İran İslam Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilciliği, ABD’nin sunduğu karar tasarısının yol açabileceği sonuçlardan yalnızca Washington’un değil, tasarıyı destekleyen tüm ülkelerin de uluslararası düzeyde sorumlu olacağı uyarısında bulundu.
İran’ın BM Temsilciliği yaptığı açıklamada, ABD’nin Hürmüz Boğazı’yla ilgili siyasi amaçlarla hazırladığı tek taraflı karar tasarısı için “ortak sponsor” olarak gösterilen bazı ülkeleri kullandığını ve bunun artık açık şekilde görüldüğünü belirtti.
Temsilcilik, Washington’un bu yolla yasa dışı eylemlerine geniş bir uluslararası destek varmış görüntüsü oluşturmaya çalıştığını ve bölgede yeni askerî maceralara zemin hazırlamayı hedeflediğini ifade etti.
İran, “Eğer ABD yeni bir gerilimi tetiklerse, tasarıyı destekleyen tüm ülkeler Washington’la birlikte bunun sonuçlarından uluslararası düzeyde sorumlu olacaktır” açıklamasını yaptı.
Açıklamada ayrıca hiçbir siyasi gerekçenin ya da diplomatik kılıfın, bu ülkeleri ABD saldırganlığını kolaylaştırma, destekleme ve meşrulaştırma sorumluluğundan kurtaramayacağı vurgulandı.
Karar tasarısı ve yapılan değişiklik
ABD ve Bahreyn’in, Körfez ülkelerinin desteğiyle BM Güvenlik Konseyi’nde “Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlama” amacı taşıyan revize edilmiş bir karar tasarısını geçirmeye çalıştığı belirtildi. Tasarının odağının ayrıca madencilik ve yeni ücretlendirme düzenlemelerine kaydırıldığı ifade edildi.
Karar tasarısının ilk halinde İran’a karşı güç kullanımına izin veren ifadelerin yer aldığı ancak Rusya ve Çin’in itirazı sonrası metnin değiştirildiği aktarıldı. Yapılan değişiklikle, “Hürmüz Boğazı’nı açmak için güç kullanımına imkan tanıyan BM Şartı’nın 7. Bölümü’ne yapılan atfın metinden çıkarıldığı” kaydedildi.
Tasarıya başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar olmak üzere birçok ülkenin destek verdiği belirtildi.
Rusya: Tek taraflı ve çatışmacı bir adım
Öte yandan Rusya’nın BM Daimi Temsilciliği, Güvenlik Konseyi üyelerine çağrıda bulunarak karar tasarısını reddetmelerini istedi.
Rus tarafı tasarıyı “tek taraflı ve çatışmacı bir adım” olarak nitelendirirken, bunun İran’a yönelik yeni saldırılar için bahane oluşturabileceği ve Orta Doğu’daki gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulundu.





