Koyunlar Gibi Ürkek Değil, Arılar Gibi Cesur Olmak

Abone Ol

Koyunları bilirsiniz, bir tehlikeyle karşılaştıkları zaman birbirlerine yapışıp boyunlarını eğerler. Saldırganın aralarından kurbanını seçmek için saldırmasını korkak ve ürkek bir halde beklerler. Asla direnmeyi, birlikte hareket etmeyi düşünmezler. Bin tane bile olsalar saldırgan bir kurtla mücadele etmeye cesaret edemezler. Her biri kaderine rıza gösterip sıranın kendilerine gelmesini beklerler.

Oysa arılar öyle mi? Arılar, kovanlarına saldırmaya cesaret eden, onlara yaklaşmaya tevessül eden düşmana ve saldırgana, ne kadar güçlü olursa olsun hiç çekinmeden karşı koyarlar. Hep birlikte, bütün güçleriyle ballarına göz koyan düşmana saldırırlar. Büyük bir öfke ve cesaretle bu işi yaparlar. Hepsi de öldürülse, son bir arı kalsa bile geri adım atmaz, teslim olmazlar.

Bir zamanlar İslam ümmeti, Müslümanlar arılar gibi cesur, izzet sahibi, gözlerini budaktan esirgemeyen, zillet ve teslimiyet nedir bilmeyen insanlardı. İman ve ihlasla donanmış, cihat ve şehadeti şiar edinmişlerdi. Düşmanları ne kadar güçlü olursa olsun asla onlardan korkmaz, çekinmezlerdi. Düşmanın dünyayı sevmesinden daha çok onlar da ahireti öyle sever, Allah’a kavuşmak, özellikle de şehit olarak kavuşmak en büyük arzuları olurdu. Böyle olunca da Allah onlara izzet lütfeder, zafer kapılarını önlerinde sonuna kadar açardı.

Peki bugün böyle mi Müslümanlar? Ne yazık ki İslam ümmetinin hali ürkek, korkak, zilleti kanıksamış koyunların halini andırıyor şimdi. Emperyalist Amerika ve siyonistler, burunlarının dibine gelmiş, bir taraftan her türlü katliam ve cinayeti işlemekten çekinmezken, öbür taraftan bas bas bağırarak “Ortadoğu israilin hakkıdır” diyorlar. Bu topraklar tanrı tarafından Yahudilere vadedilmiş topraklardır demekten çekinmiyorlar.

En yetkili ağızdan Türkiye’ye, Mısır’a, Suriye’ye, Irak’a, Arabistan’a, Ürdün’e, Lübnan’a sizin topraklarınız Yahudilere vadedilmiş topraklardır; Filistin’i işgal ettiğimiz gibi yarın sizin topraklarınıza da el koyacağız, sıranızı bekleyin diyorlar. Şimdilik İran’ı, Lübnan’ı, Yemen’i halledelim, sonra size döneriz demeye getiriyorlar.

Ve tüm bunlara karşı Müslümanlar, İslam ülkelerinin başlarındaki yönetimler derin bir zillet içinde, yutkunarak susuyor, sıranın kendilerine gelmesini ürkek ve korkak bir ruh hali içinde bekliyorlar. Vahşi düşmana direnen ümmetin direnişçi güçlerine destek vermeyi, onlarla birlikte hareket edip barbar istilacıları püskürtmeyi asla düşünmüyorlar. Koyunlar gibi, birer, ikişer aralarından sökülüp alınan kardeşlerine boş gözlerle bakıp duruyorlar.

Emperyalist Amerika ve dostları önce Irak’ı işgal ettiler, bu İslam toprağını darmadağın ettiler, milyonlarca kadın ve çocuğu, sivili öldürüp belini kırdılar. Sonra sıra Afganistan’a geldi, yirmi yıl boyunca Afganistan’a ölüm kustular. Afganistan’ın hali gözler önünde… Daha sonra Suriye’ye göz diktiler… Suriye hala kan ağlıyor, Siyonistlerin saldırılarına direnebilecek mecali bulamıyor kendinde. Filistin ve Lübnan’ın düşmanın durmayan saldırıları ve işgalleri yüzünden devlet olma özelliklerini yitireli çok oldu. Yemen, Somali, Sudan ve diğerleri; terör ve yoksulluk içinde boğuluyorlar, düşmanın durmayan şeytani politikaları yüzünden…

Şimdi sıra İran İslam Cumhuriyetinde… Barbar sürüleri gibi İran İslam Cumhuriyetinin üzerine çullanmak için bitip tükenmeyen bir hazırlık yapıyorlar. Ümmetin denizleri düşman gemileriyle dolup taşıyor, İslam ülkelerinin toprakları düşman üslerinden geçilmiyor.

Ama ümmet derin bir sessizlik, gaflet ve vurdumduymazlık içinde… Adamlar en yetkili ağızdan sıra size de gelecek demelerine rağmen ümmetin topraklarında bulunan yönetimler işi sadece kuru kınamalarla, işe yaramaz tepkilerle geçiştiriyorlar. Bırakın İran İslam Cumhuriyetine yardım etmeyi, kendi topraklarını İran’a karşı kullanmaya hazırlanan Amerika’ya ne yapıyorsun demeye bile cesaret edemiyorlar. Yüksek sesle “kendi topraklarımı kullandırtmam” diyemiyorlar. Bunu söyleyebilen birkaç ülke yönetimi de bu sözlerin hemen ardından Amerika liderine güzellemeler yapıp sözlerinin dostlar alışverişte görsün kabilinden olduğu konusunda onu ikna etmeye çalışıyorlar.

Yazık, çok yazık! Ümmet bu halde olmamalıydı! Ne zamana kadar koyun olmayı sürdüreceğiz? Arılar gibi olmanın zamanı gelmedi mi?