KENDİNİ EVEREST BİLEN EGO ÇUKURLU KOÇ’UM

Abone Ol

Bazı insanlar; bilgi, sınıf, ırk, dil, statü, imkân, makam ve zenginliği bir nimet olarak görmez, bilmez ve bu konuda nankördürler.

İmtihan amaçlı verilen bu artıları, genişliği veya farklılığı bir üstünlük sebebi sayar.

Bencil, kibirli, ötekileştiren ve küçümseyen bir tutumla hareket ederler.

Ahlak, inanç, kimlik, dil ve coğrafya onların nazarında değersizdir.

Nefsi arzular ve narsist duygularına hizmet eden birer aparattır tüm değerler ve kıymetler.

Bu sebeple dini, ahlaki ve etnik bir değer ve kıymet üzerinden çok rahat bir şekilde alay ederler, belden aşağı fıkralar anlatırlar.

Faraza halklardan bir tepki geldi mi üç maymunu oynarlar; ama bu tepkiler boylarını aşan, hadlerini bildiren ve rezil konumlarını olumsuz etkileyen bir konuma varınca özür, bahane, yanlış anlaşıldım ve kastım bu değildi işgüzarlığına soyunurlar.

Zenginliği, şımarıklığı, kapital rahatlığı ve beyaz Türk kibriyle ana RAHMİ’nin değerinden yoksun şeytanın KOÇbaşılığına soyunan biri birkaç gün önce bir hastane açılışında en iğrenç bir fıkra ile Kürtlük ve analık üzerinden kadınlığa hakaret etti.

Üstelik yanı başında bu ülkede başbakanlık yapan birinin kahkahaları arasında…

Ben de bu hafta onu ve onun gibi insan müsveddesi ve zekâ embesili kibirlileri bir fıkra ve bazı veciz sözlerle halkımıza tanıtmak isterim.

Buyuralım, boylarının ölçüsünü alan fıkra ve sözlere…

“Doktor, ırkçılık yapan ve kadınları küçümseyen kibirli bir iş adamının derdini dinler. Ve der ki: ‘Beyefendi, şu perdenin arkasına geçin de adamlığınızı muayene edeyim.’ Bu adam, gerçek yüzünün ve rezil kişiliğinin deşifre olacağını anlayınca ‘Doktor Bey, ben de adamlık ne arar?’ demiş.”

ü Bazı insanlar herkese yukarıdan bakınca hayat da onlara hak ettikleri muameleyi yapar ve aşağıdan bir fatura gönderir.

ü Adam, kendisini o kadar yüksekte görüyor ki gerçeklerle göz teması kuramıyor.

ü İnsanları sınıflara ayırıp küçümsüyordu; sonunda yalnızlık sınıfında tek başına kaldı.

ü Herkesi tepeden bakıp küçümsüyordu. Sonra aynaya baktı, bir daha baktı ve aynada siluetini görünce ilk kez haklı çıktığını anladı.

ü İnsanlara o kadar tepeden bakıyordu ki sonunda karakterini yükseklik sandı.

ü Ona göre herkes cahil, köylü ve bidon kafalıydı. Bir gün gerçekten bilge ve arif biriyle karşılaştı. Bilge adamı "Ne kadar kibirli insanmış." Diye suçladı.

ü Kendini seçkin, komprador ve entelektüel sanıyordu. Buna dair tek delil de bunu günde yirmi kez tekrar etmesiydi.

ü İnsanları sürekli ‘din, kimlik, dil, bölge ve cinsiyetleri’ üzerinden sınıflara ayırıyordu. Sonunda kendi yalnızlığını bile bir üst sınıfa yerleştirmeyi başardı(!)

ü O kadar üstten ve kibirli konuşuyordu ki söylediklerini yer bile anlamıyordu.

ü Herkese "Siz anlamazsınız" diyordu. Bir gün biri “Anlat da anlayalım" deyince konuyu değiştiriverdi.

ü Ona göre kendisi Everest’ti. Ama o sadece derin bir ego çukuruydu.

ü Herkese yukarıdan bakardı. Sonra bir gün çukura düştü. İnsanlarla ilk kez kendi seviyesinden konuşabildi.

ü Cenazesinde hiç kimse ağlamadı. Çünkü en yakınları bile onun bir yerden çıkıp insanları tekrar küçümseyeceğinden korkuyormuş.

ü Adam o kadar kibirliydi ki özgeçmişine referansı olarak kendisini yazmıştı.

ü İnsanları ikiye ayırırdı: Kendisi ve kendisi

ü Hayatta herkese tepeden, üstten bakar ve kibirli davranırdı. Sonunda mezar taşı dahi nasip olmadı.

ü "Ben herkesten farklı ve üstünüm.” Der dururdu. Narsistlerin kalabalık kulübünde sıradan bir üye bile olamadı.