Birleşmiş Milletler nezdinde Ulusal Vizyon Örgütü’nün (PVA) baş temsilcisi olan diplomat Muhammed Safa, görevinden ani bir kararla istifa ettiğini açıkladı. Safa, “tehlikeli sızıntılar” olarak nitelediği bilgilere göre, uluslararası kuruluşun İran’da “nükleer silah kullanım ihtimalini içeren bir senaryoya” hazırlandığını öne sürdü.

Safa, X platformu üzerinden yaptığı dikkat çekici açıklamada, uzun diplomatik kariyerini neden bıraktığını şu sözlerle dile getirdi:

“Bu bilgileri sızdırmak için kariyerimi feda ettim… İnsanlar durumun ciddiyetini anlamıyor, Birleşmiş Milletler olası bir nükleer saldırıya hazırlanıyor!”

Tahran’da yaşanabilecek insani felakete de dikkat çeken Safa, şu ifadeleri kullandı:

“Tahran 10 milyon insanın yaşadığı bir şehir… Sıradan insanlar, çalışan kesim, hayalleri, aileleri ve çocukları var. Washington’un, Londra’nın ya da Paris’in nükleer bombayla vurulduğunu hayal edebiliyor musunuz? Bu savaşı isteyenler hasta.”

İstifa mektubunda şu ifadeler yer aldı:

Sayın yetkililer,

Uzun bir değerlendirme sürecinin ardından, 2023’te istifa etmeyi düşündüğüm üç yıllık sabrın ardından ve bazı BM üst düzey yetkililerinin BM’ye değil güçlü bir lobinin çıkarlarına hizmet ettiğini açıkça gördükten sonra, New York, Cenevre ve Viyana’daki BM nezdinde PVA Baş Temsilcisi olarak tüm görevlerimi ve üyesi olduğum tüm BM komite ve gruplarındaki rollerimi askıya alma kararı aldım.

BM’nin üst düzey yetkililerinin Gazze’de yaşananları “soykırım”, Lübnan’da olanları “savaş suçları ve etnik temizlik” olarak nitelendirmeyi reddettiği; İran’ın dünya barışına yönelik yakın bir tehdit olarak sunulduğu ve buna karşın israil ile ABD’nin uluslararası hukuku ihlal etmek ve savaş suçları işlemekle suçlanmaktan özellikle kaçınıldığı bir ortamda, olup bitenlerin parçası ya da tanığı olmayı vicdanen kabul edemiyorum. Tüm bunlar güçlü bir lobinin baskısı nedeniyle gerçekleşmektedir.

2015’ten bu yana, II. Dünya Savaşı sonrasında barış ve refahı teşvik etmek amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler’in hedef ve değerlerini destekledim. Ekim 2023’e kadar, uluslararası hukuk, insan hakları ve iklim konularında eleştirel bir ses olarak BM’nin aktif savunucularından biriydim. Ancak o tarihten sonra aynı lobinin yeni bir dünya düzenini dayatmasıyla, her şey Gazze’de başladı. Endişelerimi dile getirip farklı bir bakış açısı sunduğumda, kendimi eleştiriler ve suçlamalarla karşı karşıya buldum.

Ben ve ailem ölüm tehditleri aldık ve BM beni yalnız bıraktı. Mali yaptırımlara maruz kaldım ve yine yalnız bırakıldım. Şu anda BM içinde sansüre uğruyorum ve ifade özgürlüğüm engelleniyor.

Bu yılın başlarında, üst düzey yetkililer ve etkili diplomatlar, küresel medya ve sosyal medya algoritmalarının da desteğiyle, İran’ın nükleer bir tehdit olduğu ve İran’a karşı savaş yanlısı bir atmosfer oluşturulması gerektiği yönünde bir dezenformasyon kampanyası yürüttü. Bu, onların ajandalarını ilerletmek için yapıldı. Bu lobi, sizi İran’ın dünya barışı için yakın bir tehdit olduğuna inandırmak üzere kullanıldı. Bu bir yalandı ve Gazze’de soykırım işlemek için kullanılan yöntemlerin aynısıydı; aynı taktik şimdi Lübnan’da etnik temizlik ve işgal için kullanılmaktadır. BM bu hatayı tekrarlayamaz. BM Genel Sekreteri tarafından önerilen reform süreci anlamlı şekilde uygulanmadıkça, görevlerimi askıya almak zorundayım.

Muhabir: Mehmet Yaman