Trump’ın İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik tehditlerinde Nixon’ın Vietnam stratejisinin izleri görülüyor, ancak mevcut başkanın eski başkanın akıbeti üzerine düşünmesi gerekebilir.
Donald Trump, Richard Nixon’a olan hayranlığını hiçbir zaman gizlemedi; Watergate skandalı ve görevden utanç içinde ayrılması bile bunu değiştirmedi.
Ancak Trump, İran’ı bir medeniyet olarak yok etmekle tehdit edip ardından geri adım atarak bu “taklit” seviyesini yeni bir noktaya taşıdı.
Bu yaklaşım, Nixon’ın diplomatik ilişkilerde kullandığı “çılgın adam teorisi”ne dayanıyor. Bu teori, rakiplerinizi sizin akıl sağlığınızdan şüphe edecek noktaya getirerek onları normalde vermeyecekleri tavizleri vermeye zorlamayı amaçlıyor.
Guardian'a göre Nixon bu fikri, 1968 yılında başkan seçilmeden önce Pasifik Okyanusu kıyısında yaptığı bir yürüyüş sırasında gelecekteki Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Bob Haldeman’a anlatmıştı. Anthony Summers’ın 2000 yılında yayımlanan “The Arrogance of Power” adlı kitabına göre Nixon, “Ben buna ‘çılgın adam teorisi’ diyorum Bob. Kuzey Vietnamlıların, savaşı bitirmek için her şeyi yapabilecek noktaya geldiğime inanmalarını istiyorum” demişti.
Nixon bu yaklaşımı sonraki yıllarda da sürdürdü. Yardımcılarına Sovyet yetkililere kendisinin “biraz deli” ve “en kanlı vahşeti gerçekleştirebilecek biri” olduğu mesajını iletmelerini söyledi. Hatta bazılarına göre bu imajı oluşturmak için abartıya bile gerek yoktu.
1972’de Vietnam Savaşı hala sürerken Nixon, ulusal güvenlik danışmanı Henry Kissinger’a nükleer silah kullanmak istediğini söyledi. “O lanet ülkeyi yok edeceğim, inan bana” diyen Nixon, daha sonra “Nükleer bombayı kullanmayı tercih ederim. Hazır mı?” diye sordu. Kissinger ise bunun “fazla ileri” olacağını belirtti.
Ancak Nixon’ın bu “delilik” stratejisinin diplomatik başarı sağladığına dair kanıtlar sınırlı kaldı. Moskova ile ilişkilerde bir yumuşama sağlanmış ve iki silah kontrol anlaşması imzalanmış olsa da Vietnam’da bu yaklaşım, 1972 Noel döneminde Hanoi’ye yönelik yoğun bombardımana yol açtı. Sonuçta ortaya çıkan barış anlaşmasının şartlarının, bombardıman öncesi şartlardan çok da farklı olmadığı eleştirileri yapıldı.
Bazı yorumcular, Nixon’ın “delilik” yaklaşımının teorinin ötesine geçtiğini de savundu. Summers’ın kitabında, Nixon’ın 40 yılı aşkın süredir görev yapan psikiyatristinin, onun “nükleer düğmeye basacak doğru kişi olmayabileceği” yönünde endişe duyduğu aktarılıyor.
Tüm bunlar, İran’a yönelik “medeniyetini yok ederim”, “taş devrine döndürürüm” gibi tehditler savurduktan hemen sonra ateşkese razı olan Trump’a getiriyor. Bu geri adımın karşılığında Tahran, dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı kabul etti. Ancak İran, boğazdan geçen her gemi için 2 milyon dolar ücret talep ederek bu durumdan ekonomik kazanç da elde edecek.
Bu sonuç, birçok gözlemciye göre Nixon’ın 1972’de Vietnam’da elde ettiği sonuca benzer şekilde “Pirus zaferi” olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası Kriz Grubu’nun İran programı direktörü Ali Vaez, Trump’ın bu süreçte net bir zafer elde edemediğini belirterek, “Muhtemelen eleştirilerin zayıf noktalarını hedef alamayacağı bir zafer anlatısı oluşturmak için büyük bir hamle arıyor” dedi.
Ancak bu tür hamlelerin maliyetsiz olmayacağı vurgulanıyor. İran’ı tehdit ederek geri adım attırmış gibi görünmek, Trump’ın kara harekatı seçeneğinden kaçınmasına da olanak sağlayabilir.
Vaez’e göre İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirmeye yönelik olası bir kara operasyonu “son derece karmaşık, maliyetli ve uzun süreli” olur ve “gir-çık türü bir müdahale” olmaz.
Bu bağlamda, Trump’ın sert ve ürkütücü tehditlerle İran'ı hedef alması şaşırtıcı görülmüyor. Ancak bunun, Trump’ın akıl sağlığına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirebileceği belirtiliyor.
Trump’ın Nixon’ın yöntemlerine başvurması da tesadüf değil. İkili, 1980’lerde Trump’ın Nixon’a hayranlığını ifade ettiği mektuplarla iletişim kurmuştu. 1994’te ölen Nixon’ın, 1990’da Trump’a “Medyanın sana yönelik büyük saldırısı beni senin tarafına çekiyor” dediği aktarılıyor.
Trump’ın yakın çevresinden Roger Stone da bir dönem Nixon’ın danışmanı olarak çalışmış ve sırtına eski başkanın dövmesini yaptırmıştı.





