Kuzey Kore ile İran İslam Cumhuriyeti arasında bir dayanışma göstergesi olarak Pyongyang, Uzmanlar Meclisi tarafından Mücteba Hamaney’in ülkenin yeni dini lideri seçilmesine destek verdiğini açıkladı. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı geçen çarşamba günü resmi haber ajansı aracılığıyla yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“İran halkının haklarına ve en yüksek liderini seçme tercihine saygı duyuyoruz. ABD ve israilin gerçekleştirdiği saldırgan eylemleri ise şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar bölgesel barış ve güvenliğin temellerini yıkmakta ve İran’a karşı yürütülen yasa dışı askeri saldırı yoluyla dünya genelinde istikrarsızlığı artırmaktadır.”
Mart ayının başlarında Kuzey Kore, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik ABD-israil saldırılarını kınamış ve bunları “çete benzeri davranışlar” olarak nitelendirmişti. Ancak Pyongyang, ABD Başkanı Donald Trump’ı doğrudan eleştirmedi. Trump da son aylarda Kuzey Kore lideri Kim Jong Un hakkında olumlu ifadeler kullanmış ve fırsat doğması halinde onunla görüşmeyi dışlamadığını belirtmişti.
Washington’un suçlamaları
Washington uzun zamandır Pyongyang’ı, Tahran’ın balistik füze programına yardım etmekle suçluyor.
Bu nedenle Kuzey Kore’nin İran İslam Cumhuriyeti'ne liderliğine kritik bir dönemde verdiği destek, Pyongyang’ın Tahran ile füze ve nükleer iş birliğini yeniden canlandırmaya çalışıp çalışmadığı sorusunu gündeme getirdi. Böyle bir adım, ABD’ye karşı ortak düşmanlık temelinde ve geçmişteki askeri iş birliklerine dayanan bir ortaklığın yeniden güçlenmesi anlamına gelebilir.
Analistler, Kuzey Kore’nin geçmişte İran İslam Cumhuriyeti'ne füze teknolojisi sağladığından ve uranyum zenginleştirme konusunda teknik destek verdiğinden şüphe edildiğini belirtiyor. Savaşın ardından bunun yeniden yaşanabileceği değerlendiriliyor.
İran–Kuzey Kore ilişkilerinin geçmişi
Kuzey Kore ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkiler 1973 yılında kurulmuş ve özellikle her iki ülkenin de füze ve nükleer faaliyetleri nedeniyle uluslararası yaptırımlarla karşı karşıya kalmasının ardından daha da güçlenmişti. Ayrıca iki ülke de ABD karşıtı söylemleriyle biliniyor.
Washington uzun süredir Pyongyang’ı, Tahran’ın balistik füze programına yardım etmekle suçluyor ve Kuzey Kore’yi İran için bu teknolojilerin başlıca tedarikçisi olarak nitelendiriyor.
Eski bir askeri ortaklık
Tarihsel olarak Kuzey Kore ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki askeri ortaklık 1980’li yıllarda, yani İran-Irak Savaşı sırasında başladı. O dönemde Batılı raporlar Pyongyang’ın Tahran’a Scud-B ve Scud-C balistik füzeleri sağladığını ve İran’ın Irak saldırılarına karşı caydırıcılık oluşturmasına yardımcı olduğunu belirtmişti.
Bununla da sınırlı kalmayan iş birliğinde Kuzey Kore’nin füze teknolojisi ihraç ettiği ve İran İslam Cumhuriyeti güçlerine eğitim ile teknik destek sağladığı da öne sürüldü.
1990’lı yıllarda ise İran İslam Cumhuriyeti Şahab füze serisinin, Kuzey Kore’nin Nodong füzesi teknolojisinden yararlanılarak geliştirildiğine dair raporlar yayımlandı.
Nükleer bağlantı iddiaları
Geçmişte iki ülke arasında nükleer bağlantılar olduğuna dair iddialar da ortaya atılmıştı. Ancak bunları doğrulayan kesin kanıtlar bulunmadı.
2014 yılında bazı Batılı raporlar, İranlı bilim insanlarının 2006, 2009 ve 2013 yıllarında Kuzey Kore’de gerçekleştirilen nükleer denemelerde hazır bulunduğunu ileri sürdü.
Aynı dönemde Seul ve Tokyo’daki resmi medya, yüzlerce Kuzey Koreli mühendis ve bilim insanının İran’daki çeşitli nükleer ve füze tesislerinde çalıştığını iddia etti.
Kuzey Kore ve İran İslam Cumhuriyeti uluslararası yaptırımlarla karşı karşıya ve ABD’ye karşı ortak bir düşmanlık paylaşıyorlar.
Bu durum, özellikle caydırıcılık kapasitesini geliştirme alanında iş birliğini güçlendirmek için uygun bir zemin oluşturuyor.
İran yaptırımlar nedeniyle silah tedariki için alternatifler ararken, Kuzey Kore ise petrol ve enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuyor.
Kuzey Kore Çin gibi dış politikada çekinceleri olan bir ülke değil ve özellikle ulusal güvenlik ile füze ve nükleer caydırıcılığın güçlendirilmesi söz konusu olduğunda kırmızı çizgileri yok.
Bu durum, geçen yıl Kuzey Kore’nin Rusya’ya asker göndererek Vladimir Putin’i Ukrayna savaşında desteklemesi ve Moskova ile ortak savunma anlaşması imzalaması ile de ortaya çıktı.
Pyongyang, Tahran’ın yaşadığı krizden yararlanarak silah ihracatını artırmak ve uluslararası ittifaklarını genişletmek isteyebilir. Hatta İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer tesislerinin hedef alındığı geçen yılki saldırılardan sonra bunu yapmış olması da mümkün.
Yeni füze denemesi
Kuzey Kore kısa süre önce bir savaş gemisinden fırlatılmak üzere tasarlanan stratejik seyir füzesinin test edildiğini duyurdu.
Fırlatmayı izleyen Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ülkenin nükleer kuvvetlerinin çoklu operasyon aşamasına girdiğini söyledi.
Kuzey Kore haber ajansına göre Kim, video bağlantısıyla izlediği test sırasında güçlü ve güvenilir bir nükleer caydırıcılık gücünün korunmasının ve genişletilmesinin önemini vurguladı.
Pyongyang’ın “stratejik silah” ifadesini kullanması, bu füzelerin nükleer başlık taşıyabileceği anlamına geliyor.
Gözlemciler ise Kuzey Kore’nin en yeni destroyerinden uzun menzilli bir seyir füzesi fırlatma denemesinin, mevcut savaşın ötesine yönelik bir mesaj da taşıyabileceğini ve İran gibi potansiyel alıcılara gönderilmiş bir sinyal olabileceğini değerlendiriyor.




