Güncel

Mevlid-i Nebi etkinliğinde birlik mesajı

Peygamber Sevdalıları Vakfının İstanbul’da düzenlediği Mevlid-i Nebi etkinliğine katılan isimler, İslam dünyasının içinde bulunduğu zorluklara dikkat çekerek "vahdet" vurgusu yaptı.

Abone Ol

Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından İstanbul’da “Vahdet ve Kurtuluş Önderi Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesselem)” temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi etkinliğine katılan farklı isimler, programın anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcılar, etkinliğin birlik, kardeşlik ve ümmet bilincini güçlendirdiğine dikkat çekti.

Etkinliğine katılan Kuzey Makedonya Bayram İbrahimov, Özgür Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Yazar Mustafa Kasadar, Gazeteci Furkan Bölükbaşı, Kudüs TV Genel Yayın Yönetmeni Nurettin Şirin İLKHA muhabirine konuşarak İslam dünyasının içinde bulunduğu zorluklara dikkat çekerek 'vahdet' vurgusu yaptılar.

Kuzey Makedonyalı Bayram İbrahimov

"Yalnızca Türkiye'de değil dünyanın her yerinde aynı programların yapılmasını isteriz"

Programa katılan Kuzey Makedonyalı Bayram İbrahimov, etkinliğin coşkusuna dikkat çekerek uzun yıllardır programa iştirak ettiklerini ve bu tür organizasyonların dünya genelinde yaygınlaşmasını temenni ettiklerini ifade etti.

İbrahimov, "Gerçekten çok güzel bir duygu. 5 senedir bu programa katılıyoruz. Peygamber Efendimizi anma programını tertipleyenlere teşekkür ederiz. İnşallah bu programlar devam eder. Yalnızca Türkiye'de değil dünyanın her yerinde aynı programların yapılmasını isteriz. İlk defa İstanbul'da katıldık. Normalde Diyarbakır'da katılıyorduk. Doğrusu bunu beklemiyorduk. Çok büyük bir coşku var. Allah tüm halkımızdan razı olsun." dedi.

Özgür Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya

"Allah'u Teâlâ bu programları Resulullah'ın mesajını daha iyi kavrama ve hep birlikte katkı sağlamasını temenni ediyoruz"

Özgür Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya ise İslam coğrafyasının ciddi saldırılarla karşı karşıya olduğunu belirterek, böyle bir ortamda Hazreti Muhammed’i anmanın yalnızca bir anma değil, aynı zamanda onun mesajını doğru anlamak ve hayata geçirmek anlamına geldiğini söyledi.

Konuşmasında Kaya, şunları aktardı:

"İslam coğrafyasına, ümmetimize, kardeşlerimize dönük çok büyük bir kuşatma ve saldırıların geliştiği bir ortamda yaşıyoruz. Coğrafyamızın, İslam ümmetini, Müslümanların tamamı bu saldırganlıklardan, zalimliklerden, vahşiliklerden mustarip durumdalar. Tam da böyle bir ortamda Resulullah Sallalahu Aleyhi Vesellemi anmak için buradayız. Resulullahı anmak O'nu en güzel şekilde anlamayı, idrak etmeyi, mesajını başta Müslümanların kardeşliği, adalet için mücadele etmesini ve zulme karşı direniş noktasındaki rehberliğini, örnekliğini, öğretmenliğini kavramayı ve bunun için çaba sarf etmeyi gerektirir. Allah'u Teâlâ bu ve buna benzer programları Resulullah'ın mesajını daha iyi kavrama ve hep birlikte katkı sağlamasını temenni ediyoruz."

Yazar Mustafa Kasadar

"Rabbim bizi O'nun izinde yürüyenlerden eylesin"

Yazar Mustafa Kasadar da programın her yıl geniş kitlelere ulaştığını ifade ederek, bu yıl seçilen 'vahdet' temasının isabetli olduğunu dile getirdi. Kasadar, "Öncelikle Peygamber Sevdalıları Vakfı'na her yıl düzenledikleri bu program için çok teşekkür ediyorum. Peygamber Efendimizi ulusal çapta gündeme getiriyor ve insanlar tarafından anlaşılması, hatırlanması sağlanıyor. Bu yıl seçilen vahdet konulu vurgu da çok yerinde olmuştur. Efendimiz Aleyhisselamın, önce Mekke'de kabilecilik anlayışıyla parça parça olan insanları bir araya getirdi. Medine'de ensar ve muhaciri kardeş yaptı. Sonra bir ümmet yaptı ve bu ümmet ile dünyayı fethetti. İslam yine bu şekilde, Efendimizin izinde tekrar eski günlerini görecektir. Üstat Necip Fazıl Kısakürek'in, 'Müjdecim, kurtarıcım, efendim peygamberim! Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim' diyor. Rabbim bizi O'nun izinde yürüyenlerden eylesin." ifadelerine yer verdi.

Gazeteci Furkan Bölükbaşı

"Programın vahdet başlığı altında düzenlenmesi de bu açıdan önemlidir"

Gazeteci Furkan Bölükbaşı ise Müslümanların son yüzyıllarda parçalanmışlığının ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade ederek, vahdetin önemine dikkat çekti. Bölükbaşı, "Vahdet kelimesi bence önemli bir kelime… Müslümanlar son 200 senedir paramparça edildiğinden, İslam ümmetin paramparça edildiğinden beri bir zillet hali yaşamaktadır. Özellikle Amerika'nın son İran saldırılarından sonra parça parça kaldığımızda başımıza neler gelebileceğini hem teorik hem de pratik anlamda tecrübe etmiş olduk. Programın vahdet başlığı altında düzenlenmesi de bu açıdan önemlidir. Hem Türkiye'de hem de diğer ülkelerde hala ırkçılık belası üzerinden birbirimize karşı nefret söylemleri ürettiğimizde, vahdeti engelleyen ulus devlet inşası sürecinden kurtulamadığımızı fark ediyorum. Örneğin israil İran'a saldırı yapılıyor, hemen birileri, 'İran zamanında şöyle katliamlar yapmıştı' demeye başlıyor. Orada burulan 15-20 yaşındaki çocukları, cinayetleri yok sayıyor. Yapılan soykırımları görmezden gelmeyerek ama helalleşip güç toplayarak yeniden bir İslam imparatorluğu dönemine dönmemiz gerekiyor." şeklinde konuştu.

Kudüs TV Genel Yayın Yönetmeni Nurettin Şirin

"Maksat itibarıyla her sene yapılan Mevlid-i Nebi programları çok bereketli bir program"

Kudüs TV Genel Yayın Yönetmeni Nurettin Şirin de İslam dünyasının yaşadığı sıkıntıların temelinde birlik eksikliğinin bulunduğunu belirtti.

Vahdetin yalnızca bir tercih değil, ilahi bir sorumluluk olduğunu ifade eden Şirin, "Öncelikle bu güzel ve bereketli program hem Türkiye Müslümanlarına hem de İslam ümmetine mübarek olsun. Maksat itibarıyla her sene yapılan Mevlid-i Nebi programları çok bereketli bir program. Bu sene vahdet konusunun ele alınması özellikle günümüzde İslam dünyasının karşı karşıya kaldığı savaşlar, saldırılar, katliamlar, soykırımlar açısından çok kıymetlidir. Bugün eğer siyonist rejim ve Amerika, İslam beldelerine, Müslüman halklara, Yemen'e, Lübnan'a, İran'a alçakça ve barbarca saldırabiliyorsa, bu cüreti kendinde buluyorsa, İslam dünyasının dağınıklığından, fiili bir vahdetin olmamasından istifade ederek bunu yapıyor." dedi.

"Her Müslüman birer kova su dökse israili sel alırdı"

Şirin, devamında şunları aktardı:

"Rahmetli İmam Humeyni, 'Her Müslüman birer kova su dökse israili sel alırdı' diyordu. Siyonist rejimin 2 sene boyunca nasıl katliamlar, ne tür soykırımlar işlediğini hepimiz gördük. Neden bunlar kendilerinde bu cüreti gördüler? Acaba İslam ülkelerinin ve Müslüman halkların gücü siyonist düşman ile baş etmeye yetmez miydi? Acaba Müslümanlarda birlik, beraberlik, dayanışma olsaydı, meydanlar birleşseydi, yürekler ve bilekler birleşmiş olsaydı büyük şeytan Amerika ve siyonist rejim bu cinayet, tecavüz ve katliamlara cüret edebilirler miydi? Dolayısıyla Resulullahı anmak, ümmeti de düşünmeyi beraberinde getirir. Resulullah bu ümmetin babasıdır ve bizler de bu ailenin fertleriyiz."

"Vahdet, imanımızla birlikte kıyamet gününe kadar var olacak ilahi bir sorumluluk, bir ibadet halidir"

Kur'an-ı Kerim'de Peygamber Efendimizin ümmetine çok düşkün olduğunun belirtildiğini hatırlatarak konuşmasının sürdüren Şirin, "Peygamber Efendimizin ümmetin karşı karşıya olduğu durum Resulullah'ın yüreğini parçalıyor. Murteza Mutaharri, Filistin üzerine bir konuşmasında, Resulullah'ın Medine'de sızladığını ifade etmişti. Dolayısıyla bizler, Resulllah'ı andığımız yerde O'nun bayrağı altında olduğumuz söylediğimiz yerde O'nun ümmetine bir bütün olarak sahip çıkma sorumluluğumuzla karşı karşıyayız. Resulullah'ın ümmetini Kur'an, Ey Türkler, Kürtler, Araplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Şii, Sünni diye değil ey iman edenler diye tanımlıyor. Dolayısıyla bu siyasi bir görüş veya proje değil Allah'ın emridir. Onun için vahdet meselesi taktik meselesi değildir. Vahdet meselesi bir takım ortak çıkarlarda omuz omuza verip daha sonra herkesin kendi yoluna gitmesi değildir. Vahdet, imanımızla birlikte kıyamet gününe kadar var olacak ilahi bir sorumluluk, bir ibadet halidir. Allah'u Teâlâ nasıl ki namaz kılmamızı emrediyorsa ayı şekilde ümmet olmamızı da emrediyor. Onun için Peygamber Sevdalılarının düzenlediği, vahdeti ele alan bu program gerçekten öğretici, uyarıcı ve irşat edicidir. İnşallah bu tüm halklarda, İslam toplumlarının sıra dağlar gibi omuz omuza verip volkanlar gibi gürleyerek İslam'ın azılı düşmanlarına karşı zaferlerden zaferlere yürüyeceğiz. Bunu ilk menzili, Kudüs'ümüzün özgürleşmesi, nehirden denize tüm Filistin'in kurtuluşu ve büyük şeytan Amerika'nın İslam dünyasından tamamen sökülüp atılmasını beraberinde getirecektir. Elbette ki Allah nurunu tamamlayacaktır. Dolayısıyla bu sorumluluğu tam bir gayret ve ciddiyetle yaşattığımızda önümüzde zaferden zafere koşmaktan başka bir yol kalmaz." diye konuştu.