Dünya

İran'da 444 gün rehin kalan ABD’li diplomat: Yeni bir savaş İran’ı dize getirmez

Eski ABD’li diplomat Barry Rosen, İran’ın savaşla dize getirilemeyeceğini belirterek mevcut sürecin barış değil, “son derece kırılgan bir denge” olduğunu söyledi.

Abone Ol

İran İslam Cumhuriyeti'ndeki 1979 Büyükelçilik baskınında 444 gün rehin kalan eski ABD’li diplomat Barry Rosen, ABD-İran gerilimi ve yürütülen müzakerelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Rosen, yeni bir savaşın İran’ı geri adım attırmayacağını vurgulayarak, mevcut sürecin son derece kırılgan bir dengede ilerlediğini söyledi.

İran’ı “soyut bir kavram” olarak görmenin yanlış olduğunu belirten Rosen, yaşadıklarından hareketle Tahran’ın krizlere karşı dirençli bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. İran’ın “kırılmadığını, uyum sağladığını ve beklediğini” dile getiren Rosen, bu direnci bizzat tecrübe ettiğini kaydetti.

Pakistan’da yürütülen müzakerelere de değinen Rosen, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanabileceğini ya da başlamadan çökebileceğini belirtti. ABD diplomasisinin İran karşısında geçmişte sık sık başarısız olduğunu hatırlatan Rosen, bunun nedenlerini “aşırı gurur, sabırsızlık ve israil faktörü” olarak sıraladı.

Rosen’e göre mevcut tabloda İran sahada ve masada avantajlı konumda bulunuyor. Tahran’ın hala Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürdüğünü belirten Rosen, küresel ekonominin bu durumdan doğrudan etkilendiğine dikkat çekti.

İran’ın müzakere masasında geniş taleplerle yer aldığını ifade eden Rosen, yaptırımların kaldırılması, nükleer zenginleştirme hakkı, ABD askerlerinin çekilmesi ve bölgesel dosyaları kapsayan kapsamlı bir anlaşma istediğini söyledi.

Öte yandan israilin sürece dahil edilmemesinin risk oluşturduğunu belirten Rosen, israilin saldırıları sürdürmesi halinde tüm dengelerin bozulabileceği uyarısında bulundu.

Rosen, mevcut sürecin bir barıştan ziyade, tarafların “birbirini yok etmemek üzerine sessiz bir mutabakatı” olduğunu ifade ederek, bu kırılgan dengeyi geçmişte yaşadığı rehinelik sürecine benzetti.

Barry Rosen'in değerlendirmesi şöyle:

"İranlı öğrenciler beni bir odaya sürükleyip hiçbir yere gitmediğimi söylediklerinde otuzlu yaşlarımdaydım. 444 gün sonra oradan yürüyerek çıktım. O günden bu yana geçen on yılları, olan biteni ve iki ülke arasında yaşanmaya devam edenleri anlamlandırmaya çalışarak geçirdim.

Bu yüzden bana İran’dan sanki soyut bir kavrammış gibi bahsetmeyin. Ben o çatışmanın bizzat içinde yaşadım. Onu hissettim.

İşte bu yüzden, bu ateşkesle ilgili her şey çileden çıkarıcı olsa da, onu tamamen silip atmaya hazır değilim.

Pakistan’daki müzakerelerden hiçbir sonuç çıkmayabilir. Görüşmeler daha başlamadan çökebilir. Amerikan diplomasisinin İran karşısında sayısız kez başarısız olduğuna tanık oldum; genellikle de hep aynı sebeplerden: aşırı gurur, yetersiz sabır ve odanın köşesinde elinde kibritle bekleyen İsrail.

Ancak iliklerime kadar bildiğim bir şey var: Başka bir savaş İran’ı dize getirmeyecek. Az önce denedik ve işe yaramadı. İran kırılmaz; o içine çeker, uyum sağlar ve bekler. Ben bu inadı 444 gün boyunca yakından izledim.

Beni en çok rahatsız eden şey İran’ın şu an kazanıyor olması değil; bu kazanımı onlara bizim altın tepside sunmuş olmamızdır. Bu müzakereleri Tahran’ın çizdiği çerçeve yönetiyor.

İran hala Hürmüz Boğazı’nı kontrol ediyor. Hâlâ geçiş ücreti topluyor.

Trump onların teklifine baktı ve 'uygulanabilir' dedi. Bugünleri göreceğim hiç aklıma gelmezdi ama işte buradayız.

İran masada her şeyi istiyor: yaptırımlar, zenginleştirme hakları, Amerikan askerlerinin çekilmesi ve Lübnan ile Gazze’de olup bitenleri de kapsayan bir anlaşma. Bu yutulması zor bir lokma. Ve bu görüşmeye davet edilmeyen İsrail, bu anlaşmayla sınırlandırılmaya hiç niyeti olmadığını şimdiden açıkça belli ediyor.

Beni en çok endişelendiren kısım da bu. Çünkü eğer israil bombalamaya devam ederse ve Washington bunu durduramazsa ya da durdurmazsa, bunların hiçbirinin hükmü kalmaz.

Yine de (ve bunu Tahran’a güvenmemek için her türlü sebebi olan biri olarak söylüyorum) topyekün bir savaşa geri döneceğimizi sanmıyorum. Birileri aniden akıllandığı için değil, matematik tutmadığı için. İkinci bir raunt da aynı şekilde sonuçlanır. İran hala Boğaz’ı kontrol ediyor. Tahran kaslarını her gerdiğinde küresel ekonomi hala irkiliyor.

Yöneldiğimiz şey barış değil. Daha küçük ve daha pamuk ipliğine bağlı bir şey; iki ülkenin, ellerinde hiçbir belge ve hiçbir garanti olmadan, bugün birbirlerini yok etmemek konusunda sessizce anlaşması.

Bu kadar kırılgan bir şeye tutunarak hayatta kalmanın ne demek olduğunu biliyorum. 444 gün boyunca elimdeki tek şey buydu."