İki kıtayı birbirine bağlayan köprülerdeki saatler süren bekleyişler, E-5 karayolundaki tampon tampona ilerleyen bitkin sürücüler kentin acı bir gerçeği. Ancak bu devasa beton ormanının tam ortasında, araç gürültüsünden tamamen yalıtılmış ve motor emisyonunun sıfıra yakın olduğu özel bölgeler bulunuyor. Adalar ilçesi, motorlu taşıt kullanımının resmi kanunlarla yasaklanmasıyla bu listenin tartışmasız ve mutlak şampiyonu. Şile'nin iç kesimleri ise onu takip ediyor.
Prens Adaları olarak adlandırılan Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada sınırları içerisinde gezinirken yanınızdan geçen standart bir otomobil göremezsiniz. Tarihi sokakların ve yokuşların tek hakimi yayalar, bisikletliler ve elektrikle çalışan sessiz toplu taşıma araçları. İstanbulluların nefes almak ve stresten kaçmak için hafta sonları akın ettiği bu özel ilçe, sadece Türkiye'nin değil dünyanın en büyük taşıtsız yerleşim alanlarından biri konumunda. Karşı kıyıda ise bambaşka bir ıssızlık, Şile'nin derin orman köylerinde yaşanıyor. Motorlu taşıt verileri buralarda adeta dibe vuruyor.
Adalar'da Benzinli Motorlara Geçit Yok
Geleneksel faytonların da yollardan kaldırılmasıyla birlikte Adalar'ın tüm ulaşım altyapısı hızlıca elektrikli sistemlere entegre edildi. Kamu hizmeti sağlamakla yükümlü olan ambulans, itfaiye ve çöp toplama kamyonları gibi istisnalar dışında, içten yanmalı motora sahip hiçbir özel aracın adalara girişine veya trafiğe çıkmasına kesinlikle izin verilmiyor. Sivil vatandaşların şahsi bir otomobil satın alarak ada yollarında kullanması yasal çerçevede tamamen yasaklanmış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre bölgedeki sivil plakalı binek araç sayısı teknik olarak koca bir sıfır.
Şile'nin Kırsal Mahallelerinde Issızlık
Anadolu yakasının Karadeniz'e açılan en uzak noktası olan Şile, yüzölçümü bakımından İstanbul'un en büyük ilçelerinden biri olmasına rağmen nüfus yoğunluğu son derece düşük. İlçe merkezine saatlerce uzaklıktaki orman köylerinde şahsi bir otomobile sahip olmak hala büyük bir lüks olarak kabul ediliyor. Çoğu kırsal hanenin kapısında bir binek araç bulunmuyor. İnsanlar hastane, pazar veya resmi daire ulaşımını bölgedeki köy kooperatiflerine ait sınırlı sayıdaki eski minibüslerle ortaklaşa çözüyor. Uçsuz bucaksız, yemyeşil orman yollarında saatlerce seyredip karşı yönden gelen tek bir arabaya rastlamadığınız anlar oluyor.
Tamircilere ve Benzinliklere Veda
Söz konusu bu iki ilçenin en temel ortak özelliği, otomotiv ekosistemini ve yan sanayisini hiçbir şekilde barındırmaması. Adalar'da zaten herhangi bir oto sanayi sitesi, egzozcu veya akaryakıt dolum istasyonu fiziki olarak bulunmuyor. Şile'nin ücra, derin köylerinde de durum bundan pek farklı değil. Issız bir orman yolunda aracınızın lastiği patlasa veya yakıtı bitse teknik yardım bulabilmek kilometrelerce yürümeyi gerektirebilir. Megakent İstanbul'un boğucu stresinden ve gürültüsünden uzaklaşmak isteyen vatandaşlar, taşıt sayısının minimum seviyede olduğu bu bakir ve araçsız bölgelere büyük bir özlem duyuyor.