Muharrem ayının onuncu günü, tarihin en acı hadiselerinden biri yaşandı. Kerbelâ'da Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sevgili torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki yol arkadaşları, zulme boyun eğmedikleri için şehit edildiler. Bu hadise sadece bir savaşın veya siyasi bir çekişmenin sonucu değil, hak ile batılın, adalet ile zulmün karşı karşıya geldiği bir imtihandı.
Hz. Hüseyin, sayıca üstün bir ordu karşısında geri adım atmadı. Çünkü onun mücadelesi iktidar için değil, hakikatin ve adaletin korunması içindi. Kerbelâ bize, bazen sayıca az olmanın haksız olmak anlamına gelmediğini; asıl meselenin hangi safta durduğumuz olduğunu öğretmektedir.
Kerbelâ'nın mesajı yalnızca geçmişe ait değildir. O gün yaşananlar, farklı şekillerde bugün de dünyanın çeşitli coğrafyalarında karşımıza çıkmaktadır. Bugün Lübnan'da, Filistin'de, İran'da ve dünyanın başka bölgelerinde insanlar zulümle, kuşatmalarla ve haksızlıklarla karşı karşıya kalmaktadır. Acı olan ise, Kerbelâ'da olduğu gibi bugün de mazlumların yardım çağrılarına çoğu zaman yeterince karşılık verilmemesidir.
Tarih boyunca değişen sadece isimler olmuştur. O gün Hz. Hüseyin'i yalnız bırakanlar nasıl kendi çıkarlarını hakikatin önünde tutmuşlarsa, bugün de birçok kişi adaletin ve mazlumun yanında durmak yerine güçlünün safında yer almayı tercih etmektedir. Kerbelâ'yı anlamak, yalnızca o günün acısını hatırlamak değil; bugün de haksızlık karşısında nerede durduğumuzu sorgulamaktır.
Kerbelâ'yı yalnızca kürsülerde anlatmakla, salonlarda anmakla veya kitap sayfalarında okumakla tam anlamıyla kavrayamayız. Kerbelâ'yı anlamak; Hz. Hüseyin'in duruşunu anlamaktır. Zalimin karşısında dik durmak, zillete boyun eğmemek, menfaat uğruna hakikatten vazgeçmemek ve şartlar ne olursa olsun hakkı haykırabilmektir. Hüseyin'i sevmek sadece gözyaşı dökmekle değil, onun uğruna can verdiği değerleri hayatımıza taşımakla mümkündür. Çünkü Kerbelâ bir matemden önce bir duruştur; bir hatıradan önce bir şahsiyet ve mücadele mektebidir.
Kerbelâ, bize zulüm karşısında susmanın tarafsızlık olmadığını öğretir. Hakkın yanında durmanın bedeli ağır olsa da onurlu bir duruşun değeri hiçbir dünya kazancıyla ölçülemez. Hz. Hüseyin'in ortaya koyduğu tavır, asırlar geçse de vicdan sahibi insanlar için bir pusula olmaya devam etmektedir.
Bugün Kerbelâ'yı anmak, sadece gözyaşı dökmek değildir. Kerbelâ'yı anmak; adaletin yanında olmak, mazlumun sesine kulak vermek ve hangi çağda yaşarsak yaşayalım zulme karşı durabilmektir. Çünkü Kerbelâ bir tarih sayfası değil, her neslin yeniden vermek zorunda olduğu ahlaki bir imtihandır.
Rahmet ve hürmetle anıyoruz: Hz. Hüseyin'i, Ehl-i Beyt'i ve Kerbelâ'nın bütün şehitlerini. Allah’a emanet olunuz