ABD ve soykırımcı israilin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarıyla başlayan savaş 26 günü geride bırakırken, çatışmaların yalnızca sahada değil, finansal platformlarda da bir “kazanç alanına” dönüştüğü ortaya çıktı. Özellikle ABD merkezli bir bahis platformunda savaşın seyrine ilişkin açılan tahminlerin, bazı kullanıcılar için milyonlarca dolarlık gelir kapısına dönüştü.
SALDIRIDAN ÖNCE AÇILAN BAHİSLER DİKKAT ÇEKTİ
28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırıdan günler önce platformda bu tarihe yönelik bahislerin açıldığı, bazı hesapların saldırı zamanını doğru tahmin ederek 1 milyon doların üzerinde kazanç sağladığı ifşa oldu.Bu durum, kritik gelişmelerin önceden bilinmiş olabileceği yönündeki tartışmaları beraberinde getirdi.
Uluslararası medyada yer alan değerlendirmelerde, yüksek tutarlı işlemlerin saldırıdan hemen önce yoğunlaşmasının, “içeriden bilgi” (insider bilgi) ihtimalini güçlendirdiği ifade ediliyor.
TRUMP’IN OĞLUNUN ADI DA GEÇİYOR
Tartışmaları büyüten en önemli başlıklardan biri ise platformun yatırımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın oğlu Donald Trump Jr.’ın da yer alması oldu. Bu durum, savaş süreci ile finansal kazanç arasında olası bağlantılar kurulmasına neden oldu.
Platformda en fazla işlem gören başlıklardan biri, İran’daki savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin bahisler oldu. Milyonlarca doların yatırıldığı bu kategoride kullanıcıların büyük bölümü ateşkesin yıl sonunda sağlanacağını öngördü.
Bunun yanı sıra “kara harekâtı ne zaman başlar?” ve “savaşın seyri nasıl değişir?” gibi başlıklar da yoğun ilgi gördü.
ANONİM HESAPLAR SORU İŞARETLERİNİ ARTIRIYOR
Bahis oynayan hesapların anonim olması, sürecin şeffaflığına dair ciddi soru işaretleri doğurdu. Uzmanlar, savaş gibi kritik süreçlerin finansal kazanç aracına dönüşmesinin hem etik hem de güvenlik açısından ciddi riskler barındırdığını vurguluyor.
Sadece bahis platformları değil, finans piyasalarında yaşanan dalgalanmalar da dikkat çekti. Bloomberg News ve Financial Times’a göre, Trump’ın pazartesi sabahı yaptığı paylaşım öncesindeki dakikalarda petrol vadeli işlemlerinde belirgin bir artış yaşandı. Financial Times’ın Bloomberg verilerine dayandırdığı analizine göre, 06.49 ile 06.50 arasında yaklaşık 6.200 Brent ve West Texas Intermediate kontratı el değiştirdi ve bu işlemlerin toplam değeri yaklaşık 580 milyon dolara ulaştı.
Bloomberg News’e göre ise son beş işlem gününde aynı zaman diliminde ortalama işlem hacmi yaklaşık 700 kontrat seviyesindeydi.
Piyasa uzmanları, pazartesi sabahı görülen ham petrol vadeli işlem hacminin bu saat dilimi için alışılmadık derecede yüksek olduğunu belirtti.
Vadeli işlemler konusunda uzman hukuk firması Troutman Pepper Locke ortağı Stephen Piepgrass, CBS News’e yaptığı açıklamada, “Paylaşımdan hemen önceki işlem hacmindeki bu büyük sıçrama kesinlikle dikkat çekici ve bunun arkasında ne olduğuna dair bir soruşturma başlatılması gerektiğini düşündürüyor” dedi.
Finansal reform savunuculuğu yapan Better Markets grubunda menkul kıymetler politikası direktörü olan Ben Schiffrin ise işlemlerin zamanlamasını “şüpheli” olarak nitelendirdi.
Schiffrin, “Masum açıklama, yatırımcıların önemli bir bilginin açıklanmasından hemen önce tesadüfen işlem yapmış olmasıdır. Daha sorunlu açıklama ise bu işlemleri yapmadan önce açıklamayı biliyor olmalarıdır” ifadelerini kullandı.
Kamuya açık olmayan önemli bilgileri kullanarak işlem yapmak anlamına gelen içeriden öğrenenlerin ticareti yasa dışıdır; çünkü piyasa bütünlüğünü ve yatırımcı güvenini zedeler. CBS News iş analisti ve eski opsiyon trader’ı Jill Schlesinger, “Birilerinin senin benim sahip olmadığımız bilgiyle işlem yapıp para kazanması adil mi? Evet, bu durum oldukça rahatsız edici” dedi.
Ancak Schlesinger, Trump’ın daha önce daha gevşek bir düzenleyici ortamdan yana tavır alması nedeniyle, devlet düzenleyicilerinin bu petrol işlemlerini soruşturmasını beklemediğini de belirtti.
Vadeli işlemler piyasasını denetleyen Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC), Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) kıyasla daha sınırlı kaynaklara sahip olduğunu da Piepgrass vurguladı.
AÇIK BİR TETİKLEYİCİ YOK
Petrol vadeli işlemlerindeki artışın şüphe uyandırmasının bir nedeni de pazartesi sabahı piyasayı etkileyebilecek herhangi bir ekonomik veri açıklaması veya Fed yetkililerinin konuşması gibi beklenen bir gelişmenin bulunmamasıydı.
Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman, 24 Mart tarihli blog yazısında, “Bu işlem hareketi özellikle tuhaftı çünkü ortada büyük bir haber yoktu. Hikaye kafa karıştırıcı görünüyor, ancak bariz bir açıklaması var: Trump’a yakın birileri ne yapacağını biliyordu ve bu içeriden bilgiyi kullanarak büyük kazanç elde etti” ifadelerini kullandı.
Energy Aspects şirketinden Tim Skirrow, 06.50’deki işlem hacminin normalin altı katı olduğunu, ancak büyüklük olarak olağanüstü değil, yalnızca bu saat için alışılmadık olduğunu belirtti.
DİĞER ŞÜPHELİ İŞLEMLER
Son dönemdeki başka örnekler de benzer soru işaretleri doğurdu. “Magamyman” adlı bir kullanıcı, ABD ve soykırımcı israilin İran’a yönelik saldırısının zamanlamasını doğru tahmin ederek yaklaşık 600 bin dolar kazandı. CNN’e göre başka bir kullanıcı da İran’la ilgili işlemlerden toplamda 967 bin dolar kazanç elde etti ve yüzde 93’ün üzerinde başarı oranına ulaştı.
Ocak ayında bir başka kullanıcı, ABD’nin Venezuela eski lideri Nicolás Maduro’yu yakalayacağına dair bahisle 436 bin dolardan fazla kazandı.
“TACO TRADE” TARTIŞMASI
Piyasalarda son dönemde konuşulan “TACO trade” (Trump Always Chickens Out – Trump her zaman geri adım atar) stratejisi de bu tartışmaların merkezinde yer aldı. Bu stratejiye göre yatırımcılar, Trump sert açıklamalar yaptığında piyasaların düşeceğini, geri adım attığında ise yükseleceğini öngörerek pozisyon alıyor.
Ancak The Guardian’a göre, sekiz Polymarket kullanıcısının ABD-İran ateşkesi üzerine yaptığı toplam 70 bin dolarlık bahisler de içeriden bilgi şüphesi doğurdu.
Bu gelişmeler üzerine CFTC, prediction market’lerde içeriden bilgi kullanımını önlemeye yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalışmaya başladı. Bu sürecin yalnızca bahis platformlarını değil, petrol piyasalarını da etkileyebileceği belirtiliyor.
Piepgrass, “CFTC şu anda ciddi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Kurum, kuruluşundan bu yana görmediği kadar yoğun bir faaliyetle karşı karşıya ve her şeyi yeniden değerlendiriyor” dedi.
ABD Kongresi’nde de konu gündemde. Geçtiğimiz hafta hem Demokrat hem Cumhuriyetçi üyelerden oluşan bir grup, savaşlar ve devlet kararları gibi sonuçların önceden bilinebileceği olaylara bahis yapılmasını yasaklayacak bir yasa teklifi sundu.
Bu düzenlemelerin amacı, özellikle kamu görevlilerinin içeriden bilgiye dayalı kazanç elde etmesini engellemek.
Öte yandan Kalshi ve Polymarket gibi platformlar da daha sıkı kurallar getirme hazırlığında olduklarını açıkladı. Her iki şirket de şüpheli faaliyetleri tespit etmeye yönelik mekanizmalar geliştirdiklerini belirtti.
SAVAŞI BAŞLATAN ABD SİLAHTAN DA KAZANIYOR
Küresel çatışmalar tırmanırken savunma bütçeleri rekor kırdı, en büyük kazancı ise ABD öncülüğündeki savunma sanayii elde etti.
Ukrayna’dan İran İslam Cumhuriyeti ve Pasifik’e kadar savunma bütçeleri ve silah alımları hızla artıyor. ABD, ilgili ihracatın %40’ından fazlasını sağlıyor.
Mart 2026 itibarıyla dünya, birden fazla bölgede birbirine bağlı ve yoğunlaşmış çatışmalarla karşı karşıya; bu durum son derece kırılgan bir güvenlik ortamı oluşturuyor. Başlıca tırmanışlar arasında ABD ve israilin İran’a karşı yürüttüğü savaş, Ukrayna’daki süregelen çatışma ve Pasifik’teki gerilimler yer alıyor.
Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi’nin Global Foresight 2025 çalışmasına katılan stratejistlerin %40’ından fazlası, önümüzdeki on yılın sonuna kadar “büyük güçler arasında çok cepheli bir çatışmayı içeren başka bir dünya savaşı” ihtimalinden endişe ediyor.
Mayıs 2025’te Hindistan ile Pakistan arasında dört gün süren ciddi bir askeri gerilim yaşandı. 2026 başında ABD, Venezuela’yı işgal ederek Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu ele geçirdi. Orta Doğu’daki çatışma 28 Şubat’tan bu yana ciddi şekilde genişledi; ABD ve israil güçleri İran’ın liderliği, ordusu, savunma ve enerji sektörünü yoğun biçimde hedef alırken, İran da Körfez ülkelerindeki hedeflerle karşılık verdi.
Ukrayna’daki savaş şiddetli çatışmalarla sürüyor. Çin, Tayvan konusunda sert tutumunu koruyor ve “yeniden birleşmenin kaçınılmaz” olduğunu savunuyor. BRICS ülkelerinin küresel jeopolitik istikrar sağlama çabaları ise zayıf kaldı.
Donald Trump, Ocak 2025’te ikinci dönemine başladıktan sonra Avrupa’daki NATO üyelerinden daha fazla savunma harcaması yapmalarını ve kendi güvenliklerinde daha fazla sorumluluk almalarını istedi. Avrupa da artık savunmaya daha fazla harcama yaparsa Washington’a daha az bağımlı olacağını fark etti.
Şubat ortasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda askeri bütçelerin artırılması ve transatlantik ittifakın “NATO 3.0” olarak yeniden tanımlanması konuşuldu. Bu noktada küresel silah eğilimlerini analiz etmek gerekiyor.
2020–2024 SİLAH TRANSFERLERİ
Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) verilerine göre, 2020–24 döneminde küresel silah transferleri hacim olarak artmaya devam etti ancak eğilimlerde önemli değişimler yaşandı.
Ukrayna savaşıyla Avrupa’nın ithalatı %155 arttı ve bölge en büyük alıcı haline geldi. Ukrayna, 2015–19’a kıyasla 2021–25’te silah ithalatını 100 kat artırarak dünyanın en büyük ithalatçısı oldu. Hindistan %9,3 düşüşe rağmen ikinci sırada kaldı.
Afrika, Amerika, Asya ve Orta Doğu’da artış daha sınırlı kaldı
ABD %43 payla en büyük ihracatçı konumunu güçlendirdi. Fransa (%9,6) Rusya’yı geçerken, Rusya’nın ihracatı 2021–25 döneminde %64 düştü. Rusya’nın pazar payı %21’den %6,8’e geriledi.
Rus silahlarının %74’ü üç ülkeye gitti:
Hindistan (%48)
Çin (%13)
Belarus (%13)
Avrupa’da hava savunma sistemleri, uçaklar ve füzelere olan talep arttı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi küresel ithalatın %27’sinden fazlasını oluşturdu.
KÜRESEL SAVUNMA HARCAMALARI REKOR KIRDI
2025’te küresel savunma harcamaları 2,63 trilyon dolara ulaştı (2024: 2,48 trilyon dolar).
Başlıca harcamalar:
ABD: 921 milyar dolar
Çin: 251 milyar dolar
Rusya: 135 milyar dolar
Almanya: 102 milyar dolar
Hindistan: 78,3 milyar dolar
Avrupa Birliği ülkelerinin savunma bütçeleri 2025’te yaklaşık 390 milyar euroya ulaştı; bu, 2020’ye göre %63 artış anlamına geliyor.
En büyük kazanan ise ABD Silah Endüstrisi oldu.
Artan küresel gerilimler, en çok ABD savunma sanayisine yaradı. ABD, silah ihracatını dış politikanın bir aracı olarak kullanmaya devam ediyor.
Trump, “savaş karşıtı” bir söylemle iktidara gelmiş olsa da yönetimi yeni bir rejim değişikliği savaşını fiilen başlatmış durumda. ABD’nin geçmişte Arnavutluk, Küba, Kongo, Vietnam, Suriye, Irak, Afganistan ve Libya’daki müdahaleleri çoğu zaman istikrarsızlık ve yıkım getirdi.
Benzer bir yaklaşımın İran’da da farklı sonuç vermesi beklenmiyor. ABD kamuoyu ise “sonsuz savaşlardan” bıkmış durumda.
Çin, 2026 için savunma bütçesini %7 artırdı. Japonya ve Güney Kore de askeri harcamalarını hızla yükseltiyor.
Orta Doğu’da silah talebinin artması bekleniyor. Kuveyt, 2016–20 döneminde 47. sıradayken 2021–25’te 9. sıraya yükseldi.
Ancak ABD’nin gümrük tarifeleri ve öngörülemez politikaları, ülkeleri kendi savunma sanayilerini geliştirmeye yöneltiyor. Bu boşluğu Rusya mı yoksa Çin mi dolduracak, henüz net değil.
1961’de veda konuşmasını yapan ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, “askeri-endüstriyel kompleksin Amerikan demokrasisi üzerinde haksız bir etki kurabileceği” konusunda uyarıda bulunmuştu.





