Laikleri Ürküten Ramazan Şenliği

Abone Ol

Sözde aydınlardan oluşan bir grup “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla bildiri yayınlamışlar ve şöyle laf etmişler:

Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte “Talibanlaştırma” baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür. Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.

Cevabı, analizi filan boş verin de okuyup biraz gülelim.

İçlerinde tiyatrocu, sanatçı olunca metnin eğlenceli olması normal.

Tam fıkralık bir cümle ile başlamışlar: “Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte “Talibanlaştırma” baskısı altına girmiş durumda.”

“Ülkemiz” diyorlar. Yani “bu ülke bizim anlayıverin gaarii” diyorlar. Sondaki iyelik eki ile kastettikleri sadece bir zamanların vergi rekortmeni diye övdükleri genelev patronu Matild Manukyan değil.

Yılbaşı gelince “bir gece içme ile bir şey olmaz” diyen ve ertesi günün akşamına doğru aklının yeniden yerine geldiğini zannederek, sağ salim uyandığı için “içtiğimiz sahte rakı değilmiş” diyerek şükreden bir vasat sol romantizmi de değil.

Nesilleri okullarda kendi ideolojilerine zorladıkları için bu ülkeyi kendilerinin biliyorlar.

Tüm devlet kurumlarındaki ve meydanlardaki paganist ikonlarıyla halkı korku imparatorluğuna hapsettikleri için bu ülkeyi kendilerinin biliyorlar. Bu paranoyanın aşılma ihtimali onların uykularını kaçırıyor.

Onlar, üryancılık, ten teşhirciliği yani rezil çıplaklık alabildiğine yayıldığı için bu ülkeyi kendilerinin biliyorlar.

Şeriata küfredenler hiçbir cezayla karşılaşmazken, Allah Peygamber düşmanlarına dolaylı da olsa dokunan en ufak bir aykırılık, derhal ters kelepçeyle tutuklandığı için ülkeyi kendilerinin biliyorlar.

İktidarın gölgesinde, hiçbir engelle karşılaşmadan aileye ve İslam ahlakına yönelik sınırsız ifsad yayınları yapanların rahatlığına bakarak ülkeyi kendilerinin biliyorlar.

Ve çıraları viski olan bu aydınlara göre; “Talibanlaştırma” baskısı dedikleri bu proje ABD ve İsrail planları doğrultusunda yapılıyormuş.

Bu kadar zırva bir cümle nasıl kurulur?

İşin laik tarafı -pardon- garip tarafı- bu sorunun cevabına da sanat diyorlar.

Ne diyordu; “doğada anlam olmadığından sanatta da anlam olmamalı” fikriyle ortaya çıkan dadaizmin öncüsü Tristan Tzara:

Bir gazete alın
Makas alın
Bu gazetede şiirinize vermeyi tasarladığınız
Uzunluğa sahip olan bir makale seçin
Makaleyi eşit parçalar halinde kesin
Daha sonra bu makaleyi meydana getiren kelimeleri özenle kesin
Ve bir torbaya koyun
Yavaşça karıştırın
Daha sonra her küpürü peş peşe
Torbadan sırayla çekin
Olduğu gibi yazın
Şiir size benzeyecektir.”

Demek ki bu aydınların bildirisi bir dada şiiri. Ama çok zevksiz bir deneme. Soykırımcı ABD ve israile, talibanlaştırma işi vermek absürt değil çok tiksindirici.

Yahu altı üstü çocuklara Ramazan Şenliği yaptırılıyor.

Çocuklara “Yaşasın Şeriat” şiirleri yazdırılmıyor.

Ya da Osmanlının kurucusu Osman Bey’in oğluna nasihati olan; “Bil ki bizim mesleğimiz, Allah yolunda gayrettir ve maksadımız da O’nun dînini yaymaktır.

Bizim dâvâmız, kuru bir kavga ve cihangirlik dâvâsı değil, «i’lâ-yı kelimetullah»tır, yâni Allâh’ın dînini yüceltmektir. Allah yolunda can ve mal ile gayreti terk etmeyerek rûhumu şâd eyle!” sözü de ezberletilmiyor.

Ya da onun da (Orhan Gazi’nin) oğlu Sultan Murad’a: “Oğul! Kur’ân-ı Kerîm’in hükmünden ayrılma! Adâletle hükmet! Gâzîleri gözet! Fakirleri doyur! Dîne hizmet edenlere, bizzat hizmet etmeyi şeref bil!.” sözü de öğretilmiyor.

Sadece ve sadece bir Ramazan Şenliği. Bu kadar korkmanıza gerek yok yani.

Talibanlaştırma olsaydı, şu anda hepiniz soluğu Epstein adasında olmasa da batıda bir yerlerde almak için havaalanında uçakların peşinden koşuyor olmaz mıydınız?

“Hani nerede o eski darbeli günler” diyorsunuz. Anlıyoruz.

“Hani nerede o darağaçlarında alimlerin kurutmalık sebze gibi öyle mebzul, öyle umarsız asıldığı günler” diyorsunuz. Anlıyoruz.

“Hani nerede o başörtüsünü çıkartması için ikna odaları kurduğunuz günler” diyorsunuz. Anlıyoruz.

Ama siz de şunu anlayıverin artık. Bu işi azınlık dediğiniz dinciler planlamıyor. Bu karar yedi kat göklerin ötesinden geliyor.

Şimdi bir yudum daha alın. Ve şükredin. Devletin ürettiği yeni rakıya karışan yok. Üstelik sahtesiyle de mücadele ediliyor.

Hazırsanız buyrun:

“Dağ başını duman aaaalmıış. Gümüş dere durmaz akar…”