İran savaşının muhtemel sonucu

Abone Ol

ABD ve Siyonist işgal rejiminin İran’a yönelik saldırıları üzerinden bir hafta geçti.

ABD, ilk günde savaşın birkaç günde biteceğini, sonra iki hafta süreceğini şimdi ise birkaç ay sürebileceğini söylüyor.

Anlaşılan ABD ve siyonist işgalci rejim, İran İslam Cumhuriyetinden bu denli bir karşılık beklemiyorlardı.

Aradan bir hafta geçmesine rağmen sahada psikolojik üstünlük İran’dadır.

Dini Lider Ali Hamaney ve diğer kuvvet komutanlarının şehadetlerine rağmen bu denli kararlı ve stratejik hamlelerle savaşmak ABD ve siyonist işgalcileri ciddi oranda şaşırttı. Gün geçtikçe de bu şaşkınlık psikolojik travmaya dönüşecek.

Malumunuz ilk saldırıdan sonra İran;

İşgal rejiminin birçok noktasını ve Netanyahu’nun ofisini vurdu.

Dubai’deki ABD konsolosluğunu vurdu.

Erbil’da ABD üssünü vurdu.

Bahreyn’de ABD donanmasını vurdu.

Kuveyt’de ABD hava üssünü vurdu.

BAE’de ki ABD’nin stratejik üslerini vurdu.

Katar’daki ABD’nin hava operasyon merkezini vurdu.

Umman’daki ABD’nin ikmal noktasını vurdu.

Suudi Arabistan’daki enerji üslerini vurdu.

Hâsılı, dini lider ve kuvvet komutanlarının şehadetlerine rağmen çok güçlü ve kararlı bir şekilde savunmasını yaptı ve misilleme olarak karşı taarruza geçti. Üzerinden bir hafta geçmesine rağmen bu kararlılık devam ediyor.

Hürmüz boğazını kapatmasıyla küresel çapta bir ekonomik dalgalanmaya sebep oldu.

Bilindiği gibi Hürmüz boğazında günlük 20 milyon varil yakıt sevkiyatı yapılıyor. Ülkelerin elindeki yakıt stoğu bittiğinde o zaman küresel çapta ciddi ekonomik krizler başlayacak. Böylece ABD ve işgalci siyonistlerin birçok ülke ekonomisine verdiği zarardan dolayı dünya geneli bir kamuoyu baskısı ile karşı karşıya kalacaklar.

Bununla beraber ABD’nin iç kamuoyundaki itirazlar ve protestolar günden güne artacak. “11 bin km uzağımızdaki ülke ile neden ve kimin adına savaşıyoruz?” Ya da “neden israilin çıkarına kendi ekonomimizi kurban ediyoruz?”… gibi sorular ve itirazlar arttıkça da iç kamuoyları ciddi anlamda çalkalanacak. Hele hele bu duruma, etkisiz hale getirilen ABD askerlerinin tabutları da eklenince bu itiraz ve protestolar çığırından çıkacaktır.

Siyonist işgalcilerin iç kamuoyu ise daha kötü durumdadır. 7 Ekim Aksa Tufanından sonra bir daha geri gelmemek üzere ayrılan yaklaşık 500 bin işgalci rejim vatandaşı vardır. İran İslam Cumhuriyeti’nin saldırılarından sonra ise fırsat bulan her Yahudi ülkeden kaçmanın yollarını arıyor.

Her ne kadar basına yansımıyor olsa da İran’ın vurduğu öldürücü darbeler korkak Yahudilerin nefesini kesmiş. Kendilerince güvenli sığınaklarda olmalarına rağmen birçoğunun psikolojisi bozulmuş ve kahir ekseriyeti günlük sakinleştirici ilaç almak zorunda kalmışlar. Bu korkak yaratıkların bu durumları uzun süremez. Ya ataları gibi taşlaşacaklar ya da ödleri kopup tüm dünyaya ibret olacaklar.

İran halkı ise tıpkı kahraman Gazze halkı gibi üzerlerine gelen füzelere bakıp tekbir getiriyor ve ülkelerini korumak için “ya şehadet ya zafer” diyerek dünya müstekbirlerine meydan okuyorlar.

Mevcut durum biraz daha devam ederse İran askeri üstünlük sağlamasa bile, ABD ve işgal rejiminin iç kamuoyundaki deprem ve sarsıntı savaşı İran’ın galibiyetiyle sonlandıracak.

Bakmayın haçlı siyonistlerin medyada yürüttükleri galibiyet algısı ve psikolojik savaşa. Allah’ın izni ile bu saldırıların sonunda İran kazanacak, Gazze kazanacak ve ümmet kazanacaktır.

Böylece şehit Şeyh Ahmet Yasin’in, “Siyonist işgal rejimi 2027 yılında yok olacak” müjdesini hep beraber göreceğiz…