Yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığı ve soykırımcı israilin Filistinlilere yönelik saldırganlığının arttığı bir dönemde, Meta şirketinin yerleşimcilerle bağlantılı hesapları ve kışkırtıcı söylemleri finansal olarak ödüllendirdiği ortaya çıktı. Şirket, milyarlarca dolar gelir üreten içerik para kazanma programları aracılığıyla bu hesaplara ödeme yaparken, Filistinlileri ise bu sistemin neredeyse tamamen dışında bırakıyor. İçerik ne kadar kışkırtıcı ve etkileşim üretmeye ne kadar elverişli olursa, o kadar fazla kazanç sağlıyor. Bu içerik yerleşimcilik ve şiddetle bağlantılı olsa bile.
Bu bağlamda, 7amleh tarafından yayımlanan yeni bir araştırma raporu, Meta’nın yalnızca kışkırtıcı içerikleri denetlemede başarısız olmadığını, aynı zamanda içerik üreticilerine yönelik para kazanma sistemi aracılığıyla bu içerikleri fiilen finanse ettiğini ortaya koydu. Aynı süreçte Filistinliler ise bu dijital ekonomiden tamamen dışlanıyor.
Meta’nın iş modeli, reklam gelirlerini içerik üreticileriyle paylaşmaya dayanıyor. Bu dağıtım, izlenme sayısı, etkileşim oranı ve kullanıcıların içerikte geçirdiği süre gibi kriterlere göre belirleniyor. Sadece 2024 yılında şirketin bu programlar kapsamında kullanıcılara yaklaşık 2 milyar dolar ödeme yapması, sistemin ekonomik büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Ancak “İşgalin Ticarileştirilmesi: Meta yerleşim faaliyetlerini ve Filistinlilere yönelik şiddet söylemini nasıl finanse ediyor?” başlıklı rapora göre, bu model tarafsız olmaktan uzak. Aksine, en fazla dikkat çeken ve tepki uyandıran içerikler daha fazla etkileşim aldığı için daha fazla kazanç getiriyor; bu da şiddet ve kışkırtma içeren içerikleri doğrudan teşvik ediyor.
Raporda, israil yerleşim projesiyle bağlantılı çeşitli hesap ve sayfaların Meta üzerinden doğrudan gelir elde ettiğine dair somut örnekler yer alıyor. Bunlardan biri, Filistinlilere yönelik saldırılarla bilinen aşırı yerleşimci grup “Hilltop Youth” ile bağlantılı bir sayfa. Ev yakma, tarım arazilerini tahrip etme ve köylere saldırı gibi eylemlerle anılan bu grubun sayfasının, 2024 sonlarında Meta’nın para kazanma programına dahil edildiği ve yerleşimci şiddetin arttığı bir dönemde gelir elde etmeye devam ettiği tespit edildi. Sayfa yalnızca bu faaliyetleri belgelemekle kalmıyor, aynı zamanda özel Filistin arazileri üzerine kurulan yeni yerleşim noktalarını da tanıtıyor.
Raporda ayrıca aşırı sağcı bireysel hesaplara da yer veriliyor. Bunlardan biri, Mescid-i Aksa üzerinde israil egemenliği kurulmasını ve yerine “tapınak” inşa edilmesini savunan bir kuruluşun yöneticisi olan Tom Nissani’ye ait hesap. Nissani’nin paylaşımlarında Aksa’ya baskın çağrıları, yerleşim projelerinin teşviki ve Filistinlilerin sürgün edilmesini savunan söylemler yer alıyor. Buna rağmen hesabın Meta’nın para kazanma programına dahil edilerek bu içeriklerden gelir elde ettiği belirtiliyor.
Bir diğer örnek ise Batı Şeria’nın kuzeyindeki “Mevo Dotan” yerleşiminde yaşayan yerleşimci Yeshurun Bartov. Bartov, işgal altındaki bölgelerde “turistik turlar” düzenleyen içerikler paylaşıyor ve coğrafyayı “Yahuda ve Samiriye” gibi dini-terimlerle yeniden çerçeveliyor. Aynı zamanda yerleşimci şiddetini “meşru müdafaa” olarak sunuyor. Onun da hesabının Meta’nın gelir programına dahil edilmesi, yerleşim faaliyetlerinin doğrudan ekonomik modele dönüştürüldüğünü gösteriyor.
Gazze bağlamında ise yerleşimci Benhasi Bar-On’un hesabı dikkat çekiyor. Bar-On, saldırılar sırasında Gazze’den paylaşımlar yaparak yıkımla övünen içerikler yayımlıyor. Bu tür açık şiddet yüceltmesi içeren paylaşımlarına rağmen hesabının 2025 sonunda para kazanma sistemine dahil edilmesi, Meta’nın içerik değerlendirme kriterlerini sorgulatıyor.
Raporda ayrıca aşırı sağcı “Otzma Yehudit” partisiyle bağlantılı Tiran Zitouna’nın hesabı da inceleniyor. Zitouna’nın paylaşımlarında Filistinlilere yönelik idam çağrıları ve açık ırkçı söylemler bulunmasına rağmen, hesabının 2026 başında para kazanma programına alındığı belirtiliyor.
Tüm bu finansal destek mekanizmasına karşın, rapor Filistinlilere yönelik sistematik bir dışlama politikasını da ortaya koyuyor. Filistin, Meta’nın para kazanma programlarına dahil ülkeler arasında yer almıyor. Bu da Filistinli içerik üreticilerinin, gazetecilerin ve medya kuruluşlarının bu gelir modellerinden tamamen mahrum kalmasına neden oluyor. Bununla birlikte Filistin içeriklerine yönelik yoğun sansür, hesap kapatma ve erişim kısıtlama (shadow ban) uygulamalarının da sürdüğü ifade ediliyor. Rapora göre ayrıca içerik denetiminde dil temelli bir ayrım söz konusu: Arapça içerikler sıkı denetime tabi tutulurken, İbranice içeriklerde aynı hassasiyet gösterilmiyor.
Tüm bu gelişmeler, sahadaki gerçeklikle de örtüşüyor. 2025 yılı boyunca Batı Şeria’da illegal 41 yeni yerleşim biriminin onaylandığı veya yasallaştırıldığı, yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırıların ise bir önceki yıla göre yüzde 25 artarak 845’e ulaştığı kaydedildi. Bu saldırılar sonucunda 44 Filistinli topluluk yerinden edilirken, toplam 2 bin 932 kişi zorla göç ettirildi.
Hukuki açıdan değerlendirildiğinde ise rapor, Birleşmiş Milletler’in iş dünyası ve insan haklarına ilişkin rehber ilkelerine atıf yapıyor. Bu ilkelere göre şirketlerin çatışma ortamlarında ihlallere katkı sunmaktan kaçınması gerekiyor. Uluslararası hukuka göre yerleşim faaliyetleri savaş suçu olarak kabul edilirken, bu faaliyetlere maddi veya manevi destek sağlanması ciddi sorumluluk doğuruyor.