Kelam’dan Başka Bir Şey Yapmayanların Hesabı Zor Olacak

Abone Ol

Dilin gürültüsü hakikatin yerini aldığında, suskunluk değil; eylemsizlik suç olur. Ve en ağır hesap, gerçeği bilip yerinden kıpırdamayanlara sorulur.

Artık şunu açıkça söylemek gerekiyor: Bu ümmetin en büyük sorunu düşmanları değil, kendi içindeki atalettir. Dillerimiz durmadan konuşuyor ama ellerimiz hiçbir şey yapmıyor. Her gün aynı cümleler, aynı öfke, aynı şikâyet… Özellikle Katil israil konusunda. Herkes konuşuyor, herkes lanetliyor, herkes veryansın ediyor. Peki, sonra ne oluyor? Koca bir hiç.

Söylenmesi gereken her şey zaten söylendi. Daha ne kadar konuşacağız? Daha kaç yıl “zulüm var” deyip oturacağız? Gazze yanarken, İran bir savaşın eşiğindeyken, başka coğrafyalarda Müslüman kanı dökülürken İslam dünyasının gerçek gündemi ne biliyor musunuz? Kimin kime daha fazla nasıl yanaşacağı... Hangi ülke Amerika’ya daha fazla nasıl faydalı olur, kim onun gözünde daha “uyumlu” görünür… Dert bu. Onur, izzet, adalet değil.

Kur’an ise hayatın dışına itilmiş durumda. Artık bir rehber değil; sadece namazda güzel sesle okunacak bir metin haline getirildi. Anlaşılmasın, yaşanmasın, dönüştürmesin diye adeta törensel bir kitaba çevrildi. Hâlbuki o kitap, korkuyu sadece Allah’a yöneltmeyi emreder. Ama biz ne yaptık? Allah’tan korkmayı bırakıp, O’nun yarattığı kullardan korkar hale geldik. Güç sahiplerinden çekiniyoruz, makam sahiplerinden ürküyoruz, Batı’dan titriyoruz. Sonra da neden zelil olduğumuzu anlamıyoruz.

Çünkü korku yön değiştirdiğinde, zillet kaçınılmaz olur.

Ahlak desen, ortada yok. Sözde herkes Müslüman ama kimse adil değil. Kimse dürüst değil. Menfaat uğruna eğilmeyen kalmadı. Hakikati söylemek yerine, güçlünün hoşuna gidecek cümleler kuruluyor. Hak değil, çıkar konuşuluyor. Böyle bir zeminden ne diriliş çıkar ne izzet.

Ben artık bu boş kelamlardan bıktım. Sürekli konuşan, ama hiçbir risk almayan, hiçbir bedel ödemeyen bu anlayıştan bıktım. Sosyal medyada kahramanlık yapan, ama gerçek hayatta susan insanlardan bıktım. Duaları bile alışkanlık haline getirmiş, içi boşalmış bir topluluk haline gelmekten bıktım.

Şunu herkes bilsin: Allah katında söz değil, amel değerli. Sadece konuşarak, sadece kınayarak, sadece üzülüyormuş gibi yaparak bu işten kurtulamayacağız. Herkesin bir hesabı olacak. Ve en zor hesap, gerçeği bilip hiçbir şey yapmayanların olacak.

Çünkü susmak da bir tercihtir. Hareketsizlik de bir duruştur. Ve bugün bizim durduğumuz yer, izzetin değil; konforun, korkunun ve ikiyüzlülüğün yeridir.

Eğer gerçekten bir değişim istiyorsak, önce dilimizi değil, duruşumuzu değiştirmek zorundayız. Aksi halde biz konuşmaya devam ederiz… ama tarih bizi sadece suskunlar olarak yazar.

Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!