İşgalci israil, yine teröristliğini yaptı. Küresel Sumud Filosu’na ederek 18’i Türkiyeli 175 aktivisti alıkoydu. Geri kalanlarını ise teknelerini tahrip ederek denizin ortasında ölüme terk etti.
Başta Türkiye olmak üzere birçok ülke, kurum ve kuruluş, müdahaleyi şiddetle kınayarak bunun bir olduğunu açıkladı.
Dahası?
Dahası yok.
Ne olmasını bekliyorduk ki?
Oysa siyonist rejimin; Filistin topraklarında işgalci terörist bir yapı olmasına rağmen Gazze’den 600 mil uzaklıktaki Girit adası yakınlarında bir ülkenin de çıkıp bu korsan saldırganlığa mütekabiliyette bulunma iradesini ortaya koyması gerekmiyor muydu?
Normalde olması gereken adım buydu.
Ancak normalleri anormal, anormalleri normalleştiren kötülük hareketlerinin gücü kontrol ettiği bir zaman dilimini yaşıyoruz maalesef. Bu bencillik ve gücü kontrol eden sistemin anahtarını ellerinde tuttukları sürece bağımsız gibi görünen bağımlı ülkeler üzerindeki bu korku atmosferi de kolay kolay dağılmayacak.
7 Ekim Aksa Tufanı operasyonuyla bu korku duvarlarını yıkan HAMAS’ın vatanı ve milleti için verdiği destansı mücadele tüm insanlığın hafızasında canlılığını koruyor. Ardı sıra İran’ın Tela Aviv’e yıkıcı darbe vurması ve ABD’nin körfez üslerini kör etmesi, bu hegomonik gücün yapaysallığını ve vurulabilirliğini tüm dünyaya kanıtladı aslında.
Ancak halen gücünün farkında olmayan Türkiye veya bir araya gelmeleri halinde ABD-israili tüm coğrafyadan defedecek Müslüman ülkelerin, iksirini henüz keşfedememiş olması üzüntü verici.
Şu an binden fazla aktivistin Akdeniz’e yelken açtığı Küresel Sumud Filosu, Gazze’de süren siyonist ablukayı kırmak, soykırımın durması için uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışan önemli bir iyilik hareketi görevini icra ediyor.
Korsan israilin, alıkoyduğu aktivistlerin bir an önce serbest bırakılması için vatandaşı bulunan ülkeler, girişimlerini başlatmış durumda.
Ama daha önemlisi, bu aktivistlerin seslerini duyurmaya çalıştığı Gazze halkını on yıllardır süren ablukadan kurtarmak ve yavaşlatılmış soykırımı sona erdirmek için ülke bazlı ciddi girişimlerin başlatılması gerekiyor.
Çünkü karşımızda; ne insanlıktan anlayan, ne uluslararası hukuk dinleyen ne de ateşkese uyan bir yapı var!
Ateşkesin başladığı günden bugüne katliamlar durmuş değil. Her gün kadın, çocuk sivillerin hedef gözetilerek şehid edildiği Gazze’nin yeniden direniş ruhuyla imar ve ihya edilmemesi için siyonist rejimin terörist uygulamaları işliyor.
Elektriğin, günlük birkaç saatliğine jeneratörlerle sağlandığı şehirde temiz su, gıda, ilaç, yakıt gibi temel ihtiyaçlara erişimin çok kısıtlı olduğu şehirde insanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Refah kapısı keyfi açılıp kapatılıyor.
Yaralılar ilaçsızlıktan, diyaliz ve benzeri hastaların elektriğe bağlı tıbbi cihazların çalışmaması nedeniyle can verdiği çaresizliğe mahkum edilmiş onurlu bir halkın her gün yavaş ölümünü izliyoruz.
İşgalci israilin politika haline getirdiği bu insanlık dışı uygulamalara bir son vermek için askeri yaptırımların devreye alınması gerekiyor.
Başka çare yok.
Çünkü söz bitmiştir…
Dikkat ederseniz, dünyada meydana gelen kaza ve afetler dışındaki neredeyse tüm olumsuzluklar ABD ve işgalci israilin terörist faaliyetlerinden kaynaklanıyor.
Filistin, Irak, Afganistan, Suriye, Somali, Lübnan, Yemen, Libya ve en son İran’a yönelik saldırıların herhangi haklı geçerli bir sebebi yok. Tamamen dünya üzerinde güç kontrolünün kendilerinde olduğunu kabul ettirmek ve kaldıkları yerden hırsızlıklarına devam etmek istiyorlar.
Tüm konuşmaları yalan, işleri hırsızlık ve ifsat, amaçları öldürme üzerine olan bu sapkın zihniyetin yaptığı canavarlıklar artık sadece Müslümanları rahatsız etmiyor, batılı halkların da nefretini kazanmış durumdalar.