Güncel

Kürt halkının adı ABD’ye nasıl taşeron edildi?

Donald Trump’ın son açıklamaları, PKK/YPG çizgisinin yıllardır “Kürt” kimliğini küresel güçlerin bölgesel hesaplarına taşıyan bir araca dönüştürdüğü tepkilerini yeniden gündeme getirdi.

Abone Ol

Trump, bölgedeki Kürtleri de eleştirdi. İran'daki protestoculara hangileri olduğunu belirtmediği Kürtler üzerinden silah gönderdikleri ancak Kürtlerin silahları İranlılara ulaştırmadığı iddiasını yineleyen Trump, "Kürtler bizi hayal kırıklığına uğrattı" dedi.

ABD Başkanı Trump’ın son açıklamaları, Kürt halkının isminin nasıl sistematik bir şekilde suistimal edildiğini bir kez daha kanıtladı. Yıllardır bölgede kendi ajandasını yürüten PKK ve türevleri, "Kürt" ismini ABD’nin Ortadoğu stratejilerine bir "giriş bileti" olarak sundu. Bugün gelinen noktada Washington, bu grupları değil, doğrudan "Kürtler" ismini bir taşeron etiketi gibi kullanma cüretini kendinde buldu.

PKK, YPG ve PJAK gibi yapılar, bugüne kadar elde ettikleri lojistik desteği ve siyasi alanı, temsil ettiklerini iddia ettikleri halkın refahı için değil, küresel güçlerin yerel vurucu gücü olmak için kullandı. Bu "gönüllü taşeronluk" ilişkisi, Kürt kimliğini uluslararası kamuoyunda "kiralık bir askeri unsur" algısına hapsetti. Halkın sivil ve insani hak talepleri, örgütün silahlı pazarlıkları arasında boğuldu.

Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) yöneticilerinden Mahmud Hoşnaw, Sky News Arabia’daki programda açıklamalarda bulundu.

Hoşnaw, açıklamalarına ABD’nin İran muhalefeti dosyasındaki “açık dalgalanma” olarak tanımladığı tutarsız tavrına dikkat çekerek başladı.

Beyaz Saray’ın daha önce Kürtlerle bu konuda herhangi bir iş birliği olmadığını söylediğini hatırlatan Hoşnaw, Trump’ın ise savaş sırasında Kürtlerin çatışmaya dahil olmasını istemediğini açıkladığını, ancak daha sonra farklı zamanlarda Kürtleri suçlayan açıklamalar yaptığını ifade etti.

Hoşnaw’a göre Trump’ın söylemindeki temel sorun, “Kürtler” ifadesinin çok geniş ve farklı yapıları kapsaması. Kürtlerin Suriye, Irak, Türkiye ve İran çevresindeki birçok ülkede yaşadığını belirten Hoşnaw, İranlı Kürt muhalif partilerin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle Trump’ın mesajlarının “muğlak olduğunu ve çözülmesi gereken düğümler içerdiğini” belirten Hoşnaw, Irak Kürdistan Bölgesi’nin anayasal olarak Irak devletinin parçası olduğunu ve başka ülkelere silah verme yetkisine sahip olmadığını vurguladı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Bafel Talabani’nin Trump’a doğrudan telefonla ulaştığını ve Kürdistan Bölgesi’nin savaşa dahil olmayacağını açık şekilde ilettiğini açıkladı.

Ayrıca İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de benzer bir görüşmeye katıldığını belirten Hoşnaw, “Bu savaşla bağlantılı olarak Kürt liderlerle yapılan üç önemli telefon görüşmesi vardı” dedi.

Bu görüşmelerde Kürdistan Bölgesi’nin tavrının net biçimde ortaya konduğunu söyleyen Hoşnaw, “Bu savaşın ekonomik, askeri ve güvenlik sonuçlarını üstlenmeyeceğiz” mesajının verildiğini aktardı.

Hoşnaw, Trump’ın açıklamalarının bölgedeki Kürtlerin imajını zedelemek için kullanılabileceğinden endişe duyduklarını belirtti ve hatta bunun bir “komplo” olabileceğini düşündüğünü söyledi.