Güncel

İstanbul depremi için son dakika açıklaması!

Marmara Denizi'nde beklenen olası depreme ilişkin tartışmalar sürerken, uzmanlardan dikkat çeken yeni değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Uluslararası araştırmaları işaret eden Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul depreminin büyüklüğüne dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte ayrıntılar...

Abone Ol

İstanbul için yıllardır dile getirilen deprem senaryoları yeniden şekilleniyor. Yer bilimcilerin büyük bir kısmı fay hatlarındaki enerji birikimine dikkat çekerek yıkıcı bir sarsıntı uyarısında bulunurken, bazı uzmanlar ise mevcut bilimsel verilerin farklı bir duruma işaret ettiğini savunuyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden emekli Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgedeki sismik hareketliliği ve fayların yapısını inceleyen uluslararası raporlara dayanarak kamuoyunu yakından ilgilendiren bir tespitte bulundu. Bektaş, İstanbul'un kaderinin şiddetli bir yıkım olmadığını belirterek Kumburgaz ve Avcılar segmentlerindeki hareketliliğin doğurduğu sonuçlara işaret etti. İşte ayrıntılar...

KUMBURGAZ SEGMENTİ TAMAMEN KİLİTLİ DEĞİL

Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla fay hatlarının güncel durumunu değerlendiren uzman isim, yabancı araştırmacıların elde ettiği bulguları gündeme taşıdı. Beklenen sarsıntının sanıldığı kadar şiddetli olmayacağını savunan Bektaş, "İstanbul'un kaderi 7.4 değil" diyerek şu açıklamalarda bulundu:

"Alman ve Japon bilim insanlarının 2019-2023 yıllarında yaptıkları creep (fayın sürünerek deprem enerjisi harcaması) çalışmalarına göre Kumburgaz segmenti sanıldığı gibi 'tamamen kilitli' değildir. Yani beklendiği gibi büyük deprem üretemez"

MARMARA'DA MEGA KIRILMA BEKLENMİYOR

Fay hattının bütünleşik bir kırılma yaşamayacağını ve parçalı bir yapıda hareket edeceğini vurgulayan yer bilimci, bu durumun sarsıntının şiddetini doğrudan düşüreceğini aktardı. Riskli bölgelerdeki enerji birikiminin sığlaştığına dikkat çeken Bektaş, iddialarını şu bilimsel bulgulara dayandırdı:

"Bunu kanıtlayan en somut veri Tekirdağ’dan Kumburgaz’a doğru gidildikçe fayın tam sürünme (creep) derinliği ile deprem odak derinliklerinin (deprem üreten zon) aşırı sığlaşmasıdır. Uluslararası bu çalışmalar Marmara'nın boydan boya tek bir mega-kırılma üretemeyeceğini, riskin daha küçük segmentlerin bağımsız ve daha düşük ölçekli sarsıntılarıyla sınırlı kalacağını bilimsel olarak ortaya koyuyor. Sonuç: Beklenen İstanbul depremi 7'den büyük değil, 7'den küçük olmalıdır."

GEÇMİŞ YILLARDAKİ HAREKETLİLİK ZİNCİRLEME ETKİ YARATMADI

Sadece Kumburgaz değil, Avcılar açıklarındaki fay hattının da büyük bir gerilim barındırmadığını belirten Bektaş, geçmişte yaşanan orta şiddetli sarsıntıların büyük kırılmaları tetiklemediğini hatırlattı. Önümüzdeki süreçte de 7 büyüklüğünün altında kalacak sarsıntıların öne çıkacağını savunan Bektaş, tabloyu şu şekilde özetledi:

"Ana Marmara Fayı boyunca batıdan doğuya 2011, 2012, 2019 ve 2025 yıllarında meydana gelen M5–6+ depremler, beklenen M7+'lık tek parça bir kırılmayı başlatmadı ve kırılmalar Avcılar açıklarına kadar ilerledi. Benzer şekilde, 1963'te Adalar segmentinde meydana gelen M6.3 depremi de büyük bir zincirleme kırılmaya dönüşmedi. Bu nedenle, Ana Marmara Fayı'nın sürünmenin (creep) en belirgin olduğu ve deprem odak derinliklerinin en sığlaştığı Avcılar–Kumburgaz arasındaki 15-20 km'lik kesimde M7+ büyüklüğünde bir deprem üretebilecek kadar yüksek gerilim birikimi oldukça düşük bir olasılıktır. Bu nedenle, İstanbul'un batısında ve doğusunda gelecekte de 20. ve 21. yüzyılda görülen M7'nin altındaki orta büyüklükte depremler baskın olabilir."