İstanbulluları en çok mağdur eden "işletme projesine 7 gün içinde itiraz etmeme" kuralı tarihe gömülüyor. Önümüzdeki günlerde yürürlüğe girecek sistemle birlikte, yöneticiler TÜFE bazlı belirlenmesi beklenen yüzde 25,49'luk tavanın üzerinde bir zam yapmak istediklerinde, kapalı kapılar ardında karar alamayacaklar. Tüm site sakinlerini olağanüstü toplantıya çağırıp, harcamaların zorunluluğunu ispatlayarak "aktif onay" almak mecburiyetinde kalacaklar.
Genel Kurullardaki Temsil Tehlikesi
İstanbul'daki yüzlerce hatta binlerce dairelik devasa yerleşim komplekslerinde, genel kurullara katılım oranının düşüklüğü büyük bir risk yaratıyor. Kanun gereği ilk toplantıda yarıdan fazla katılım aranırken, bu sayı sağlanamadığında ikinci toplantıda sadece "katılanların salt çoğunluğu" yeterli oluyor. Yani 1000 dairelik bir sitede ikinci toplantıya 40 kişi gelirse, 21 kişinin el kaldırmasıyla geri kalan 979 ailenin cebinden çıkacak binlerce liralık bütçeler onaylanabiliyor. İşte meclisin üzerinde çalıştığı yeni yasa teklifi, bu azınlık diktatoryasını kırmayı ve katılım düşük olsa bile yöneticinin yasal zam tavanını aşmasını engellemeyi hedefleyen bir emniyet sübabı işlevi görecek.
Kişisel Veriler ve İfşa Suçlamaları
Site yönetimlerinin aidat tahsilatı için başvurduğu ilkel yöntemler de artık yargı duvarına çarpıyor. İstanbullu bir kat malikinin veya kiracının borç miktarını, daire numarasını veya ismini asansör kabinlerine, ilan panolarına ya da herkesin bulunduğu dijital iletişim (WhatsApp vb.) gruplarına yazmak büyük bir suç. Tüketici derneklerinin de sıkça uyardığı üzere, bu tarz ifşa eylemleri 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na doğrudan aykırılık teşkil ediyor. Borcunu alamayan idarecinin tek meşru yolu adliyeye gidip icra dairesinden takip başlatmaktır. Aksi takdirde, gururu incinen ve ifşa edilen bir vatandaşın savcılığa yapacağı basit bir suç duyurusu, site yönetimine altından kalkamayacakları devasa idari para cezaları olarak geri dönebiliyor.