Türkiye İstatistik Kurumu'nun rakamlarına göre, bu devasa mega kentte insanların yaşamını yitirmesine sebep olan hastalıkların en tepesinde açık ara farkla kalp ve damar sistemi (dolaşım) hastalıkları taht kurmuştur. Milyonluk nüfusun her gün maruz kaldığı akıl almaz trafik çilesi, gürültü kirliliği, zamanla yarışma zorunluluğu ve bitmek bilmeyen ekonomik hayatta kalma mücadelesi, İstanbulluların kalbini adeta saatli bir bombaya dönüştürmektedir. Psikolojik stresin fiziksel bir hastalığa dönüşümünün en net örneği olan bu durum, akut kalp krizlerinin ve beyin kanamalarının mega kentteki birincil katil olmasına zemin hazırlamaktadır.

Beton Ormanında Bozulan Yaşam Alışkanlıkları

İstanbul'da kardiyovasküler sistemin bu denli çabuk iflas etmesinin ardındaki çevresel ve bedensel faktörler oldukça çeşitlidir. Şehrin mimari yapısı ve yeşil alan eksikliği, insanları kapalı mekanlara, alışveriş merkezlerine ve plazalara hapsetmektedir. Uzun mesai saatleri ve yolda geçen kayıp zamanlar nedeniyle vatandaşların düzenli spor yapmaya veya evde sağlıklı yemek pişirmeye ne enerjisi ne de vakti kalmaktadır. Hızlı tüketim endüstrisinin sunduğu işlenmiş, aşırı yağlı ve katkı maddeli gıdalarla beslenen İstanbullular, daha otuzlu yaşlardan itibaren damar sertliği (ateroskleroz) sorunuyla yüzleşmek zorunda kalmaktadır. Kirli havanın akciğerlerden kana karışarak damar içi enflamasyonu (iltihaplanmayı) artırması da kalp krizlerini tetikleyen bir diğer sinsi faktördür.

Kanser Vakalarındaki Yükseliş ve Çevresel Toksinler

Dolaşım sistemi hastalıklarını sıkı bir şekilde takip eden ikinci büyük ölüm sebebi ise neoplazmalardır (kötü huylu tümörler). İstanbul gibi sanayi sitelerinin, milyonlarca egzoz borusunun ve devasa şantiyelerin bulunduğu bir şehirde, solunan havadaki ağır metaller ve partikül maddeler hücresel DNA yapısını doğrudan tehdit etmektedir. Tütün kullanımının da yaygın olmasıyla birlikte, özellikle akciğer, gırtlak ve mide kanserleri İstanbul'daki onkoloji servislerinin en çok mücadele ettiği hastalık türleridir. Bu amansız hastalıkların erken evrede teşhis edilebilmesi için check-up kültürünün tabana yayılması ve şehrin stres yükünü hafifletecek kentsel dönüşüm politikalarının insan sağlığı odaklı planlanması, İstanbulluların ömrünü uzatacak en önemli adımlar olacaktır.

Kaynak: Haber Merkezi