HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Toplumu derinden sarsan uyuşturucu belasıyla topyekûn bir mücadele yürütülmesi gerektiğini belirten Dinç, yerel yönetimlerdeki rüşvet ve yolsuzluk iddialarına da sert tepki göstererek "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" çağrısı yaptı.
Dinç, siyasette rüşvet ve yolsuzluk iddialarının toplumun devlete olan güvenini sarstığını ifade ederken, Diyarbakır’ın Dicle ve Çınar ilçeleri ile Adana’daki mahalle ve köylerde yaşanan yol, içme suyu, iletişim, hastane, altyapı ve DEDAŞ kaynaklı sorunları da gündeme taşıdı. Vatandaşlardan gelen taleplerin takipçisi olacaklarını belirten Dinç, yerel sorunların çözümü için yetkililere çağrıda bulundu.
"Rüşvet alan da veren de melundur"
Rüşvet yolsuzluğuna karşı "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" çağrısında bulunan Dinç, "Evet bugün siyaset kurumunun rüşvetle, yolsuzlukla anılması gerçekten büyük bir felakettir. Özellikle vatandaşların da siyaset kuruma güveni her geçen gün azalıyor, neredeyse en çok güvenmedikleri kurum siyaset kurumudur. Oysaki belediye malı, kamu malı, Beytülmal, yetim malı gibi korunmalıdır. Nice gençler veya belki nice aileler eğer geçim sıkıntısından dolayı gençlik hayatına kıyıyorsa ve intihar ediyorsa ve bunun da sebepleri hiç şüphesiz bu rüşvetle, yolsuzlukla anılan yetkililerin de bunda payı vardır. Yerel hizmetlerin yürütülmesinde önemli bir rol oynayan belediyelerin son dönemlerde rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelmesi, toplumun siyaset kurumuna olan güvenini zedelemektedir. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'Alan da veren de melundur' ifadesiyle lanetlediği rüşvetin, yerel ve genel siyasetin şekillenmesinde bir araç olarak kullanılmasının nedenlerinden biri değerler ve ahlak siyasetinin terk edilmiş olmasıdır. Ancak denetim eksikliği ve şeffaflık sorunları da bu rezaletin yaygınlaşmasına sebebiyet vermektedir." dedi.
"Dürüst siyaset, gerçek adalet sözü alelade bir slogan değil"
Devamında Dinç, şunları aktardı:
"Partimizi kurduğumuz günden beri temel ilke olarak kabul ettiğimiz 'dürüst siyaset, gerçek adalet' sözü alelade bir slogan değil; Türkiye'nin yaşadığı tüm sorunların çözümü açısından en öncelikli hususlardan biridir. Vatandaşımız ekonomik krizi iliklerine kadar yaşarken, onlarca belediye başkanının adının rüşvet, yolsuzluk, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla birlikte anılması çürüyen siyasetin göstergesi, mevcut siyaset anlayışının tabutuna vurulan son çivilerdir. Yapılan araştırmalarda en güvenilmez kurumlardan biri olarak gösterilen siyaset kurumunun, rüşvet ve yolsuzluklardan arınması için cezalar artırılmalıdır. İnancımıza göre Beytülmal olan kamu kaynakları vatandaşın refahını yükseltmek ve ona hizmet etmek için kullanılmalıdır. Toplumu bu kaynakları şahsi ikballeri için harcayanlardan korumak zorundayız. Halkın parasına el uzatan harami siyaset anlayışını durduracak adil ve caydırıcı bir hukuk sistemine ihtiyaç vardır."
"Zehir tacirlerine karşı artık bir seferberlik başlatılmalıdır"
Uyuşturucu ve madde bağımlılığı ile mücadele konusunda da Dinç, "Diğer bir konu gerçekten memleketimizin ve özellikle ailelerimizi içten içe kemiren, yıkan, uyuşturucu illeti ve zehir tacirleri. Bu zehir tacirlerine karşı artık bir seferberlik başlatılmalıdır. Bayramın birinci gününde Hatay'da bir baba, baba denilebilir mi bilmiyorum, öz evladını, 3 yaşında öz evladını boğarak katletti, katletmekle yetinmedi onu parçaladı. Sebep? Madde bağımlısı. Yine aynı şekilde bundan birkaç gün önce Adana'da bir madde bağımlısı genç babasına saldırdı, bıçakla kendi babasını, öz babasını öldürmeye çalıştı ve onun babası bir polis memuru, bir emekli polis memuru kendi evladını öldürmek zorunda kaldı. Gerçekten bundan daha büyük bir acı olamaz. Öz evladını öldürmek zorunda kaldı. Nice annelere şahit oluyoruz kendi evladının her gün gözünün önünde ölmesindense ölümünü temenni ediyor ya da kendi eliyle onu yargıya teslim ederek bir an önce tutuklanmasını istiyor. Ve bu zehir her geçen gün her mahalleye ulaşıyor. Bundan dolayı bu uyuşturucu zehrine karşı seferberlik başlatılmalı ve özellikle kamu görevlilerinde, kamuda çalışan ve kamuya alınan personellerin uyuşturucu testi de yapılması lazım. Maalesef kamuyu gücünü arkasına alarak devletin yetkililerini kullanarak, devletin imkanlarını kullanarak da bu zehir tacirleriyle iş birliği içerisinde olanların da ağır bir şekilde cezalandırılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"Bağımlı bireyler için tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin kapasiteleri artırılarak daha işlevsel hale getirilmelidir"
Dinç, "Uyuşturucu yalnızca bir asayiş ya da sağlık sorunu değildir. Bu sorun aileleri dağıtan, gençleri hayattan koparan ve toplumsal huzuru tehdit eden çok boyutlu, ciddi ve büyük bir sorundur. Adana'da bir babayla uyuşturucu bağımlısı oğlu arasında yaşanan ve oğlunun ölümüyle sonuçlanan olay, uyuşturucu bağımlılığının yıkıcı etkilerini çok acı bir şekilde bir kez daha ortaya koymuştur. Devletin yaptığı operasyonlar önemli olmakla birlikte kalıcı ve etkili bir çözüm için uyuşturucu maddelerin satışı engellenmeli, erken teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleriyle farkındalık çalışmaları artırılmalıdır. Uyuşturucuyla mücadelede seferberlik başlatılmalıdır. Bu kapsamda güvenlik tedbirleri en üst düzeye çıkarılmalı, sokak satıcılarına ve arkalarındaki organize şebekelere yönelik cezalar daha caydırıcı hale getirilmelidir. Okullarda çocuklara yönelik rehberlik çalışmalarına odaklanılmalı, ailelere yönelik ise farkındalık programları yaygınlaştırılmalıdır. Bağımlı bireyler için tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin kapasiteleri artırılarak daha işlevsel hale getirilmelidir." şeklinde belirtti.
"Zehir tacirleri kendi çıkarları için maalesef masum çocuklarımızı zehirliyorlar"
Uyuşturucu konusuyla ilgili son olarak Dinç, "En önemlisi sadece AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) ile ÇEMATEM (Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) değil Türkiye'nin geneline özellikle gençlere manevi destekle tedavi eden, onlara destek sunan bu sivil toplum kuruluşu uyuşturucuyla mücadele eden sivil toplum kuruluşu sayısı artırılmalı, Türkiye'nin geneline yayılmalıdır. Çünkü bu sivil toplum kuruluşlarında alınan başarı oranı yüzde 76.8, çoğunda da yaptığımız ziyaretlerde bu sonucu gördük. Çünkü uyuşturucu illetinden kurtulmanın yolu sağlam bir inanç, sağlam bir irade ve manevi boşluktan kurtulmayla ancak sağlanabilir diyorum. Bu rehabilitasyon faaliyetlerinin yanı sıra bireylerin sosyal hayata entegre olmasını sağlayacak manevi destek programlarını da içeren bir sistem uygulamaya konulmalıdır. Ve bu zehir tacirlerine karşı net, somut ve etkilerini hemen göreceğimiz gerçekten adımlar atılmalıdır. Bu zehir tacirleri kendi çıkarları için maalesef masum çocuklarımızı zehirliyorlar." dedi.
Yerel yönetimlerdeki rüşvet/yolsuzluk ve toplumu derinden sarsan uyuşturucu belasıyla ilgili konuştuktan sonra Dinç, Diyarbakır ile Adana illerinin yerel sorunlarına değindi.
"Köyümüzün yolu köstebek yuvasına dönmüş"
Diyarbakır Dicle ilçesine bağlı Pekmezciler köyünde var olan sorun sıkıntıları dile getiren Dinç, şunları kaydetti:
"Bugün kendi köyümden de bahsedeceğim. Diyarbakır'ın Dicle ilçesi Pekmezciler (Bavkon) Mahallesi/köyü. Bu vesileyle tüm Bavkonlu, Pekmezciler köylülerimi, hemşehrilerimi, akrabalarımı selamlıyorum. Köyümüzü ziyaret ettik, köyümüze gittik, bayramlaştık ancak maalesef köyümüzün de sorunları var. En önemlisi bizim köy yıllardır gerçekten ülkeye ciddi katkı sağlayan bir köydür. Gençlerimize istihdam sağlayan bir köyümüzdür, Türkiye'nin genelinde iş yerleri olan, memlekete katkı sunan, istihdam sağlayan, açıkçası bugüne kadar devlete yük olan değil yük taşıyan bir köydür ve her biri de birbirinden değerli, birbirinden kıymetli hemşehrilerim, gerçekten onlarla da gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Ancak böyle uyumlu, memleketine fayda sağlayan, kendi içlerinde bir kardeşlik hukuku içerisinde dayanışma içerisinde olan bu köyümüzün de maalesef bakıyorum yıllardır istenen seviyede hizmet yok. Mesela yolları, köstebek yuvasına dönmüş. Bu konu da zor bir şey değil, yani bu çukurları kapatmak için bir kamyon asfaltla rahat bir şekilde bu yolun çukurları kapatılabilir ama maalesef yapılmıyor. Eğer bugün bu yetkililer, belediye yetkilileri veya hangi kurum olursa olsun bir kamyon asfaltla bu çukurları kapatacak güçleri, imkanları da yoksa açıkçası söylenecek başka bir söz de yoktur. Bu yönüyle bir an önce bu köyün yolu yapılmalıdır. Ben de bu işin takipçisi olacağım. Aynı şekilde su sorunu. Pekmezciler köyünün suyu maalesef içilmiyor. İçme konusunda içilebilir mi bir test yapılmış mı yapılmamış mı onu da bilmiyorum, onun da takipçisi olacağım. Ve bu yönüyle o köylüler halen bu çağda bir içme suyuna doğru bir şekilde ulaşamıyorlar."
Vatandaş çekmeyen şebekeye tam ücret ödüyor
GSM operatörlerin birçok bölgede iyi hizmet vermediklerini aktaran Dinç, "Çınar'da, Diyarbakır'ın diğer köylerinde hem de Dicle'nin köylerinde iletişim yok, nternet yok ve biz orada hiç kimseyle iletişime geçemiyoruz, Allah muhafaza, başınıza bir şey gelse belki doğru dürüst kimseyle iletişime geçemiyorsunuz. Tamamen iletişim yok diyemiyorum ama çoğu yerlerde maalesef iletişim doğru şekilde sağlanamıyor. O zaman GSM operatörlerine soruyoruz: Madem sağlıklı bir şekilde iletişim kuramıyoruz, sağlıklı bir şekilde internetten yararlanamıyoruz o zaman niye faturanın tamamını yansıtıyorsunuz? Ya tam hizmet verin tam fatura ücretinizi alın; ya da eğer tam hizmet veremiyorsanız o zaman hizmet vermediğiniz sürenin de ücretini almayın." diye konuştu.
"80 bin nüfuslu bir ilçe ama doğru dürüst bir devlet hastanesi maalesef yok"
Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde gerçekleştirdikleri ziyaretlerin izlenimlerini aktaran Dinç, "Çınar özellikle hayvancılık ve tarım alanında vatandaşların ciddi bir şekilde hizmet ürettiği bir ilçemiz. Ancak Çınar halkı da hak ettiği değeri maalesef onlar da bulmuyor. Şu an Çınar ilçesinde en büyük taleplerinden biri bir hastane talep ediyorlar. Büyük bir ilçe, 80 bin nüfuslu bir ilçe ama doğru dürüst bir devlet hastanesi maalesef yok. Çınar'daki genç kardeşlerimiz orada istihdam sağlayacak fabrikalar, yatırımlar olmadığından dolayı binlerce kilometre uzaklıkta başkasının kapısının önünde ekmek aramak zorunda kalıyorlar. Yani mevsimlik işçi olarak çalışmak zorunda kalıyorlar." dedi.
Çınar'daki temasları kapsamında muhtarlarla da bir araya geldiklerini aktaran Dinç, mahalle ve köylerinin sorunlarına duyarlı olan muhtarlara teşekkürlerini iletti.
Şahsına iletilen sorunlardan birinin de Dicle EDAŞ tarafından kesilen yüksek fatura ve cezalar olduğunu söyleyen Dinç, bu konuda ilgili kurumdan bir komisyon kurmasını ve köylülerle uzlaşıya gidilmesini tavsiye etti. Dinç, köy sakinlerinin ayrıca altyapı, içme suyu şebekesi, artan tarım maliyetleri sorunlarından da şikayetçi olduklarını bildirdi.
Dinç, bazı köylerin sorunlarına ilişkin şunları aktardı:
"Avdalı (Bîrabazin) köyü altyapı eksiklikleri var, halı saha gençler talep ediyorlar. Özellikle tüm köylerde olmasa da belli bir sayıya ulaşan köylerin ortak bir noktada bir halı sahanın olması gençlerimizin bir talebiydi. Karalar (Qerelî) köyümüzde de yine elektrik ve Dicle EDAŞ uygulamalarından şikayetçi, çiftçilikte artan maliyetlerden şikayetçi, yol ve içme suyu ile ilgili bize şikayetlerini aktardılar. Yukarıortaören (Ortêvîranajor) köyün yakınlarından geçen yoldan kaynaklı olarak bu yol düzgün bir şekilde yapılmadığından dolayı, drenajı düzgün yapılmadığından dolayı maalesef su olduğu gibi köyü de mezarlıkları da basıyor
Hasköy (Xasê) köyü yine Dicle EDAŞ, yüksek faturalar; Başalan (Sergelya) köyünde sulama maliyetlerinin yüksek olması, Dicle EDAŞ uygulamasında kaynaklı şikayetler var. Sürendal (Cellika) köyünün yine yol sorunu, asfalt sorunu var. Başpınar köyü muhtarı özellikle hastanenin olmamasından ciddi şikayetleri vardı. Yarımkaş (Kanipank) köyünde Dicle EDAŞ ve yine faturaların yüksek olması şikayeti ve bundan dolayı 'üretim yapamaz olduk' şikayetinde bulunuyorlar. Alabaş (Êxliya) köyünde bir diyaliz hastasının ulaşım sorunu vardı. Karacadağ bölgesinde Yedi Gölet Projesiyle ilgili bir talep var. Bu söz verilmiş ama halen ortada bir şey yok."
Köylerde altyapı, çevre yolu ve bürokrasi sorunları gündeme geldi
Devamında Dinç, "Yenimahalle (Mêhlaxasê) köyü. Burada da karayollarının çalışmalarından dolayı şehir içi yollar daraldı. Trafiğin çok ciddi bir şekilde sıkışık olduğu söylüyorlar. Burada bir çevre yolu yapılacak diyorlar ve bunun tamamlanmasını istiyorlar. Dikmencik (Gûndûk) köyü aynı şekilde Dicle EDAŞ sorunu var. Çiftçi, 'baskı altındayız, artık dayanamayacak durumdayız' diye şikayet ediyorlar. Halıören (Xêlavara) köyünde yine üstyapı ve altyapı sorunları var. Parke taşı sıkıntısı var. Höyükdibi (Melkîş) köyü, hayvan küpeleme işleminde bürokratik işlemlere bağlı olarak ciddi sıkıntı yaşıyor ve uzun zaman alıyor diyorlar. Bunun daha hızlı, daha pratik bir şekilde yapılmasını talep ediyorlar. Yine bu köyde depremde bir okul yıkılmış ve halen bu okul yapılmamış." dedi.
Diyarbakır köylerinde su, yol, okul ve elektrik sorunları
Diyarbakır'daki köylerle ilgili son olarak Dinç, "Toraman (Hemrani) köyü yine deprem sonrası yıkılan okulun yerine yeni okul yapılmadı. Türkiye Petrollerine ait ağır araçlar burada yolları bozmakta. Yine Dicle EDAŞ...Faturalar yüksek her yerde ortak sorun. Çakırkaya (Dêlgûr) köyü. 150-170 hanelik köyde maalesef 140 hanede içme suyu yok. Kanalizasyon, altyapı, yol sorunu yine burada da var. Yuvacık (Yuwacixê) mahalle muhtarı, mahallede sağlık ocağı yapıldıktan sonra boşa çıkan iki konteynerin Eğil ilçesine gönderileceği söylenmiş, ama bu konteynerlerin Eğil ilçesi yerine Başalan ve Başaklı mahallelerine verilmesinin daha faydalı olacağını ifade ediyor.,Ballıbaba (Lugûs) köyü. Yukarı Ören güzergahındaki yol seviyesinin düşük olmasından kaynaklı araçlar arıza yapıyor. Son olarak Düzova (Qerhîta) köyü. 4 yıldır bu köyde içme suyu yok dediler vatandaşlar. Kanalizasyon, altyapı, yol sorunu burada da var ve özellikle Dicle EDAŞ'la ilgili gerçekten saydığım hemen hemen köylerin hepsinde bu şikayeti bize ilettiler. Bu şikayetlerin görülmesi lazım, çözülmesi lazım." ifadelerine yer verdi.
Adana'nın yerel sorunları
Adana'nın yerel sorunlarıyla ilgili il parti yetkililerinin ilettiği sorunları da aktaran Dinç, "Sarıçam TOKİ bağlantı yoluyla ilgili bir talepleri var. Sarıçam ilçemizde bulunan Buruk TOKİ bölgesinde yaklaşık 5 bine yakın konut var ve burada otobana bağlanan bir yol olmadığından dolayı çevrelerde dolanarak İncirlik'e oradan bağlanıyorlar ve bundan dolayı zaman ve yakıt israfı arz ediyor. Yüreğir Koza Mahallesi'nin bir çevre sorunu var. Domuz Çiftliği denen bölgede ve maalesef orada fareler, yılanlar, çiyanlar pis koku saçıyor. Orada dere ıslahı yapılmadığından dolayı halk sağlığını tehdit ediyor. Bu sorunun çözülmesini istiyorlar. Yollarla ilgili problemler var; düzeltilmesi lazım. Aydınlatma eksikliği, köprü yetersizliği var ve çevre düzenlemesinin olmayışı mahalle sakinlerini adeta kaderine terk edilmiş bir yaşamla baş başa bırakmış." diye konuştu.
"Akkapı Mahallesi’nde altyapı ve kanalizasyon eksikliği 150 haneyi mağdur ediyor"
Seyhan Akkapı Mahallesi’nde kanalizasyon ve altyapı eksikliğine değinen Dinç, "Diğer bir sorun Seyhan Akkapı Mahallesi, altyapı, kanalizasyon hattı olmadığından dolayı burada da 150 haneyi ilgilendiren bir altyapı sorunu var. Ve altyapı olmadığı için maalesef vatandaşlar kendi imkanlarıyla, kendi evinin yanında bir kuyu açarak bu altyapı sorununu bir yönüyle kısa süreli bir çözüm bulmaya çalışıyorlar. Vatandaşların bu sorunları görülmeli, Adanamızın, bu mahallemizin bu altyapı sorunu bir an önce çözülmelidir." ifadelerine yer verdi.
Ceyhan–Kadirli yolu
Dinç, "Son olarak Ceyhan-Kadirli Yolu ise yıllardır tamamlanamayan, bölünmüş yol projesi nedeniyle adeta ölüm yoluna dönüşmüş durumdadır. Tek şerit olarak kullanılan güzergahta trafik yoğunluğu her geçen gün artmakta, dar alanlar ve görüş mesafesinin düşük olduğu noktalar sık sık kazalara sebebiyet vermektedir. İnsanlarımız işe, okula ve ailelerine ulaşabilmek için kullandıkları bu yolda artık huzurla değil endişeyle yolculuk etmektedir. Bölgenin ekonomik gelişimi ve vatandaşlarımızın can güvenliği için bu yolların bir an önce tamamlanması lazım." şeklinde konuştu.