İslam’ın Gündem Olmasından Rahatsızlar!

Abone Ol

Mübarek Ramazan ayını Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Lübnan başta olmak üzere yaşanan soykırım, işgal ve vahşi kıyımlardan dolayı buruk geçiriyoruz.

Ümmet olarak her yıl Ramazan ayında siyonist terör rejiminin Gazze ve Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırı ve baskınlarına şahit olurduk ve ramazanı yaşamamıza izin verilmezdi. Aksa Tufanı Hareketinden bu yana soykırım saldırıları ve vahşi abluka hiç durmadığı için her ramazan bu acıyı yaşıyoruz.

Gazze soykırımı, Batı Şeria ve Lübnan, siyon-emperyalist güçleri tatmin etmemiş olacak ki, gözlerini İran İslam Cumhuriyeti’ne diktiler ve İran’ı her taraftan kuşatmaya alıp tehditlerle kendi çizgilerine getirmeye çalışıyorlar. Ülkemizde ne kadar da ABD’nin İran’ı vurmasına meraklı(!) bir kitle varmış meğer. Bu konuda haber kanallarını ve yayına katılan bazı uzmanları da anlamakta zorlanıyorum. Onları seyrederken ‘kıyamet ha koptu ha kopacak’ diyecek duruma geliyorsunuz. “Acaba ABD, İran’ı bu hafta mı vuracak”, “ABD, İran’ı bu gece mi vuracak”, “Ortadoğu’da sular ısınıyor”, “Savaşın ayak sesleri” gibi başlıklarla sürekli savaş çığırtkanlığı yapıyorlar. Bu sözde uzmanlar, ABD ve terör rejimi (Allah korusun eğer başarılı olurlarsa) İran’dan sonra sırada Türkiye’nin olduğunu düşünemiyorlar mı? Bazısı da ABD’ye gerekçe üretmek için İran’ı kötüleme ve düşmanlaştırmaya çalışıyorlar. Bu beyler ABD’nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, “Arzı-Mev’ud” açıklamalarını da mı görmediler?

İslam coğrafyası bu mübarek günlerde maalesef büyük bir kıskaca alınmış durumda. Ümmet ve kardeşlerimizin bu sıkıntıları durumlarına üzülüp çare ararken, içerdeki İslam düşmanı piyonlar da kafa kaldırıp adeta “biz buradayız” diyorlar.

Bunlar halkın, ülkenin ve toplumun faydasına olan her olumlu gelişmeye ve icraata “demokrasi”, “laiklik”, “pedagoji” gibi kavramları kılıf olarak kullanıp karşı çıkıyorlar. Topluma zararlı olan her uygulamayı da yine aynı gerekçelerle savunuyorlar. Bazen içkiyi savunuyorlar, bazen fuhşu, bazen teşhirciliği savunuyorlar. Bunlar kendilerini ülkenin sahibi gören “Beyaz Türkler” olarak kendilerini hep hak ve söz sahibi görüyorlar. “Bir şey varsa onun kararını biz veririz” düşüncesindeler. “Beyaz Türkler” halka ve İslam’a düşmanlık eder de onların kardeşi “Beyaz Kürtler” geri kalır mı?

Peki, halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan bir ülkede Ramazan’ı yaşamak istemek neden bu kesimleri rahatsız ediyor ve ortalığı yangın yerine çevirmeye çalışıyorlar? Bu cüreti nereden buluyorlar?

Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin, “Maarif'in Kalbinde Ramazan” teması kapsamında çalışmalar yapılması doğrultusunda 81 ile genelge gönderdi. Müslüman memlekette bundan daha doğal ne var diyebilirsiniz? Ancak radikal İslam düşmanları, siyasal aleviler, kızıl Kemalistler ve Kürt Kemalistler buna karşı çıkmazsa iplerini ellerinde tutan efendilerine karşı görevlerini nasıl yerine getirecekler? Sonra nasıl hesap verecekler? Nasıl fonlanacaklar? Bakan Tekin’in genelgesinden sonra hem de ramazanın ilk günü CHP’nin emanetçi başkanı ve 168 kişi, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisi yayınladılar. Anlaşılan bu kesim darbeleri çok özlemiş de darbe bildirisi gibi “laiklik bildirisi” yayınlıyorlar ve Bakan Tekin’i hedef alıyorlar.

Bakan yetmedi bir de ilahiyi Türkiye’ye sevdiren Celal Karatüre’yi de hedef aldılar. Kendine has samimi tarzıyla kısa sürede gönüllere dokunan bu kardeşimizi de hedef alıp tesğir etmeye çalışıyorlar. Okullarda ilahi okunması, çocuk ve gençlerin İslam’a yönelmesi tabi ki bu kesimleri rahatsız eder.

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, halktan gelen talep üzerine Meclis’te kadın doğum ve kadın hastalıkları servislerinde yalnızca kadın personelin görev yapması gerektiğini söylemesi ile İslam düşmanları hem Dinç’i hem de HÜDA PAR’ı hedef almaya ve saldırmaya başladılar.

İslam’a düşmanlık edenler ve İslam’a yönelik her gelişmeye cansiperane bir şekilde karşı çıkan zavallılar! Biz sizi çok iyi biliyoruz. Bu halk da sizi biliyor. Arkasına saklandığınız ve kalkan olarak kullandığınız maskelerle kendinizi gizleyemezsiniz. Açık açık “Biz İslam’a karşıyız. Biz İslam’ı istemiyoruz” diyemiyorsunuz da laiklik gibi maskeleri kullanarak asıl amacınızı gizliyorsunuz.

Sizin İslam’ın ve Ramazan gibi İslam’ın şiarlarının yaşanmasına, konuşulmasına hatta gündem olmasına tahammülünüz yok. O kadar İslam’a düşmansınız ki, elinizden gelse camileri kapatacak, namaz kılmamıza, oruç tutmamıza engel olacaksınız. Ancak buna gücünüz yok ve hiçbir zaman da olmayacak. Müslüman halk size ve efendilerinize geçit vermeyecektir. Sığındığınız sahte ilahlarınızla birlikte yok olup gideceksiniz.

“...Siz mutlaka yenileceksiniz ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz...” (Al-i İmran Suresi: 12)