ABD ve Güney Kore’de 9 milyondan fazla yetişkini kapsayan geniş çaplı bir araştırma, kalp krizi ve felç gibi ciddi kalp-damar hastalıklarının neredeyse tamamının önceden tespit edilebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
2025 yılında Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, kalp krizi, inme ve kalp yetmezliği vakalarının yaklaşık %99’u, olaydan önce en az bir temel risk faktörü taşıyordu.
Kalp Krizinden Önce En Sık Görülen 4 Risk Faktörü
Araştırmada öne çıkan dört ana risk unsuru şunlar oldu:
Yüksek tansiyon
Yüksek kolesterol
Yüksek kan şekeri (diyabet veya prediyabet)
Sigara kullanımı (aktif ya da geçmişte)
Bu faktörler, kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda belirleyici rol oynuyor.
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, yüksek tansiyonun açık ara en yaygın ve en riskli faktör olması oldu.
Kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği geçiren kişilerin %93’ünden fazlasında yüksek tansiyon tespit edildi.
60 yaş altındaki kadınlarda bile, kalp-damar olaylarının %95’inden fazlası bu dört risk faktöründen en az biriyle ilişkilendirildi.
Araştırmanın başyazarı, Northwestern Üniversitesi Kardiyoloji Profesörü Philip Greenland, sonuçların son derece açık olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kalp-damar hastalıkları neredeyse hiçbir zaman sebepsiz ortaya çıkmıyor. Kontrol altına alınmamış risk faktörleri, vakaların neredeyse tamamında mevcut.”
Greenland, özellikle tansiyon, sigara, kolesterol ve kan şekeri kontrolünün hayati önem taşıdığını vurguladı.
Araştırma, son yıllarda dile getirilen “hiçbir risk yokken ani kalp krizi” söylemlerine de ışık tuttu. Uzmanlara göre bu algı, çoğu zaman erken evrede fark edilmeyen ya da klinik eşik altında kalan risklerin gözden kaçırılmasından kaynaklanıyor.





