İyiliğe çağrı ve kötülükten alıkoymak

Abone Ol

Toplumun mayası ulvi değerlerimizdir; dinimizdir, inancımızdır, imanımızdır, İslam’ımızdır. Toplumu ayakta tutan da ileriye, yükseğe ve geleceğe taşıyan da bu değerlerdir.

Bu değerlerin aşındırılmasına dönük çalışmalar, toplumun sarsılması için yapılan ameliyelerdir. Özgürlük ve serbestlik, her cürmü işlemek demek değildir.

Düsturlar, haddini bilmeyene had bildirmek içindir. Herkesin özgürlükler noktasında bir hududu olmalıdır. Yoksa başkalarının özgürlük alanı nasıl belli olacaktır?

Bu ülkede İslami değerlere yapılmadık hakaret neredeyse kalmadı. Hele Müslümanların yaşadığı bir memlekette, mahalle baskısı anlamına gelebilecek düzeyde ahlaksızca ve fütursuzca hareket edenlerin bu denli fazla ve serbest olmasının bir izahı yoktur; olamaz.

Dengesizin biri çıkıp, başkaca espri ve güldürmece konuları bulamamış gibi “Son Kitap” Kur’an’ımızı diline doluyor ve onun üzerinden Yüce Allah’ın sonsuz kudret ve ilmi hakkında ileri geri konuşuyor. Zekâyı, cesareti ve espriyi başkasına veya değerlerimize hakarete dönüştürenlerin zekâsının da cesaretinin de esprisinin de canı cehenneme… Şakalaşmayı küfretmeden, hakaret etmeden beceremeyenlerin zekâsı yoktur; düşmanlığı vardır.

Yaz aylarının başlamasıyla birlikte, sokaklardaki reklam afişlerinden tutun da ipini koparıp sokağı adeta kendi evlerinin içi gibi addederek her türlü mide bulandırıcı davranışta bulunanlara kadar bütün bunlar, değerlerimizi aşındırma ameliyeleridir. Ve bu konuda bir ölçü olmalıdır. Geçenlerde bir gavur memleketinde bir kadın, uygunsuz kıyafeti nedeniyle uçağa alınmadı.

Geçen gün Ankara’dan İstanbul’a gelirken uçağa binen buna benzer bir iki kişi de hakikaten bir önlemle karşılaşmalıydı. Böyle bir serbestlik, ahlaksızlığa hizmet etmekten başka bir şey değildir.

Özgürlük adı altında kötülük yayanların çevreye verdiği zararın sonuçlarından bütün toplum etkileniyor. Ondan sonra da LGBTİ ve uyuşturucu gibi toplumsal sorunlarla mücadele etmek zorlaşıyor.

İyiliğe çağırma ve kötülükten alıkoyma faaliyetini yalnızca birilerinin uhdesinde gördükçe perişanlık yaygınlaşıyor; her geçen gün bu kötülüklerin sonuçlarından etkilenen insan sayısı artıyor.

Kendimize dönüp herkesin, bulunduğu konum ve sahip olduğu imkânlar ölçüsünde iyiliğe çağırma ve kötülükten alıkoyma ilkesine sarılması, yeniden umutların yeşermesine vesile olacaktır.