“Kötü günler geride kaldı, çok daha kötü günler geliyor”

Abone Ol

İnsanlık bugün savaşların ortasında sadece şehirlerini değil; vicdanını, adaletini ve geleceğe dair umudunu da kaybediyor.

“Kötü günler geride kaldı, çok daha kötü günler geliyor” derken karamsarlık üretmiyorum; sadece dünyanın içine sürüklendiği büyük kırılmayı tarif ediyorum. İran ile ABD arasındaki gerilim artık sadece diplomatik bir kriz değildir. Körfez’de büyüyen savaş ihtimali enerji piyasalarını altüst ederken, Gazze’de devam eden insanlık dramı ise bütün dünyanın vicdanını iflas ettirmiştir. Petrol fiyatları yükseliyor, ticaret yolları tehdit altında kalıyor, devletler ise halklarına güven vermek yerine propaganda dağıtıyor.

Gazze bugün sadece Filistinlilerin değil, bütün insanlığın utanç aynasıdır. Çocukların öldüğü, şehirlerin yıkıldığı, insanların aç bırakıldığı bir dönemde uluslararası kuruluşlar birkaç kınama metni dışında hiçbir şey yapmıyor. Batı’nın demokrasi ve insan hakları söylemi, israil söz konusu olduğunda tamamen anlamını yitiriyor. Aynı devletler başka coğrafyalarda özgürlük nutukları atarken, Gazze’de akan kana sessiz kalıyor. Bu sessizlik artık tarafsızlık değil, açık bir suç ortaklığıdır.

İran meselesi ise sadece Tahran ile Washington arasındaki bilek güreşi değildir. Hürmüz Boğazı üzerinden yürüyen enerji savaşı, dünyanın tamamını etkileyen ekonomik bir depreme dönüşmektedir. Avrupa enerji kriziyle boğuşurken, ABD kendi çıkarlarını korumak için yeni cepheler açıyor. Büyük devletler savaşın maliyetini halklarına ödetiyor. Market fiyatlarından elektrik faturalarına kadar her şey bu küresel kavganın sonucu olarak insanların hayatına yansıyor.

Türkiye’de ise siyaset gerçek sorunlardan kopmuş durumdadır. İktidar sürekli dış politika hamasetini kullanırken, CHP ise toplumun beklentilerine net cevaplar veremiyor. Muhalefetin kendi iç hesaplaşmaları, halkın ekonomik sıkıntılarının önüne geçmiş halde. İnsanlar geçim derdindeyken siyasetçiler birbirlerine slogan yetiştiriyor. Oysa toplum artık kavga değil, çözüm görmek istiyor.

Bir tarafta savaşlar, diğer tarafta yaklaşan Kurban Bayramı ve hac ibadeti… Aslında bu büyük tezat bile çağımızın çöküşünü anlatıyor. Hac, insanın Allah karşısındaki eşitliğini ve teslimiyetini temsil ederken, bugün İslam coğrafyası parçalanmışlık, yoksulluk ve çatışmalarla anılıyor. Bayramların sevinci bile artık eksik yaşanıyor. Gazze’de bombaların altında kalan çocukların görüntüleri varken, hiçbir Müslüman toplum gerçek huzuru hissedemez.

Ben artık dünyanın yeni bir döneme girdiğini düşünüyorum. Diplomasi zayıflıyor, ekonomi kırılıyor, ahlak çöküyor. Devletler güç gösterisi yaparken halklar yoksullaşıyor. Belki de gerçekten kötü günler geride kaldı; çünkü bundan sonra gelecek olan dönem, yalnızca savaşların değil, vicdansızlığın ve büyük bir küresel çürümenin dönemi olacak.

Üstelik dünya artık yalnızca askeri çatışmalarla değil, bilgi savaşlarıyla da yönetiliyor. Sosyal medya üzerinden yürütülen algı operasyonları, toplumların düşünme kabiliyetini zayıflatıyor. İnsanlar gerçeği değil, kendilerine servis edilen hikâyeleri konuşuyor. Bir gün İran tehdidi, ertesi gün enerji güvenliği, başka bir gün demokrasi masalları gündeme getiriliyor. Fakat değişmeyen tek şey, sıradan insanların her geçen gün daha da fakirleşmesi oluyor. Bugün Libya’dan Türkiye’ye, Avrupa’dan Körfez’e kadar herkes aynı korkuyu hissediyor: yarının bugünden daha ağır olacağı korkusu. Çünkü dünya düzeni artık hukukla değil, güçle şekilleniyor. Güçlü olan haklı sayılıyor, zayıf olan ise kaderine terk ediliyor. Benim asıl endişem de budur. Eğer adalet tamamen kaybolursa, savaşlar sadece cephelerde değil, insanların ruhlarında da büyüyecek. İşte o zaman hiçbir bayram, hiçbir seçim ve hiçbir diplomatik zirve insanlığa gerçek huzuru geri getiremeyecek. Bu nedenle artık hamasi konuşmalar değil, samimiyet gerekiyor. İnsanlığın yeniden vicdanı, merhameti ve adaleti hatırlaması gerekiyor. Aksi halde çocuklarımız daha pahalı bir hayatın, daha sert savaşların ve daha karanlık bir geleceğin içinde yaşayacak. Bugün susulan her zulüm, yarının daha büyük felaketlerini hazırlıyor. Ve bunun bedelini herkes birlikte ödeyecek.

Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!