MEĞER GİYİNİKLİK DE BİR NİMETMİŞ

Abone Ol

İtiraf etmeliyim ki..

Giyinik olmanın da..

Kendi başına bir nimet olduğunu..

İnsanın hem ayıplarını örttüğünü..

Hem de..

Muhterem bir yaratılmış varlık olduğunu hissettirdiğini..

İçinde bulunduğumuz..

Şu sıcak yaz günleri..

Yeni yeni derk etmiş oldum.



Hani..

Kur'an'da geçtiği..

Hz Adem ve Hz Havva Efendilerimiz(as)'in kıssalarında..

Bize öğretildiği üzere..

İlk imtihan çıplaklıktı ya..

Bunu biliyorduk.



Yine..

Allah indindeki asıl 'iyilik, değer' ölçüsü olan..

'Takva" ile 'elbise" arasında..

Tamı tamına 'örtüşen' bir alaka olduğunu da..

Aynı şekilde, bizatihi Yüce Kitabımızdan okumuştuk.



Ve bu bağlamda..

Örtünme azaldıkça takvanın da azaldığını..

Arttığında ise..

Genel anlamda takva için de daha fazla yaygınlaşma alanı oluştuğunu..

Gerek tarihten gelen tecrübelerden..

Gerek de günümüzde canlı canlı yaşadıklarımızdan söyleyebiliyorduk.



Buraya kadarki kısmı tamamdı, anlamıştık.

Lakin..

Tüm bu manalardan mücerred, bağımsız haliyle..

Sadece giyinik olmanın..

Bizatihi kendisinin..

Aslında bir nimet olduğunu..

Olabileceğini de..

Bu yeni yeni yaşadıklarımızdan görmeye başlamış olduk.



Sağa baksan..

Sola dönsen..

Vasıtaya binsen..

Yaya yürüsen..

Sanala girsen..

Reele çıksan..

Yani..

Hangi halde bulunursan bulun..

Ne yaparsan yap..

Her tarafta maruz kaldığımız çıplaklık..

Bunun beraberinde getirdiği katmerli ahlaksızlık..

Bu hayasızca akının her bir yanımızı sarmışlığı..

Bütün bu olanlar..

Giyinik olmanın nimet oluşu dışında..

Bize neyi anlatıyor olabilir ki!?



Ha..

Kat'iyetle, bir de, şunu..

Şu ayeti..

Âyetin tehdidini de..

Gözlere soka soka..

Derilere işlete işlete de..

Hatırlatır tabii ki:

"...Ya, bunlar (Cehennem) ateş(in)e ne de dayanıklı (Nasıl da cür'etkar)!" (Bakara Sûresi 175)