Siyonist rejim, Mescid-i Aksa'yı 28 Şubat'tan bu yana kapalı tutuyor.
Resmî olarak ABD-siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırıları gerekçe gösterilse de kapatma özellikle Ramazan ayında yüz binlerce Müslümanın cuma ve teravih namazlarını kılmasını engelliyor.
Kudüs ve Mescid-i Aksa Araştırmacısı Hişam Yakub, Mescid-i Aksa'nın Osmanlı döneminden bu yana Müslüman idaresine ait olan yönetim statüsünün ihlal edildiğini belirtiyor.
Siyonist rejim, bu kararla Mescid-i Aksa üzerinde tek hâkimiyet iddiasını ortaya koyuyor ve dini otoriteyi, yani Ürdün'e bağlı Vakıf Dairesi'ni dışlamayı amaçlıyor.
Ürdün, 1924'ten bu yana Kudüs'teki dini alanların yönetiminde tarihî bir rol üstleniyor; bu durum, 1994'teki Wadi Araba ve 2013'teki Ürdün-Filistin anlaşmalarıyla da teyit edilmişti.
Siyasi ve toplumsal arka plan
Uzmanlara göre siyonist aşırı sağcı ve dini partiler, Aksa'nın kapatılmasını seçim öncesi propagandalarında kullanıyor. Bu adım, aynı zamanda Arap ve İslam dünyasının resmi tepkisinin ölçülmesi için de bir test niteliği taşıyor.
Hizmetleri ve ibadet haklarını ihlal eden bu uygulama, Müslümanların Ramazan ayındaki manevi bağlılıklarını ve toplumsal ruhunu doğrudan etkiliyor.
Uzman uyarıları: Açık saldırı ve tehdit
Kudüs ve Mescid-i Aksa Araştırmacısı Hassan Kater ise Aksa'nın kapatılmasını "açık bir savaş ilanı" ve "Kutsal Tapınak (Heik) örgütlerinin baskısına boyun eğme" olarak nitelendiriyor. Kater, özellikle Ramazanın son on gününde ibadetin engellenmesinin manevi etkilerinin büyük olduğunu vurguluyor.
Imad Abu Awad ise adımların giderek ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor:
İşgalciler yıllar içinde Aksa'ya girişleri artırdı ve dini kuralları değiştirerek Yahudilerin ibadetini meşrulaştıran fetvalar yayımladı.
Bu adımlar, Aksa'nın belirli bölümlerinin Yahudi ibadet alanına dönüştürülmesi ve nihayetinde Kubbet-üs Sahra'nın yıkılması hedefine doğru gidiyor.
Abu Awad, durumun "önlenemez bir aşamaya" gelmemesi için ilgili tarafların acil müdahalesi gerektiğini belirtiyor.
Sonuç: Kritik bir dönemeç
Uzmanlar, Mescid-i Aksa'nın statüsünün sistematik olarak değiştirilmekte olduğunu ve bu değişimin hem Filistin halkı hem de Müslüman dünyası için ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.
İşgalci rejimin bölgedeki siyasi ve manevi boşluğu kendi lehine kullanması, önümüzdeki yıllarda Aksa üzerindeki kontrolün tamamen ele geçirilme riskini doğuruyor.