Kürt Denince..

Abone Ol

Kürt tarihine girmeden diyelim: Zagros Dağlarından Toros Dağlarına kadar uzanan bölgede hususen de Mezopotamya havalisinde yaşayıp birçok medeniyetler kurmuş kendine özgü, bölgesinin yerlisi bir halk!

Zorbalık ile üzerine gidildiğinde pire için yorganı, kendini, kardeşini.. yaksa da aslında beraber yaşadığı veya egemenliği altında yaşadığı halklarla -red/inkar.. edilmediği son yüzyıla kadar- samimiyetin şakasına dahi fenafilihvan olmuş bir garip mazlum halk..

Bu kadim mazisine rağmen Kürt, Kürdistan, Kürdî.. kavramlarıyla çelişen, yek diğerini nesh eden tanımlar dayatılmış! Velakin “Lâ-texef..” Xem nîne, disa bîne, herkes haddini hududunu bilip baksın kâ em kîne: “İxwetun innemel mu’mînîne…” o “Kesê guh bidyê ew dîn e!” Ahdimiz; “İyyake ne’budu we iyyake neste’îne!..” olduktan sonra kardeşlerim telaşlanmasın, “Evvel yoğ idi iş bu rivayet yeni çıktı”

İşte ne olduysa yeni oldu.

Tarihteki Kürd’ü tanımladık. Kusur veya sürç-i lisan varsa affola!..

Günümüz dünyasında Kürd denince; BM kayıtlarında bile “Devleti olmayan yeryüzündeki en büyük halk” akla gelir. Küresel kurum ve kuruluşlarda, küresel güçlerin sömürü için kullandığı “barış, ezilen halklar, katliam ve tehcir..” edebiyatlarında “Kürt ve Kürdistan..” bolca var. Ne var ki çıkan her karar; geçmişe rahmet okutmuş, yaraya tuz ekmiştir.

Küresel güçler, Kürtleri vahşetlerine alet etmiştir. Doğurganlık oranı fazla, cesur, savaşçı, inatçı, unutkan, tarihten az hisse çıkaran bu mazlum milletin sıradan alacaklarını ortada bırakmıştır. Celladına terk edilen Kürtler her defasında taviz kopardıkları bölge devletlerinin karartılmış vicdanlarına bırakılmıştır. Dahası taviz kopardıkları hâkim millet ve devletlerin sorunları da çözümsüz bırakılmıştır.

Mesela “Küçülerek huzur, güven ve birliğini oluşturmuş AB’nin devlet aklı, yasa, adalet ve sınırları..” bizde “tehdit, terör, ihanet..” diye tanımlamışlar.

Dün SDG/YPG.. gibi Kürt yapılanmaları terörle mücadelede stratejik ortaktı; vazgeçilmez gözü kara savaşçılardı. Kadın savaşçılar ise örnek, mükemmel kahramanlardı. Bugün ise “terör listesinin” başında olan DAİŞ, akabindeki Nusra aklandı. Aynı istihbarat, aynı devlet; Golanî için SDG’yi Mazlum’u gölgede bırakacak övgüler yapabilmektedir.

Yani herhangi bir Müslüman ülke veya kardeş halkların barışması veya savaşması kendi ellerinde değildir. Onlar istedikleri zaman çatışır, savaşırız; istedikleri zaman barışır, kardeş oluruz! Gulê ware tûyan! Dam üstünde saksağan!..

Özellikle belirtelim: AB özellikle de Amerika, israil ve için en kolay kazanılan, sıradan bahanelerle katilinin insafına terk edilecek, dramından faydalanılan, basılmış duyguları biriken halk Kürtlerdir. Gaz verip bir hedefe yöneltirler. Kürt hedefe ulaştıkça mevcut devleti “Kürt mazlumiyeti, hak-hukuku ve Kürdistan..” üzerinden köşeye sıkıştırırlar. Sıkıştırılan devlet de malum “Kürd’ün en mütevazı kazanımını, Siyonistin en büyük kazanımından beter risk” olduğuna inanmış veya inandırılmış!.. O devlet de Kürt’te olmayan nice tavizleri ayaklarına sermiş/seriyor.. Böylece tarih tekerrür ediyor!..

İslam Dünyasında Kürtler ümmetin yetimleridir. Her devlete müstemleke muamelesi yapan; valilerine hitabın da altında hitap eden Amerika, israilin her kabalığı yutulur, her suç, günah ve cinayeti örtülür ancak Kürd’ün kişilik ve kimliğine ait en sıradan kazanımı suç, cinayet sayılır; en ağır ceza da kesilir.

Kürd Sorununun çözümü adına yapılan çalışmalara bakın! Birçok devlette “Kürtsüz ülke..” çalışmalarına dönmüş. Daha dün, Suriye’ye “Suriye Arap Cumhuriyeti” diyen Şara da “Kürt kardeşlerim…” demeyi öğrendi acaba neden ve nereden?

Türkiye’de Kürt denince: “Kürt kökenli kardeşlerim sakın oyuna gelmesin!.. Kuro bes!.. Ez bêêm? Mi di qewr…” Hep/imiz kardeşiz!.. Aaa!.. Eee!..Vesselam!