Sendikalı olan azınlık kesim toplu iş sözleşmeleriyle (TİS) enflasyona karşı korunaklı zamlar alırken, sendikasız çalışan milyonlarca işçinin ücret artışları tamamen işverenin inisiyatifine bırakılıyor. Bu durum sık sık işçi ile işvereni mahkemelerde karşı karşıya getirirken, Yargıtay'dan ücret zamları ve geçmişe dönük alacaklarla ilgili emsal niteliğinde bir karar geldi.

Emekli Olunca Fark Etti: İkramiyeleri Erimiş

Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın haberleştirdiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından (Esas: 2025/507, Karar: 2025/672) alınan emsal kararın perde arkasında, taşeron firmada yıllarca çalışan bir işçinin mağduriyeti yatıyor.

Emekli̇ Farkii-2

Dava dosyasına göre işçi, çalıştığı şirket taşeron bir firmaya devredildiğinde işveren tarafından kendisine uzatılan bir "bordro sadeleştirme" belgesini imzaladı. Bu imzanın ardından, işçinin normalde yılda dört defa aldığı sosyal yardımlar ve ikramiyeler 12 eşit parçaya bölünerek maaş bordrosuna "diğer" kalemi adı altında yansıtılmaya başlandı. Ancak işçi yıllar sonra emekliye ayrıldığında bir gerçeği fark etti; temel maaşına zam yapılmasına rağmen bordrodaki "diğer" kalemine (ikramiye ve sosyal yardımlar) hiçbir zam yapılmamış ve bu hakları enflasyon karşısında eriyip gitmişti. Bunun üzerine işçi, geriye dönük ücret ve kıdem tazminatı farkı alabilmek için soluğu mahkemede aldı.

Yerel Mahkeme Haklı Buldu, Yargıtay Dairesi Reddetti

Davaya bakan ilk derece İş Mahkemesi, işçinin mağdur edildiğine kanaat getirerek, bordrodaki o yan hakların yıllar içindeki asgari ücret artış oranına göre yeniden hesaplanmasına karar verdi. Ancak dosya temyiz için Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne gittiğinde Daire, işçinin zamanında belgeye imza atarak durumu kabullendiğini öne sürdü ve davanın reddedilmesini talep etti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan Son Nokta

Dosya son olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun önüne geldi. Kurul, her iki tarafın da yaklaşımını bozarak, iş hukukunda emsal teşkil edecek yepyeni ve bağlayıcı kriterler belirledi.

Yargıtay'ın emsal kararında yer alan kritik hükümler şunlar oldu:

  • İşverenin Asgari Ücret Oranında Zam Zorunluluğu Yoktur: Taraflar arasındaki iş sözleşmesinde aksini belirten bir hüküm yoksa, işverenin çalışanlarına asgari ücrete gelen zam oranında (veya asgari ücret enflasyonu kadar) zam yapma mecburiyeti bulunmamaktadır. İşveren için tek yasal zorunluluk, işçiye ödenen paranın o günkü asgari ücretin altına inmemesidir.

  • Belge İmzalatmak 'Feragat' Anlamına Gelmez: İşçinin geçmiş yıllarda imzaladığı "bordro sadeleştirme" belgesi, işçinin gelecekteki olası zam haklarından vazgeçtiğini gösteren bir rıza metni sayılamaz.

  • Yeni Hesaplama Kriteri Belirlendi: Yerel mahkemenin fark tutarını 'asgari ücrete oranlayarak' bulması yanlıştır. Doğru hesaplama yöntemi şu olmalıdır: Kesintinin veya değişikliğin yapıldığı ilk yıl, "diğer" kalemindeki tutar, işçinin o dönemki kendi brüt maaşına oranlanmalıdır. Çıkan bu katsayı baz alınarak, takip eden yıllardaki ücret farkları hesaplanmalıdır.

Kaynak: Haber Merkezi