Kehf Suresi 45. Ayetinin Çarpan Etkileri

Abone Ol

Allah(c.c.), hayat kitabımız ve hidayet kaynağımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuş:

“Ey Resulüm! Onlara dünya hayatının misalini şöyle anlat: (Dünya hayatı) gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, yeryüzünün bitkisi onunla (yeşerip) birbirine karışır. Ama (sonunda) rüzgârların savurduğu çerçöp hâline gelir. Allah, her şey üzerinde güç yetirendir"

Dostlar, her okuduğumda beni derinden sarsan, hatta çarpan bu ayetin dört çarpan etkisi vardır. Bunları kısaca açıklamakta fayda vardır:

Birinci çarpan etkisi dünya hayatının faniliğini vurgulaması: Ayet, dünya hayatının yeşil, canlı ve büyüleyici görüntüsünün geçici olduğunu, tıpkı yağmurdan sonra bitkilerin gürleşip ardından kuruması gibi, dünyanın da hızla zeval bulacağını (yok olacağını) vurgular.

İkinci çarpan etkisi insan için ibretlik bir tablo sunması: İnsanın gençliği, sağlığı ve mal mülk sahibi olması, o yeşeren bitkilere benzer. Ancak ölüm rüzgârı estiğinde, tüm bu zenginlik ve canlılık, toza toprağa karışan çerçöpe dönüşür.

Üçüncü çarpan etkisi asıl hayata işaret yapması: Bu benzetme ile insanın asıl odaklanması gerekenin geçici dünya nimetleri değil, ebedi olan salih ameller (kalıcı davranışlar) olduğu hatırlatılır.

Dördüncü çarpan etkisi tüm insanlara bir mesaj vermesi: Dünya hayatının süslerine aldanıp, baki olan ahiret yurdunu unutmamak gerektiği mesajı verilir.

Allah’ım! Küfür ehlinin saldırılarının devam ettiği, bombalar ve füzelerle hedef alınan ilkokul çağındaki sabilerin bedenlerinin parçalandığı, daha ömürlerinin baharında olan bu masum yavrularımızın hayattan koparıldığı, İslam beldelerinin haremi ismetinin ABD Emperyalizmi ve Siyonist çetelerce çiğnendiği bir zamanda, güçleri dağıtılmış, zaafa uğratılmış mazlumlara acı, istimdat eyle!

Zalim ve gaddar rejimlerin zulümleri altında ezilen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocukların, ey Rabbimiz! İslam ümmetinin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ABD ve onun gayrimeşru çocuğu gasıp Siyonistlere peşkeş çeken fahişe kralların, favori diktatörlerin zulmünden bizleri tez zamanda halas eyle! Bize merhamet eyle, tarafından bir sahip gönder, katından bir yardımcı yolla! Sözleriyle yakaran ve dua edenlerin yakarış ve duasına icabet eyle sen Allah’ım!

Müslüman halkların özüne yabancı olduğu, kökü dışarda olan rejimlerin boynunun köküne basabilecek, onları azim bir inkılap ile devirip cehenneme yollayabilecek kudrette devletler ve camialar oluşturmayı nasip eyle Allah'ım! İslam beldelerinde halkların kardeşliğini öteleyip mezhebini, meşrebini ve milliyetini din belleyenlerin tutuşturdukları fitne ateşini söndürebilme kuvvet ve kudretini bizlere bahşet Allah’ım!

Ortadoğu coğrafyasının kan gölüne çevrildiği, dahası büyük değerlerin yitirildiği bir tablo karşısında zamanın mateme durduğu, hem ümmetin acıyla yandığı, dağlar, taşlar ve gökteki kuşların dahi uyandığı fakat katı ve merhametsiz yüreklerin bir türlü uyanmadığı bir tablo karşısında bir daha çarpıldım ve bu ayetten istimdat eyledim. İnsanı gaflet uykusundan uyandıran, dirilen ve hayat veren Kehf Suresinin bütün ayetlerinin tamamıyla birlikte hassaten 45. Ayetinin çarpan etkisini ziyadesiyle hissettim.

Ey dost! Bu dünya hayatı gelip geçicidir, gönül bağlamaya değmez. Hani gökten su iniyor, onunla yeryüzünün bitkileri yeşerip birbirine karışıyor ya, işte bu manzara senin hoşuna gider, ona gönül bağlarsın. Bir bakarsın hoşuna giden manzara rüzgârların kökünden söküp savurduğu çerçöp hâline gelivermiştir. İşte dünya hayatı ve nimetleri de böyledir; nitekim insan hayatı kısa sürede zeval bulmaktadır. Bakarsın o dirilik ve tazelikte hoş bir hâle gelir. Ömür bitip ölüm vakti gelince fenâ rüzgârı onun dalını budağını bir anda kurutuverir. Yokluk rüzgârı onun hırs, tamah, arzu ve emel harmanlarını savurur da savurur.

Şair ne güzel buyurmuş: “Güllerle, çiçeklerle bezenmiş bu gül bahçesine de bir gün yakıp yok edici zehirli bir rüzgâr eser de bu neşeler, bu gösterişler elden gider. O güzelim bahçede ne gül kalır ne de diken. ”