Olay sosyal medyada hızla yayıldı. Videonun amacının içerik üretmek olduğu belirtilse de görüntüler, "içerik üreticiliği" adı altında hızla yayılan sınır tanımaz davranışların artık bir toplumsal güvenlik sorunu haline geldiğini bir kez daha ortaya koydu.
Benzer içerikler sadece ülkemizde değil, dünya genelinde ciddi sonuçlara yol açtı. İşte bazı çarpıcı örnekler:
ABD'de bir YouTuber, kurusıkı sandığı silahla “şaka” videosu çekerken arkadaşı tarafından kazara vurularak hayatını kaybetti.
Hindistan’da bir genç, trenin önünde “cesaret gösterisi” yapmak isterken dengesini kaybedip yaşamını yitirdi.
Rusya’da bir TikTok fenomeni, gökdelenin tepesinde tehlikeli bir gösteri yaparken düşerek öldü.
Türkiye’de de çok sayıda genç, "trend" videolar çekmek adına yüksek binalara tırmanma, hızlı araçlarla tehlikeli sürüşler, yangın çıkarma, halkı korkutma gibi davranışlar sergileyip ya hayatını kaybetti ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye attı.
Toplumda “viral olmak”, “fenomen olmak” gibi motivasyonlar, özellikle gençler üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor. “Beğeni uğruna yapılan” birçok davranış artık kamusal bir güvenlik sorunu haline gelmiş durumda.
Sosyologlara göre gençler, dijital ortamda görünür olmayı varoluş biçimi haline getiriyor. Sosyal medyada popüler olan tehlikeli videolar, daha fazla “beğeni” ve “izlenme” getirdiği için özellikle gençler arasında bir ödül sistemi oluşturuyor. Bu sistem, risk algısını zayıflatıyor, gerçek hayatla ekran arasındaki dengeyi bozuyor.
Türk Ceza Kanunu, kamu düzenini bozma, korku ve panik yaratma gibi başlıklarda bu eylemleri kapsasa da cezaların çoğu zaman yetersiz ve caydırıcılıktan uzak olduğu tartışılıyor. Uzmanlar, içerik üretimi amacıyla yapılan tehlikeli eylemler için özel bir yasal düzenleme gerektiğini savunuyor.



