Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı olmaktan çıkıyor. Amerikan Kanser Derneği'nin (ACS) yayımladığı yeni araştırma, hastalığın özellikle genç yetişkinler arasında hızla yaygınlaştığını ve kansere bağlı ölümlerde önemli bir tehdit haline geldiğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre ABD'de yeni teşhis edilen kolorektal kanser vakalarının yaklaşık yüzde 45'i artık 65 yaş altındaki bireylerde görülüyor. Bu oran 1995 yılında yalnızca yüzde 27 seviyesindeydi.
Rapor, özellikle 20-49 yaş grubunda kolorektal kanser görülme sıklığının her yıl yüzde 3 arttığını gösterirken, 50-64 yaş grubunda da yıllık artış oranı yüzde 0,4 olarak kaydedildi. Buna karşın 65 yaş ve üzerindeki kişilerde hem yeni vaka hem de ölüm oranları düşmeye devam ediyor.
Uzmanlar, artışın büyük bölümünün kalın bağırsağın son bölümü ile rektumda gelişen kanserlerden kaynaklandığını belirtiyor. Günümüzde rektum kanseri, tüm kolorektal kanser vakalarının yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Amerikan Kanser Derneği Kıdemli Bilimsel Direktörü Rebecca Siegel, genç kuşaklarda kolorektal kanserden ölüm riskinin yükseldiğine dikkat çekerek, hastalığın nedenlerini ortaya koyacak araştırmaların artırılması ve belirtiler konusunda hem sağlık çalışanlarının hem de toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Araştırmacılar, 2026 yılında ABD'de yaklaşık 158 bin 850 yeni kolorektal kanser vakası görüleceğini, 55 bin 230 kişinin ise hastalık nedeniyle yaşamını yitireceğini öngörüyor.
Rapora göre kolorektal kanserlerin yarısından fazlası sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, alkol tüketimi, fiziksel hareketsizlik ve fazla kilo gibi değiştirilebilir risk faktörleriyle ilişkili.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise genç hastalarda tanının çoğunlukla geç konulması oldu. 50 yaş altındaki vakaların dörtte üçü, kanser ileri evreye ulaştıktan sonra teşhis ediliyor. Buna karşın hastalık erken evrede yakalandığında 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 95'e ulaşıyor.
Uzmanlar, 45 yaşından itibaren düzenli kolorektal kanser taramalarının yaptırılmasının erken tanı ve tedavi açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor.