunuz. Sağlıklı ve adil bir düzenle tesis edilmiş bir devlet yönetiminde görevliler de buna uymak zorundadır. Ancak bu da olmayınca tamamen kişilerin vicdan ve insafına kalıyorsunuz. İmandan gelen bir merhamet ve vicdan yoksunluğu da olunca, maalesef bu durumlar kaçınılmaz oluyor.

Karafe mezarlığı veya ölüler şehri olarak adlandırılan ve bugün 500 binden fazla evsiz insana yuva olmuş olan mahallenin durumu, burada bulunan İmam Şafii’nin (r.a.) ve Şubat Şehidi Hasan El-Benna’nın kabri, Cuma namazını da birinde kıldığımız tarihi camilerin durumu ve İskenderiye kütüphanesi ile ilgili izlenimlerimize de gelecek yazımızda devam edeceğiz inşallah…