İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, televizyon röportajında, 14 Haziran'da akşamı mutabakat zaptının imzalanmasının ardından atılan adımlar arasında Pakistan Başbakanı'nın savaşın sona erdiğini açıklaması ile ABD Başkanı Donald Trump'ın deniz ablukasının kaldırılmasına ilişkin paylaşımının yer aldığını belirterek, bu iki gelişmenin mutabakat zaptının en önemli maddeleri arasında bulunduğunu söyledi.
Kalibaf, İran'ın Pakistan ve Katar'ın arabuluculuğunda, ABD ile imzalanan mutabakat zaptının 13. maddesinin uygulanmasını takip ettiğini ve Tahran'ın bu maddenin hayata geçirilmesi için öngörülen diyalog sürecine bağlı kaldığını ifade etti.
İran'ın, ABD ile nihai anlaşmaya yönelik müzakerelere, mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. maddeleri uygulanmadan başlamayacağını vurguladı.
Kalibaf, "Üçüncü dayatılmış savaş" olarak nitelediği sürecin İran'a karşı yürütülen kapsamlı bir savaş olduğunu belirterek, bunun yalnızca İran coğrafyasıyla sınırlı olmadığını, coğrafi ve uluslararası ölçekte geniş kapsamlı bir çatışma olduğunu söyledi. Direniş ekseninin Güney Lübnan'dan Yemen ve Irak'a kadar uzandığını ifade etti.
Kalibaf, ABD'nin mutabakat zaptı uyarınca Lübnan'daki savaşı durdurmayı ve ülkenin egemenliğini güvence altına almayı taahhüt ettiğini belirterek, bunu "büyük bir zafer" olarak nitelendirdi.
Mutabakatın birinci maddesinin, Washington'ın Lübnan'daki savaşı sona erdirmesini, Lübnan halkının topraklarına geri dönmesini ve Lübnan devletinin ülke topraklarının tamamı üzerindeki egemenliğine saygı gösterilmesini öngördüğünü söyleyen Kalibaf, mevcut çabaların bu maddelerin nihai olarak uygulanmasına odaklandığını kaydetti.
Kalibaf, Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesinin uygulanmasını denetlemek amacıyla ABD, İran ve Lübnan'dan oluşacak ortak bir komite kurulacağını açıkladı ve Tahran'ın bu süreci ciddiyetle takip ettiğini belirtti.
Buna karşılık Kalibaf, ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarının mutabakat zaptının ihlali anlamına geldiğini ifade ederek, ilk beş maddenin tam olarak uygulanmaması halinde İran'ın bir sonraki aşamaya geçmeyeceğini ve mutabakatın diğer maddelerini uygulamayacağını söyledi. Elde edilen sonuçların "sahadaki güç ile diplomasinin gücünün birleşimini" yansıttığını ve İslam Cumhuriyeti'nin bu dosyada izlediği yaklaşımı ortaya koyduğunu dile getirdi.
ABD'nin taahhütlerinden geri dönme ihtimalinin bulunduğunu belirten Kalibaf, Tahran'ın Washington'a güvenmediğini ve bu nedenle gerekli görülen her türlü karşı adımı atmaya hazır olduğunu ifade etti. "Eğer ABD savaş istiyorsa, biz de savaşmayı iyi biliriz." dedi.
Hürmüz Boğazı konusunda ise Kalibaf, İran'ın mutabakat zaptında yer aldığı şekilde boğazdaki seyrüsefer serbestisini sağlamaya bağlı olduğunu, zaman zaman gerginliklerin artabileceğini ve bazı tarafların anlaşma dışı adımlar atmaya çalışabileceğini söyledi.
Kalibaf, boğazdan ücret alınmaksızın geçiş uygulamasının yalnızca 60 gün süreceğini belirterek, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki haklarından hiçbir koşul altında vazgeçmeyeceğini vurguladı. "Eğer amaç İran'ın petrol satmasını engellemekse, hiç kimse petrolden faydalanamayacaktır." ifadelerini kullandı.
Deniz ablukasının kaldırılmasından bugüne kadar İran'ın 40 milyon varilden fazla petrol ihraç ettiğini söyleyen Kalibaf, ülkesinin petrolünü artık yüzde 20 daha yüksek fiyattan sattığını ve bu satışlardan elde edilen gelirlerin ilgili hesaplara aktarıldığını belirtti.
Kalibaf ayrıca, mutabakat zaptı kapsamında İran'a ait 24 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın 12 milyar dolarının İran Merkez Bankası'nın kullanımına açılacağını ifade etti. Böylece Merkez Bankası'nın ihtiyaç duyduğu her türlü malı, istediği para birimiyle, istediği fiyattan ve dünyanın herhangi bir yerinden satın alabileceğini söyledi.