Kurban Bayramı: Teslimiyet, Yakınlaşma ve Takvâ

Abone Ol

Kurban Bayramı, sadece et kesmenin yahut yeni elbiseler giymenin adı değildir. Bayram; teslimiyetin, sadakatin, paylaşmanın ve Allah’a yakınlaşmanın en derin şekilde hissedildiği mübarek zamanlardır. Gerçek bayram, sadece dışımızı değil gönlümüzü de temizleyebildiğimiz ölçüde bayramdır. Büyüklerin dediği gibi: “Bayram yeni elbise giyenlerin değil, Allah’ın azabından emin olanlarındır.”

Bugün insanlar bayrama hazırlanırken evlerini temizliyor, en güzel kıyafetlerini hazırlıyor, sofralarını çeşit çeşit nimetlerle donatıyor. Fakat asıl ihtiyaç duyduğumuz hazırlık, kalbimizi günahlardan arındırmak ve ruhumuzu takva ile süslemektir. Çünkü Yüce Allah, “Takva elbisesi daha hayırlıdır” (Ârâf, 7/26) buyurarak insanın manevi temizliğine dikkat çekmektedir. Bayramı gerçek anlamıyla yaşayabilmek için gönlümüzdeki kin, haset, kırgınlık ve dünya hırsını da temizlemek gerekir.

Kurban ibadeti bizlere Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’in teslimiyetini hatırlatır. Hz. İbrahim, Rabbinden gelen emre hiçbir tereddüt göstermeden boyun eğmiş; Hz. İsmail ise büyük bir sabır ve teslimiyetle “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap” (Saffât, 37/102) diyebilmiştir. İşte kurbanın özü budur: Allah’ın rızasını her şeyin önüne koyabilmek. Kurban sadece bir hayvanın kesilmesi değil, insanın nefsini, bencilliğini, cimriliğini ve dünya tutkusunu Allah için feda edebilmesidir.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır” (Hac, 22/37) buyurmaktadır. Demek ki Allah katında değerli olan, ibadetin şekli kadar onun içindeki ihlâs ve samimiyettir. Nice kurbanlar vardır ki sahibini Allah’a yaklaştırır; nice kurbanlar da vardır ki sadece bir gelenek olarak kalır. Hz. Âdem’in iki oğlunun kıssasında kabul edilen kurbanın sırrı da takvaydı: “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder” (Mâide, 5/27).

Bugün kurban keserken merhameti de unutmamalıyız. Hayvanlara eziyet etmeden, temizliğe dikkat ederek, çevreyi kirletmeden bu ibadeti yerine getirmek mümin ahlâkının gereğidir. Allah Resûlü (s.a.s.), “Allah her işte ihsanı emretmiştir” (Müslim, Sayd, 57) buyurarak kesimin bile güzel ve merhametli yapılmasını istemiştir.

Bayramın en güzel taraflarından biri de paylaşmaktır. Kurban etinin fakir sofralarına ulaşması, yetimlerin sevinmesi, komşuların birbirini hatırlaması toplumdaki kardeşlik bağlarını kuvvetlendirir. Bayram; sadece kendi evimizi değil, başkalarının gönlünü de sevindirebildiğimiz ölçüde güzeldir. Bu yüzden muhtaçları, yalnızları, yaşlıları ve kimsesizleri unutmamak gerekir.

Bugün bir yanımız bayram sevinci yaşarken diğer yanımız Filistin’de ve mazlum coğrafyalarda acı çeken kardeşlerimizin hüznünü taşımaktadır. Bayram dualarımızda, kurbanlarımızı onlara göndermede onları da unutmamalı, elimizden gelen desteği göstermeliyiz.

Kurban Bayramı bizlere şunu öğretmektedir: Allah’a yakınlaşmanın yolu teslimiyetten, fedakârlıktan ve takvadan geçer. Rabbimiz bizleri kurbanın ruhunu anlayan, bayramı sadece dışıyla değil manasıyla da yaşayan kullarından eylesin. Mevla’m hac farizasını yerine getiren kardeşlerimizin haclarını mebrûr, sa’ylarını meşkûr, ticaretlerini len tebûr eylesin. Bayramımızı İslâm ümmetinin kurtuluşuna vesile eylesin inşallah. Amin.