Dünya

Mescid-i Aksa'nın kapatılmasının siyasi ve toplumsal arka planı!

Siyonist rejimin Mescid-i Aksa’yı Ramazan ayında 16 gündür ibadete kapalı tutması tepkilere yol açtı. Filistinli yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, bu adımın yalnızca güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağını ve Kudüs’teki hukuki-dinî statükoyu değiştirmeye yönelik bir sürecin parçası olduğunu belirtiyor.

Abone Ol

Siyonist rejimin işgali altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’yı Ramazan ayının 16 günü boyunca ibadete kapalı tutması, tepkilere yol açtı.

İşgalcilerin 16 gündür sürdürdüğü kısıtlamalar nedeniyle Müslümanların kutsal mabede erişimi engellenirken, Filistinliler ve çok sayıda ülke uygulamanın uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtiyor.

İşgal polisi, ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırıların ardından bölgede artan güvenlik risklerini gerekçe göstererek Kudüs’ün tarihî kent merkezinde tüm dinî mekanların kapatıldığını duyurdu.

Bu kapsamda Mescid-i Aksa, Batı Duvarı ve Kıyamet Kilisesi’nin de güvenlik gerekçesiyle ibadete kapatıldığı açıklandı.

İşgal güçleri, Eski Şehir’e ve Harem-i Şerif çevresine yönelik sıkı güvenlik kısıtlamaları uygularken, Filistinlilerin camiye ulaşması büyük ölçüde engellendi.

Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulmasına tepki gösteren Filistinliler ise ibadetlerini caminin kapıları yakınında ve Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki sokaklarda yaptı.

Ramazanın son günlerinde Müslümanlar, Harem-i Şerif çevresinde toplu hâlde teravih namazı kılıyor.

Filistin Ulusal Yönetimi, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının “Kudüs’teki dinî mekanların tarihî ve hukuki statüsüne yönelik ciddi bir saldırı” olduğunu belirterek bu uygulamanın ibadet özgürlüğünü açıkça ihlal ettiğini vurguladı.

Mescid-i Aksa’nın yönetimi uluslararası alanda kabul edilen tarihî statüye göre Ürdün’e bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi tarafından yürütülüyor. 1994 yılında işgal rejimi ile Ürdün arasında imzalanan sözde barış anlaşması da bu düzenlemeyi teyit ediyor.

Buna göre cami kompleksinin idaresi, ibadet düzeni ve dinî işlerden bu vakıf sorumlu. İşgalciler ise güvenlik kontrolünü elinde bulunduruyor.

Ancak Filistinli yetkililer ve birçok uluslararası kuruluş, son yıllarda siyonist rejimin kısıtlamaları artırarak bu statükoyu aşındırdığına dikkat çekiyor.

Son uygulamayla birlikte Mescid-i Aksa’nın Ramazan ayının önemli bir kısmında ibadete tamamen kapalı tutulması ise “benzeri görülmemiş bir durum” olarak değerlendiriliyor.

Kudüs Valiliği, caminin haftalardır kapalı tutulmasının geçici bir güvenlik önleminden ziyade Mescid-i Aksa’nın dinî ve hukuki statüsünü değiştirmeyi amaçlayan daha geniş bir siyasi sürecin parçası olabileceği uyarısında bulunuyor.

Filistinli yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, kutsal mekanın kapalı tutulmasının bölgede zaten yüksek olan gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulunurken, uluslararası toplumdan Mescid-i Aksa’nın yeniden ibadete açılması için İsrail üzerinde baskı kurulması çağrıları sürüyor.

İşgal rejiminin kararına uluslararası alanda da tepkiler geldi. Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları yayımladıkları ortak açıklamada işgal rejiminin özellikle Ramazan ayında Müslümanların Mescid-i Aksa’ya erişimini engellemesini kınadı.

Açıklamada Kudüs Eski Şehir’e ve ibadet yerlerine erişime getirilen güvenlik kısıtlamalarının uluslararası hukukun, tarihi ve hukuki statükonun ve ibadet yerlerine engelsiz erişim ilkesinin açık ihlali olduğu ifade edildi.

Bakanlar ayrıca siyonistlerin, işgal altındaki Kudüs üzerinde veya şehirdeki İslami ve Hristiyan kutsal mekanları üzerinde herhangi bir egemenliğe sahip olmadığını vurgulayarak Mescid-i Aksa’nın kapılarının derhal açılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu 144 dönümlük alanın tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğu ve caminin yönetiminden Ürdün Vakıflar Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin sorumlu olduğu hatırlatıldı.

Filistinli yetkililer, siyonist işgalcilerin İran’la süren savaşı, Müslümanların komplekse erişimini benzeri görülmemiş şekilde kısıtlamak için bahane olarak kullandığını ifade ediyor.

Filistin Ulusal Yönetimi Dışişleri Bakanlığı, kapatmanın devam etmesinin “Filistinlilerin haklarının açık bir ihlali” olduğunu belirtti.

HAMAS ise, Mescid-i Aksa’nın günlerdir kapalı tutulmasının 1967’den bu yana “tehlikeli bir tarihi emsal” oluşturduğunu belirterek bunun ibadet özgürlüğünün açık bir ihlali olduğunu açıkladı.

HAMAS, ayrıca Ramazan ayında teravih ve itikaf ibadetlerinin engellenmesini kutsal mekanlara yönelik provokatif bir saldırı olarak nitelendirdi