KIRILGAN ATEŞKES

Abone Ol

Trump’ın çelişkili açıklamaları Amerika’nın küresel ölçekte yaşanan krizleri yönetmekte başarısız olduğunu, çatışma ve ateşkes arasında gidip gelmesi de karar alma konusunda farklı güç odaklarının “kontrolü altında” olduğunu ortaya koydu.

İttifak ortakları biraz daha “uyumlu” davransaydılar, körfezdeki dengeler bu kadar sarsılmasaydı, Siyonist çete Lübnan’da birazcık başarılı olsaydı Amerika’nın ateşkes konusundaki tutumu da daha farklı olacaktı.

Ama artık çelişkiler ve tutarsızlıklar hiç kimse için “siyasi manevra” olarak görünmüyor.

Amerika, kırk günlük savaşta yığınak ve bölgesel kapasitesinin kazanmaya yetmeyeceğini gördü.

Trump, ‘bir medeniyeti yok etmekle tehdit ederek’ nükleer silah kullanabileceği imasında bulundu; ama bu da alanda istenen karşılığı bulmadı.

İran, sürekli el yükselterek devam etti ve her geçen gün daha etkili silahları devreye koyarak gücünün arkasındaki gizemi korumayı başardı. Yani şu anda Amerika da israil de İran’ın elinde şimdiye kadar kullandıklarından daha güçlü ve etkili silahların olduğuna inanıyor ki bu savaş stratejisi açısından başarıdır.

Daha savaşın ilk günlerinde ve Körfez’e çok da yaklaşmadan uçak gemilerinin hedef alınması ve vurulması Amerika açısından küresel karizmanın çizilmesi anlamında kritik bir eşikti.

Ateşkesin bozulması durumunda BAE hariç Körfez ülkelerinin Amerika’nın operasyonel güçlerine pek de sıcak bakmayacakları da anlaşıldığı için hızlı hareket etme ve gözetleme imkânlarında büyük kısıtlamalar yaşanacaktır. Daha uzak yerlerden uçak kaldırma hem riskli hem de maliyetlidir. Kaldı ki, İran’ın Hint okyanusunda Amerika tarafından kullanılan İngiliz üssünü hedef alabilmesi “risk analizi” yapanların uykularını kaçıracak nitelikledir.

Lübnan’da yaşananları ve israilin askeri açıdan pek başarı sağlamaması bir yana Hıristiyan dini mekanlarına ve sembollerine verdiği tahribatın küresel etkileri üzerinde de düşünmek gerekir. Tarihi değeri olan Manastır ve Kiliselerin çatışmaların olmadığı bir ortamda patlatıcı yerleştirilerek yıkılması özellikle Katolik dünyanın siyonistin kirli yüzüyle tanışmasına neden oldu.

Tam bu esnada İran’ın proaktif bir dil kullanarak adımlar atması önümüzdeki günlerin sıcak geçeceğinin işareti olarak okunabilir.

Evet bu kez süre veren farklı…

İran, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, ABD deniz ablukasının sona erdirilmesi ve İran ile Lübnan'daki savaşın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik anlaşma müzakereleri için bir aylık süre belirledi.

Amerika her ne kadar ablukanın İran’ı çaresiz bırakacağını düşünse de ortaya çıkan kriz tüm dünyayı etkiliyor ve dünya bunun sorumlusu olarak İran’ı değil de Amerika’yı görüyor.

Yani beklemek hem iki taraf için hem de dünya için kayıp anlamına geliyor.

Harekete geçmek; ama bu arada krizin ve bölgesel kaosun müsebbibi görünmemek için tüm hamleler kritik önemde ve herkes bunun farkında.

Trump, ateşkes kararıyla iç politik sıkıntıları aşmak istedi ve bunda kısmen de başarılı oldu; ama bundan sonrası artık kontrol tümüyle kendi elinde değil.

Ateşkes kırılgan bir zeminde ve her an düşebilir.

Askeri ve siyasi ekiplerde yaşanan tasfiyelerin oluşturması muhtemel fırtınalar daha kafasını göstermedi.

Piyonlarının ve önemli hamle elemanlarının bir kısmını kaybetti; ama umduğu gibi kısa yoldan “mat” etmeyi de başaramadı.

Kuşatıldığını fark ettiğinde ise iş işten geçmiş olacak.