Küresel barbarlığa karşı küresel kıyam!

Abone Ol

Bir soru ile girelim konuya: ABD’nin dün, 15 Temmuz 2016’da Erdoğan’a karşı gerçekleştirdiği darbe girişimi ile bugün, 3 Ocak 2026’da Maduro’ya karşı gerçekleştirdiği darbe karşısında sonuçları dışında bir fark var mı?

ABD’nin Venezuela’ya saldırısıyla verdiği mesaj gayet açıktır: Caracas, seni vurdum! Ankara, Bakü, Tahran, Riyad, Şam, İslamabad, Amman ve Kahire, siz anlayın!

İşte gördüğümüz gibi, ABD, kendisinden binlerce KM uzaklıktaki bir ülkeye karşı eş güdümlü bir saldırı ve sızma gerçekleştiriyor ve liderini de eşiyle birlikte alıp götürüyor, hem de bir direnişle karşılaşmadan ve adeta yağdan kıl çekercesine…

Demek, ABD, Maduro’nun etrafında o kadar güçlü bir ihanet duvarı örmüş ki, direnmeye ve hatta belki avazının çıktığı kadar “imdaaat!” diye bağırmaya bile fırsat bulamadı! Bu ihanette en büyük pay da tabii ki, Maduro’ya aittir.

Sizce de, başta yukarıda saydığımız başkentler olmak üzere, ABD’nin tehdidi altında olan ülkelerin Maduro’dan alacakları çok dersler yok mu? Böyle bir temennide bulunmamız iyi de, Saddam’dan Kaddafi’ye ve diğerlerine kadar onca liderin hatalarından ve akıbetlerinden ders almamış - alamamış olan liderler bu kez Maduro’dan ders alırlar mı, bilmiyoruz.

Yalnız evvela şunları bilelim ve unutmayalım: Her örneğin, Gazze’de israil, Afganistan, Irak, Suriye… ve Venezuela'da ABD ve kimi ülkelerde de Fransa, İngiltere vd. ülkeler önde görünüyorlarsa da, hepsi bir ve beraberdirler. Ve imanımızdan şüphe olmadığı gibi şundan da şüphemiz olmasın: Bu barbar hedeflerine koydukları zenginlik kaynaklarını elde edinceye kadar darbelerine, saldırılarına, savaşlarına ve işgallerine ara vermeyeceklerdir!

Bu durumda doğal olarak ilk akla gelen soru şudur: Öyleyse bu barbarların hedefindeki ülkeler olarak ne yapmalıyız?

Sizler de takdir edersiniz ki, ruhlarını ve bedenlerini barbarlara satmış olanlar hariç, zerre kadar da olsa, onuru olan herkesin vereceği cevap aynıdır: Kıyam etmek, isyan etmek…

Evet, onların soykırımlarına, saldırılarına, boyun eğdirme baskılarına teslim olmayacağız ve topyekûn direneceğiz…

Dolayısıyla bizim burada bu yazdıklarımız da, barbarların topyekûn saldırılarına karşı, topyekûn direniştir, topyekûn kıyamdır ve topyekûn isyandır!

Daha açık söyleyelim…

Bu, bir yandan Gazze soykırımını sürdürürken, diğer birçok ülkeye doğrudan ve dolaylı saldıran soykırımcı israil'e ve destekçilerine karşı kıyama - isyana bir çağrıdır!

Bu, Afganistan’dan Suriye’ye, Irak’a, Sudan'a, Yemen’e… ve Venezuela’ya kadar istediği ülkelere saldıran, oraları işgal edip katliamlar gerçekleştiren ve zenginliklerine çöken Büyük Şeytan ABD’ye karşı kıyama - isyana bir çağrıdır!

Bu, ister gönüllü olarak veya ister şerlerinden korunmak adına olsun, tavizleriyle, teslimiyetleri ile, diplomasi, ticaret ve diğer eylemleriyle bu soykırımcıların ve bu barbarların yanında olan ülkeleri suç ortaklığına son verip bütün imkânlarıyla birlikte bu soykırımcılara ve bu barbarlara karşı direnmeye bir çağrıdır!

Hülasa…

Gün, bu barbarların ayaklarımıza vurdukları milliyetçilik ve mezhepçilik gibi prangaları kırma günüdür. Gün, bu barbarların içimizdeki uzantılarını gün yüzüne çıkarma ve ifsatlarını sonlandırma günüdür. Ve gün, bizi biz yapan değerlerimizi kuşanıp, her alanda meşru müdafaamızı yapma ve böylece barbarların oyunlarını boşa çıkarma günüdür…

Yeni 15 Temmuz’lar yaşamak ve dahi Saddam’ların ve Maduro’ların akıbetlerine uğramak istemiyorsak, barbarların topyekûn saldırılarına karşı topyekûn kıyam, topyekûn isyan…