İsveç’te yapılan yeni bir çalışma, Kovid-19 aşılarının doğurganlıkta düşüşe yol açıp açmadığına ilişkin tartışmaya nokta koydu. Küresel çapta uzun süredir devam eden bu tartışma, çalışmanın sonuçlarıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Peki araştırma ne diyor?

Kovid-19 pandemisi sırasında mRNA aşıları dünya genelinde yoğun tartışmaların odağı haline geldi. Bu tartışmaların en karmaşık başlıklarından biri de aşıların doğurganlık üzerindeki olası etkileriydi. Sosyal medya gibi platformlarda yayılan bazı iddialar, aşılarla kısırlık arasında bağ kurarken, aynı dönemde birçok ülkede doğum oranlarında gözle görülür bir düşüş yaşanması bu iddiaları daha da alevlendirdi.

Daha önceki bazı çalışmalar, “Kovid-19’a karşı geliştirilen mRNA aşılarının insanlığın üreme kapasitesini zayıflattığına” dair sözde kanıtlar bulunduğunu öne sürmüştü.

Ancak bu tartışma, gerçek veriler ve kapsamlı istatistiklere dayanan geniş ölçekli çalışmaların yayımlanmasıyla birlikte giderek zayıflamaya başladı. Bu çalışmalar, aşılanma ile doğurganlık oranları arasındaki ilişkiyi geniş çapta inceleyerek, söylentilerden uzak daha net bir tablo ortaya koydu.

Bu kapsamda İsveç’te Linköping Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Communications Medicine dergisinde yayımlanan araştırma, on binlerce kadının verilerinin analiz edilmesi sonucunda, “Kovid-19 aşılarının doğum oranlarındaki düşüşle hiçbir ilgisi olmadığını” ortaya koydu.

Çalışma, farklı ülkelerde yapılan önceki araştırmaların bulgularını da teyit eder nitelikte. Böylece tartışmanın odağı aşıların rolünden uzaklaşıp, doğurganlıktaki düşüşün sosyal, ekonomik ve demografik nedenlerine yönelmiş oldu.

Araştırmacılar, İsveç’in Jönköping bölgesinde yaşayan, 18–45 yaş aralığındaki yaklaşık 60 bin kadının verilerini inceledi. (Bölgenin toplam nüfusu 369 bin.) Bu kadınların %75’i 2021–2024 yılları arasında Kovid-19’a karşı en az bir doz aşı oldu. Çalışmada doğum, aşılanma, düşük ve ölüm kayıtları ulusal sağlık verileri üzerinden analiz edildi.

Aşılı ve aşısız kadınlar arasında doğum ve düşük oranları karşılaştırıldığında, iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Bu sonuç, Kovid-19 aşıları ile doğurganlık arasında ilişki olmadığını gösteren birçok önceki çalışmayla da örtüşüyor.

Linköping Üniversitesi’nde sosyal tıp profesörü olan Thomas Timpka, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Sonuçlarımız, mRNA Kovid-19 aşılarının pandemi dönemindeki doğum oranlarındaki düşüşün arkasındaki neden olmasının pek olası olmadığını gösteriyor.”

Timpka ayrıca şunları ekledi:

“Aşı olanlar ile olmayanlar arasında doğum oranlarında bir fark görmüyoruz. Hamile kalanlar arasındaki tüm kayıtlı düşük vakalarını da inceledik ve burada da iki grup arasında fark tespit etmedik.”

Araştırmacılara göre doğum oranlarındaki düşüşün daha güçlü ve mantıklı açıklamaları var. Günümüzde doğurganlık çağında olan, yani otuzlu yaşlardaki bireyler, 1990’ların ikinci yarısında doğdu. Bu dönem İsveç’te ekonomik zorlukların yaşandığı ve doğum oranlarının düşük seyrettiği bir dönemdi. Başka bir ifadeyle, bugün potansiyel ebeveyn havuzu, 30 yıl önceki düşük doğum oranları nedeniyle zaten daha küçük.

Buna ek olarak pandemi sürecindeki sağlık endişeleri, ekonomik belirsizlikler ve kapanma dönemlerinde yaşanan davranış değişiklikleri de doğurganlığın azalmasına katkı sağlamış olabilir.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna